YAZIYORUZ DA DİNLEYEN, TAKAN KİM!

Abone Ol

Gazetecilerin, yaşadığı şehre, o şehrin insanlarına karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluğu yerine getiren basın mensubu ya da gazeteci, kayda değer bir kitle tarafından izlenir-okunur.

Tabi yerel basının yukarıda bahsettiğim sorumluluğu yerine getirebilmesi, o şehrin ya da bölgenin yönetici sınıfı, yaşayan insanları ve demografik yapısıyla yüzde 100 bağlantılıdır.

Mesela yöneten sınıfının gazetelerde- televizyonlarda kendisiyle ilgili yapılan olumlu ya da olumsuz haberleri dikkat alıp almadığı, o şehrin insanlarının yazılı ve görsel basını hangi aralılarla takip ettiği gibi önemli doneler, gazetecinin yönetici sınıfı üzerindeki etkinliği konusu hakkında bilgi sahibi yapar bizi.

Bu konuda Malatya'yı incelediğimizde ne yazık ki takip eden ancak çoğu zaman dikkate almayan bir yönetici sınıfı profili görüyoruz.

Örneğin Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır'ın yazılı ya da görsel basını takip edip, ya da ettirip, bu haberlerden alınması gereken önemli noktaları almadığını herkes biliyor.

Tabi bunda Malatya basınının önemli bir bölümünün inandırıcılığını kaybetmiş, işinin hakkını veremiyor olması önemli bir etken; lakin gerçek gazetecilerin yaptığı gerçek haberlerin de sadece “art niyetli eleştiri” olarak geçiştirildiğine geçmişte birçok kez şahit olduk.

Bu durum zaman zaman gazeteci üzerinde “nasıl olsa adam takmıyor, boşuna kendimizi yormayalım” bıkkınlığı yaratmıyor değil.

Yanlış mı, yanlış elbette gazetecinin böyle düşünmesi… Sonuçta sen bir amme işi yapıyorsun ve bu işin gerektirdiğini yapmak zorundasın… Yani yanlış gördüğün şeyleri yazmak zorundasın. Yönetici alır ya da almaz.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır'ı örnek olarak gösterdik ama aslında örnekleri çoğaltabiliriz.

Sanırım Başkan Çakır'ın ki biraz da yakın çevresinin etkilerinin yansımaları… Yani adamı görsel ve yazılı basınla ilişkiler konusunda yanlışa iten birileri var diye düşünüyorum. Yukarıda söylediğim gibi bunun Malatya basınının imajıyla da elbette ilgisi var.

Bu konuya şundan dolayı girdim aslında: Geçenlerde sosyal medyadan bana ulaşan bir okurum Malatya Belediyesi'ndeki işe alımlarla ilgili de bir iki kelime yazmamı istedi. Ben de bu konuyla ilgili daha önce defalarca yazmamıza rağmen hiçbir şeyin değişmediğini söyledim.

Okurun, görevi yanlışları -görülmeyenleri yazmak olan yazara bu şekilde bir istekte bulunması çok doğal… Peki yazarın okura bu şekilde dönüş yapması doğru mu? Bence değil!

İşte bahsettiğim de bu… Şehri yönetenlerin duyarsızlığının medyayı uğrattığı akamet!

Yaz, yaz da dinleyen, amiyane tabirle takan kim!


MUSTAFA UĞUR İŞİNİ ŞANSA BIRAKMAZ

Cumartesi olur da futbol yazısı olmaz mı, olur elbette… Hele bir de Yeni Malatyaspor zirvedeyse değmeyin keyfime.

Geçen haftaki harika oyun ve skorla gelen liderlikten sonra yarın oynayacağımız Bayrampaşa karşılaşması önem değeri açısından kritik eşik olarak adlandırılabilir bence. Çünkü galip gelmemiz halinde belki de zirvede yalnız kalacağız.

Geçen hafta Hacettepe karşısında darma dağın olmuş bir Pendik'in artık kolay kolay kendine geleceğini sanmıyorum… Ve sahasında harika bir oyunla rakibini 5-0'la geçmiş bir Yeni Malatyaspor'un da kolay kolay liderliği teslim edeceğini düşünmüyorum.

İlk yarının kalan 3 haftasında alacağımız 7 puan bizi zirvenin hâkimi yapar. Bu bilince sahip futbolcuların sahada geçen haftalara oranla daha büyük bir özgüvenle mücadele edeceğinden hiç şüphem yok.

Geçen haftaki yazımda da paylaşmıştım… Bu takım ilk yarıyı 3 ya da 4 puan farkla lider tamamlar.

Ve düşünün, bu karne henüz o istediğimiz seviyeye gelememiş Yeni Malatyaspor'un ilk yarı karnesi olacak. Bence bu bile büyük bir başarı olur.

Yeni oluşturulmuş bir kadroyla bunu başaran Mustafa Uğur'un ikinci yarı için şimdiden kafasında bazı önemli noktaları şekillendirdiğine de eminim.

Benim tanıdığım Mustafa Uğur işini şansa bırakmaz!