Bizler insan olarak dünyaya gözlerimizi açtığımız günden nefes alabildiğimiz şu ana kadar hep yorulduk.
Bebek olarak,
Çocuk olarak,
Birey olarak,
Genç olarak,
Yetişkin ve yaşlı olarak,
Çalışan olarak,
Yurttaş olarak,
Çocukların ağlayışlarından, Öldürülmelerinden ve en acısı beceriksiz ve çaresizliklerimizden...
Hep yorulduk. Belki de yaratılışımız buna göredir.
Belki coğrafyamız,
Belki de yaşam tarzımız ve değerlerimiz,
Kimileri imtihan der, kimileri akılsızlık, kimileri çokbilmişlik, kimileri çok istemek der, der der der arkası gelmez sebeplerin…
Peki, nelerden yorulduk?
Dünyaya gözümüzü ilk açtığımız anda bir pişmanlık duygusu bizi ağlatır. O an yorulacağımızı anlar gibiyiz sanki!
Kimimiz yanlış zaman ve yerde olduğumuzdan yorgun,
Kimimiz bazı eksikliklerden yorgun,
Kimimiz isyan boyutuna gelerek yanlış bir aileden olmamızdan yorgun,
Kimimiz yapmamız gerekenlerin olduğu zaman gücümüzün yetmemiş olmasından yorgun,
Kimimiz kaderimizden,
Yalanlardan, manatçılardan,
Karşılığı olmayan kısırdöngülerden,
Menfaatleri uğruna yasak olan bazı konuların normalleştirilmelerinden,
Satılık insanların çoğalmalarından,
Hakikatleri konuşamamaktan,
Dönen oyunlardan, sahte tiyatrolardan,
İnsanları bir eşya gibi kullanmalardan,
Ahlakın yobazlık olduğu, ahlaksızlığın cesaret abidesi olduğu bir dünyadan,
Kendin olamama korku ve endişelerimizden,
Kimimiz beceriksizlikten yorgun,
Kimimiz çevresinden yorgun,
Kimimiz varlıktan, kimimiz yokluktan,
Kimimiz yanlış tercihlerden,
Herkes bir şeylerden yorgun,
Tamamen rahat içinde olan bir Allah’ın kulu yoktur.
Hep şikayet ederiz. Rabbim bizi şükür edenlerden etsin, şikayet edenlerden etmesin!
Bazı yorgunluklar vardır ki, hepimiz o yorgunluğu iliklerimize kadar his ederiz.
Haksızlıklardan,
Adaletsizliklerden,
Ben merkeziyetçilikten,
Ehliyet ve liyakatsizlikten,
Kühnemiş tarafgirlikten,
Ötekileştirmelerden,
Kabullenmemelerden,
Yerleşmiş vesayetlerden,
Bukalemunca tavırlardan,
Yükselen ırkçı söylemlerden,
Var olan dinci ve ateist söylemlerden,
Benden olmayanı asla kabullenmemelerden,
Batı hayranlığı safsatalarından,
Tarikatların kendilerine paye çıkarma edalarından,
Hayattan çok yorulduk.
“Asrın Felaketi” 6 Şubat depremleri bizi yormadı bu kadar.
Sadece dikkatsiz ve tedbirsizliğimiz bizi biraz üzdü, sahipsizliğimiz, fırsatçılığımız, giden canlarımız bizi bunlar kadar üzmedi.
Konuşanın hain, konuşmayanın cahil tavırları bizi üzdü.
Dost sandıklarımız, akraba sandıklarımız,
Nemaistler ve fırsatçılara teslim oluşumuz bizi ziyadesi ile üzdü.
“Asrın Felaketi” bizleri yok edemedi ama yaşadıklarımız bizleri çok yordu.
Yorgunuz, umutsuz ve çaresizlik içinde.
Hiçbir yorgunluk haksızlıklardan ve gerçeğe kör olmalarından ağır değil,
Hayat pahalılığı vs. bizleri yormadı tahammül edemediklerimiz bizleri yoruyor.
Yorgunuz ama çok yorgunuz. Yükümüzden değil, yanlış yükletilen yükten yorgunuz.
Bir daha yorulmamanız temennisiyle…