Yanmayan ağaç değil, yakmayan insan yetiştirmeliyiz

Abone Ol

İNSANLIĞIN SORUMLULUĞU: YAKMAYAN İNSANLAR YETİŞTİRMEK

Prof. Dr. Aziz Sancar’ın “Yanmayan ağaç değil, yakmayan insan yetiştirmeliyiz” sözü, insanlığın en temel sorunlarından birine ışık tutmaktadır: İnsan eğitimi ve değerler sistemi. Bu söz, sadece doğayı değil, insanlığı koruma sorumluluğumuzu da hatırlatır. Çünkü çevremizi, toplumu ve geleceğimizi tehdit eden sorunların büyük bir kısmı, bireylerin doğru değerlerle yetiştirilmemesinden kaynaklanır.

Çevresel felaketlerden savaşlara, toplumsal adaletsizliklerden ahlaki yozlaşmaya kadar yaşadığımız pek çok sorun, insanın vicdan, ahlak ve maneviyat eksikliğiyle doğrudan ilişkilidir. Ağaçları, ormanları korumak önemlidir; fakat bunları yakmayı aklından bile geçirmeyen, insanlığa zarar vermeyen bireyler yetiştirmek çok daha önemlidir.

İslam dini, insan eğitimine ve ahlaki değerlerin kazandırılmasına büyük önem verir. Hz. Muhammed (sav), “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurarak eğitimin temelinde ahlakın yer aldığını vurgulamıştır. İslam, sadece bireysel anlamda değil, toplumsal huzur ve barışın sağlanmasında da insanları ahlak ve maneviyat ekseninde eğitmeye çağırır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Sizin en hayırlınız, ahlaken en güzel olanınızdır” (Tirmizi, Birr, 27) diyerek ahlaklı bireylerin, toplumu ve insanlığı kurtaracak en önemli unsur olduğunu açıkça belirtmiştir.

Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Önce ahlak ve maneviyat” sözü de bu sorunun çözümüne işaret eden bir uyarıdır. Ahlak ve maneviyat ile büyümeyen bir birey, sahip olduğu bilgi ve yetenekleri yanlış amaçlar için kullanabilir. Bu da insanlığa fayda yerine zarar getirir. İnsan eğitimi, yalnızca bilimsel bilgi değil; aynı zamanda sevgi, merhamet, adalet ve empati gibi değerlerin bireye kazandırılmasını da kapsamalıdır. İslam’ın eğitim anlayışı da bu değerleri merkeze alır ve insanın hem dünyasını hem de ahiretini imar edecek bireyler yetiştirmeyi amaçlar.

EĞİTİMİN GÜCÜ İLE GELECEĞİ İMAR EDEN NESİLLER YETİŞTİRMELİYİZ

Eğitim, bir toplumun kaderini belirleyen en güçlü araçtır. Ancak bugün eğitim sistemleri genellikle bireyleri akademik başarıya ve rekabet odaklı bir anlayışa yönlendirmektedir. Oysa eğitim, bireyin zihnini olduğu kadar vicdanını da geliştiren bir süreç olmalıdır.

İslam, eğitimi bir ibadet olarak görmüş ve öğrenmeyi Allah’a daha yakın olmak için bir araç olarak kabul etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in ilk emrinin “Oku!” (Alak, 96:1) olması, İslam’ın eğitime verdiği önemin en büyük göstergesidir. Ancak bu okuma, yalnızca bilgiye ulaşmayı değil, aynı zamanda insanın kendisini ve Rabbini tanımasını hedefler. Bu nedenle, yakmayan insan yetiştirmek için eğitimi, yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı tutmamak gerekir.

Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vurguladığı gibi, eğitimin temelinde ahlak ve maneviyat yer almalıdır. Çocuklara, bilgi ile birlikte merhamet, adalet, hoşgörü ve barış değerleri aşılanmalıdır. İslam’ın eğitime verdiği önemle yetiştirilen bireyler, yalnızca akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda vicdanlarıyla da topluma örnek olur. Peygamber Efendimiz (sav), “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin” (Buhari, İlim, 11) diyerek, sevgi ve hoşgörüyle eğitimin önemine işaret etmiştir.

YAKILAN ORMANLARDAN YIKILAN ŞEHİRLERE

Orman yangınları, doğanın geri dönüşü olmayan tahribatına yol açarken; savaşlar, toplumların sosyal dokusunu, insanlığın değerlerini ve milyonlarca hayatı yok etmektedir. Her iki felaketin de kökeninde insanın sorumsuzluğu, bencilliği ve vicdansızlığı yatmaktadır.

Aziz Sancar’ın sözünden yola çıkarak, ağaçları korumak kadar, o ağaçları yakmayı düşünmeyen, barışa hizmet eden bireyler yetiştirmenin önemini anlamalıyız. Çünkü vicdanlı bir birey, hem doğaya hem insanlığa zarar vermekten kaçınır.

İslam, bireylere “Yeryüzünü imar edin” (Hud, 11:61) emrini verirken, doğayı koruma ve insanlara zarar vermeme sorumluluğunu açıkça ortaya koyar. İslam ahlakıyla yetiştirilen bir insan, hem doğaya hem de insanlığa zarar vermekten kaçınır. Çünkü böyle bir birey, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” (Müslim, İman, 74) diyen bir Peygamber’in ümmeti olduğunu bilir.

GELECEK KUŞAKLARA BORCUMUZ

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak, bugünün yetişkinlerinin en önemli sorumluluğudur. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Önce ahlak ve maneviyat” sözü, bu sorumluluğun temelini oluşturur.

İslam, bireylerin birbirine karşı sorumluluğunu vurgular. Allah, Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun” (Tahrim, 66:6) buyurarak, bireyin ailesine ve topluma karşı sorumluluğunu hatırlatır. Bu sorumluluğun temelinde, insanı güzel ahlak ve maneviyatla donatmak yatar.

Bugün plastik kirliliği, iklim değişikliği, savaşlar ve toplumsal adaletsizlik gibi sorunlar, insanlığın vicdan ve bilinç eksikliğinin bir sonucudur. Eğer çocuklarımıza çevreye saygıyı, barışın değerini ve adaletin önemini öğretmezsek, bu sorunların bedelini gelecekte çok daha ağır öderiz. İslam eğitimiyle yetişen bireyler, sadece bu dünyada değil, ahirette de hesap vereceğinin bilincinde olarak hareket eder ve çevresine zarar vermekten sakınır.

SONUÇ OLARAK

“Yanmayan ağaç değil, yakmayan insan yetiştirmeliyiz” sözü, insanlığın kurtuluşunun vicdan, ahlak ve maneviyatla büyütülen bireylerde olduğunu vurgular. İslam dini, insanı yalnızca dünyası için değil, ahireti için de en güzel şekilde eğitmeye çağırır. Bu nedenle, eğitimde bilgi kadar sevgi, adalet, empati ve merhamet de öğretilmelidir. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da dediği gibi, önce ahlak ve maneviyat olmadan dünya barışı ve doğanın korunması mümkün değildir.

Unutulmamalıdır ki, İslam’ın ahlak ve maneviyat anlayışıyla yetiştirilen bireyler, yalnızca doğayı ve insanlığı değil, insanlığın geleceğini de koruyacaktır.

“Barış, merhamet ve adaletle yetişen bir birey, savaşların değil; barışın, yıkımın değil; inşanın teminatıdır.”

Saygılarımla