Galatasaray galibiyeti çok şey ifade ediyor özünde…
Kısaca sayacak olursak: ‘Ligde kalacağım’ demenin ete kemiğe bürünmüş hali, aşağıyla bağları koparma adına önemli bir direniş, Erol Bulut ve sisteminin iş yaptığının en net fotoğrafı…
Ve tabi unutmadan, skor yazarlarına verilmiş en güzel cevap!..
En sonuncusu en önemlisi bence…
Daha 1 hafta önce Erol Bulut’u istifa ettiren, Khalid’i vatan haini ilan eden, Cissokko’ya köyüne dönmesini tavsiye eden pek değerli ‘skor’ yazarları, maçtan çıkan sonuçla beklenildiği gibi 360 derece dönüverdiler!
Bir de adamlar o kadar pişkinler ki sanki 1 hafta önce o yazıları kendileri değil de başkası yazmış.
Nasıl olsa kimse arşivi açıp da kontrol etmez, yaz gitsin anasını satayım.
Yukarıda da söylediğim gibi, alınan bu galibiyet ilk yarı itibariyle küme düşme hattındaki o psikolojik sınırı aşmamızı sağladı. Elbette ‘ligde kaldık’ demek için henüz çok erken ancak alt taraftaki takımların genel durumu da bize şuan bunu sessiz olarak düşündürtmüyor değil.
Gerek ulusal basından, gerekse de yerelden 1 hafta boyunca Galatasaray maçına dair yorumları ve analizleri okudunuz zaten, bir kez daha yazıp da tekrara düşmeye gerek yok. Yalnız, şu galibiyeti gölgeleme adına hafta boyunca beyhude bir çabaya girişenleri anlamakta zorlandım gerçekten.
Yok Galatasaray karışıkmış da, futbolcular hocayı göndermek için oynamamış da…
Bunu yazan emek hırsızlarına sesleniyorum; Hadi farz edelim Galatasaray maçını sizin söylediğiniz nedenlerden dolayı kazandık, peki Trabzon ve Beşiktaş maçları?
Gelelim sezonun son maçına…
Arkasına rüzgarı almış, ligin zirvelerinde Erciyes Dağı’nın doruklarındaki tertemiz oksijeni ciğerlerine çekmiş bir Kayseri takımı bize sahasında kolay kolay puan vermez. Lakin karşılarında da bu ligin en iyi takım savunması yapan ve 1 hafta önce lideri devirmiş bir ekip olacak.
Ne yalan söyleyeyim hislerim ve eldeki doneler 1 puanı kesemize koyup devreye o şekilde gireceğimizi söylüyor.