Yazan Kim? Oynayan Kim? Susan Kim?

Abone Ol

Malatyaspor bir zamanlar şehrin onuruydu. Tribününde herkes eşitti; sağcısı da vardı, solcusu da, esnafı da vardı, işçisi de... Şimdi ortada ne tribün kaldı ne umut. Bir avuç adam şehri sustura sustura batırdı.

Biri Haşim Karadağ.

Efsane Malatyaspor’u bitiren adam.

Şimdi “Yeniden Malatyaspor’u kurtarmaya geldim” diyor.

Ama cebinde efsane kulüpten kalan 200 milyonluk temlik duruyor.

Yani biri hem evi yakıyor hem “yangını söndürmeye geldim” diyor.

İroni bu ya, Malatya buna bile sessiz.

Öteki Adil Gevrek.

Yıllarca “Yeni Malatyaspor”un başındaydı.

Kulübü 1 milyar 100 milyon borçlandırdı.

Ama hâlâ kulislerde, gölgelerde dolaşıyor.

Haşim Karadağ’a “eksik kalırsa ben tamamlarım” diyor.

Neyi? Batırdığı hesabı mı, kalbimizi mi, yoksa şehri mi?

Ve bu tiyatronun en trajik rolü:

Seyircinin bile sustuğu bir sahnede, siyasiler de sessiz.

İktidarı da, muhalefeti de.

Hiçbir vekil çıkıp da “Bu işte ne oluyor?” demiyor.

Sanki Malatyaspor başka bir şehrin takımı.

Sanki bu borçlar başka bir halkın sırtında.

Halbuki bu şehir onların oylarıyla, dualarıyla, desteğiyle yükseldi.

Şimdi batarken herkes sağa sola bakıyor.

Bu sessizlik ihmal değil, bir tür sırt çevirmedir.

Bir tiyatro oynanıyor Malatya’nın gözü önünde.

Oyuncuları tanıdık: Karadağ, Gevrek ve susturulan şehir.

Ama peki ya yazarı?

Asıl yazan kim?

Perdeyi aralayan elleri görmüyoruz.

Ama hissediyoruz.

Bu senaryo düpedüz alaydır.

Şehirle, taraftarla, emekle.

Ve o susturulmuş, uzaktan izleyen siyasetçiye bir not düşelim:

Bugün susan, yarın bu şehrin yüzüne bakamaz.

Malatyaspor sadece bir futbol kulübü değildir; bu şehrin onurudur.

Sahneye çıkmayan vekil, sahte kahramanların elini sıkmasın.

Çünkü bu halk unutmaz.

Unutmaz ki bu enkazın içinde susan herkesin parmağı vardır.

Bu şehir figüranlık yapmaz.

Ya başrol olur ya perdeyi kapatır.

Bu yazının yazarı belli.

Ama asıl sorun, bu oyunun yazarı kim?

Yıkılan tribünler kadar, yıkılan güvenin hesabı da sorulacak elbet.

Şimdilik sadece yazıyoruz…