Son zamanlarda Malatya’da bir “yardım modası” aldı başını gidiyor. Ama öyle böyle değil… Yardım kolileri dağıtılıyor, ziyaretler yapılıyor, fotoğraflar servis ediliyor. Lakin ortada bir tuhaflık var. Yardımdan çok reklam, dayanışmadan çok vitrin çalışması göze çarpıyor.
Özellikle Veli Ağbaba’nın paylaştığı yardım kolileri kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık oluşturdu. Kolilerin üzerinde kendi fotoğrafı ve isminin bulunduğu posterler… İşte tam da bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: Bu gerçekten bir yardım mı, yoksa siyasi bir yatırım mı?
Yardım dediğiniz şey sessiz olur. Gösterişsiz olur. Mahcup olur.
Atalarımız ne güzel söylemiş: “Sağ elin verdiğini sol el görmesin.”
Çünkü iyilik, alkış için yapılmaz. İyilik, afişe edilmez. İyilik, ihtiyaç sahibini teşhir etmez.
Ama bugün görüyoruz ki yardım kolisiyle birlikte afiş de dağıtılıyor. İyilik yapılırken reklam panosu da kuruluyor. Üstelik o koliyi alan vatandaşın onuru, mahremiyeti hiç düşünülmeden…
Ne güzel dünya!
Hem yardım edeceksin,
Hem kendi fotoğrafını kolinin üstüne bastıracaksın,
Hem de bunu kamuoyuna servis edeceksin.
Sonra da buna “sosyal sorumluluk” diyeceksin.
Açık konuşalım:
Reklam kokan yardım, yardım değildir.
İyilik kisvesi altında yapılan propaganda ise toplumsal güveni zedeler.
Üstelik mesele sadece bir milletvekiliyle de sınırlı değil. Malatya’da son dönemde “dernek başkanı” unvanıyla ortaya çıkan, muhtarları yanına alıp kapı kapı dolaşan, esnaf ziyaretleri yapan ama iş çözmeye gelince ortada görünmeyen bir kesim daha var.
Soruyorum:
Milletvekili adayı mısınız?
Oda başkanı mı olacaksınız?
Siyasete mi hazırlanıyorsunuz?
Cevap net değil.
Peki o zaman bu çaba ne için?
Bu koşturmaca kimin adına?
Bu ziyaretlerin amacı ne?
Eğer gerçekten iş insanı kimliğiyle yardım yapıyorsanız, yine söylüyorum: Sağ elin verdiğini sol el görmesin.
Ama eğer mesele görünür olmak, isim yapmak, ileride bir koltuk kapmaksa… O zaman çıkın açık açık söyleyin. Halkın duygularını araç haline getirmeyin.
Çünkü Malatya zor günlerden geçti. Deprem gördü, yıkım gördü, kayıp yaşadı. Bu şehirde insanların ihtiyacı olan şey reklam değil; samimiyet, çözüm ve gerçek dayanışmadır.
Yapılan iyilik, eğer gösterişe dönüşüyorsa;
o iyilik, iyilik olmaktan çıkar.
Ve bazen, reklam için yapılan yardım…
Yapılmamış yardımdan daha çok yara açar.