Mektuplar dinledim radyoda, sürgünlerden mektupları, sürgünlere mektupları.
Hepsi iyiler.
Ben iyi değilim ama. Bir kuşku içimi kemirir yer.
Radyo bana bir haber vermedi sizden, acı da olsa tek bir haber.
Gece, ey ana, yırtıcı, aç bir kurt, kovalar durur yabancıyı habire, kavaklarsa tutar rüzgârı, hiç bırakmaz.
Ey ana, suçumuz ne?
Ölürüz iki kez:
Bir kez hayatta, bir kez ölümde. Bilir misin gözlerimi yaşla dolduran ne?
Bir gün hasta düşersem, ey ana, yıkılırsa bir gün vücudum acılarla, ne dersin, saklar mı gece buralara sığınmış birinin anısını, bir daha yurduna dönmemiş birinin?
Ne dersin, anar mı gece mezarsız bir ölüyü, bir sığınığı?
Ey kavaklık, hatırla, bir insandı gölgende vurulup öldürülen.
O da bir insandı, der misin bilmem, korur musun cesedimi kargaların açlığından?
Ana, canım ana, bu satırları yazdığım ana, hangi postacı getirecek sana bu mektubu?
Kara yolları kapalı, hava yolları kapalı, deniz yolları kapalı.
Ufuk gibi.
Anam, babam, kardeşlerim, dostlarım, belki sağsınız, belki ölü.
Belki nerde olduğunuz belli değil, benim gibi.
İnsanın ne değeri olabilir, evsiz barksız, yersiz yurtsuz, bayraksız, ne değeri?
Bu dizeler Filistinli Şair Mahmut Şerif’in “Sürgünden Mektuplar” adlı şiirinden. İsrail’in zulmünden kaçarak Lübnan’a sığınan bir şair Mahmut Şerif.
Filistinli, yani İsrail tarafından planlı programlı ve sürekli soykırıma tabi tutulan milletin üyelerinden biri. Filistinli, yani “buralar tevrat’a göre bizim oluyor” diyerek bölgeyi işgal eden İsrailin üzerine oturduğu bölgenin gerçek sahibi.
Filistinli, yani hayatı bir duvarla çevrilip hapsolan, en kısa mesafeye giderken bile kontrol noktalarıngeçmek zorunda kalan ve dünyanın en adaletsiz savaşında soykırıma uğrayan halkın mensubu.
Filistinli, yani İslam ümmetinin hatalarının günahlarının diyetini bu yüzyılda ödeyen, elinde taştan, dilinde “Allahu ekber” sözünden başka bir silahı olmayan mazlum halkın bir bireyi.
Filistinli, yani kendi ülkesinde hapsedilmiş, nefes alamayan, yaşama hakkı tanınmayan, her ramazan ayı üzerine bombalar yağdırılan, dünyaya kendisini anlatamayan, her ramazan üzerine bombalar yağdırılan, kardeşlerinden yardım göremeyen Müslüman halk.
Bir gün gelecek Kudüs Yahudilerden temizlenecek, Müslümanların ilk kıblesı yeniden Müslümanların olacak. O güne kadar zalimlerin karşısında ve mazlumun yanında olarak bekleyelim.
Onlarda beklesin. Hesap günü, Allah(C.C)’ın va’didir.