1986 yılında Trabzon’un bir köyünde kurulan futbol takımının hikâyesini okuyunca çok etkilenmiştim. 1998 yılına kadar 2. Amatör Lig’de mücadele eden Düzyurtspor, ekonomik nedenlerden dolayı yönetimin toplu istifa etmesi ve dört yıl boyunca seçimin yapılamaması yüzünden kayyumluk olan takımı harekete geçirenler “kamyoncular” olmuştur. 2002 yılında Düzyurtspor kapanmak üzereyken takımın eski oyuncusu ve şimdiki teknik direktörü aynı zamanda dolmuş şöförü Ömer Ortakudaş, yeni yönetimi toplayarak takımın başkanı seçilir.
Kamyoncu arkadaşlarından para toplayarak borçları ödeyen Ortakudaş, takımın da başına geçerek maçlara devam eder. 2005-2006 yılında oynadığı 16 maçın hepsini galip gelerek 20.yılında ilk şampiyonluğu tadıyor Düzyurtspor. 1. Amatör Lig, Trabzon Süper Amatör Lig, Bölgesel Amatör Lig (BAL), TFF 3.Lig ve TFF 2. Lig… Sadece Süper Amatör Lig’de bir yıl takılıyor. Diğer ligleri aynı yıl şampiyon bitiriyor. İkinci lige yükselen ilk köy takımı ünvanını da unutmayalım.
Yeni Malatyaspor’un Hatay’a yenildiğini duyunca Düzyurtspor aklıma geldi. Kömürlükte formalarını giyen köy takımının o inancı herkese ders olmalıdır. Paranın her şeye yetmediğini, inancın ve doğru insanlarla çalışmanın gerekliliğinin farkında olduğu bir yönetim anlayışına sahip olmadan ve futbol kulübünü sadece galibiyetlerde destek vermek yerine her koşulda destek veren bir futbol şehri olunca belki başarı ortaya çıkar.
“Dar alanda kısa paslaşmalar” filmini çok severim ve futbolseverlere tavsiye edebilirim. Rahmetli Savaş Dinçel ve Erkan Can’ın müthiş oyunculuklarını sergilediği bir mahalle futbol takımının halini anlatır film. Çok ders çıkarılacak bir filmdir.
Yeni Malatyaspor’a bir “yeni” eklemeye gerek yoktur. Futbolu siyasetten arındırarak ve gerçekten “emir” ile değil “gönül” ile başlayan bir ekiple, yeniden “yeni” olabiliriz. Yeniden başarabiliriz.
HADİ GEL KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM
İnanın o köye dönmek gerekir. 1980’lerde Kale’nin bir köyünden bir dolmuşa binen köylüler ta Muş’a maç seyretmeye gidiyorlardı. Türkiye’nin en gelişmemiş 2.ilçesinden bahsediyorum. Ki o zamanlar ilçe dahi değildi Kale. Bundan 25-30 yıl önceki futbol sevgisi ile şuan ki bir mi? 25 yıl önceki futbol sevgisinde “siyaset” yoktu.
“Ya biz kazanmasını istemiyor muyduk?” türü bir siteme en güzel cevap, “evet” olur. Bazen orada durmak belki de “istememek” ile eş değer tutulur. Sürekli “teknik” insanları değiştirerek başarı sağlanacağı ile ilgili kafada birikmiş bir algı yanılsaması var. Dünyanın her ülkesinde tanınan bir teknik adam Galatasaray’ın başına geldi ve ikinciliği zar zor kaptı.
Sevmek bazen zarar getirebilir. Çok iyi bir insan olup çok başarısız bir yönetici olabilirsiniz. Türkiye, iyi insanların çok olduğu ve aynı zamanda başarısız yöneticilerin bolluğuyla meşhurdur. Çok hatası olan iyi bir insan, lafı bu toprakların sözüdür.