Yanlışa yanlış doğruya doğru!

Abone Ol

Aday olduğum ilk ve üçüncü Baro Başkanlığı seçiminde, bana seçimi kaybettiren biri Sünni, diğeri Alevi, CHP il başkanlarıydı.

Biri, bir kısım oylarımı alabilecek üçüncü bir aday çıkardı.

Diğeri, daha garantili olsun diye, bir kısım avukatları, doğrudan yarıştığım adaya oy verdirtti.

İki seçimin de hemen sonrasında milletvekili seçimi vardı çünkü.

İkisi de başarılı oldu!

İki tertip de, su götürmez şekilde tespit edildi.

Ağırlıklı CHP olmak üzere, “Milli olmayanlar” dışında, her gruptan meslektaşımdan oy aldım.

Hiçbir kişiye, gruba, siyasi çevreye farklı konuşmadım, açık kimliğimle, açık benliğimle konuştum.

MHP’li bir arkadaş,

-Milliyetçi bir basın açıklaması yap biz sana oy verelim dedi.

-Ismarlama açıklama yapmam. Ben bilindiğim, göründüğüm gibiyim dedim.

Baro seçiminin sabahası (ertesi) günü, erkenden, telefonum çaldı.

Arayan Belediye Başkanımız Cemal Akın’dı,

-Yahu gardaş, sen ne yaptın da bu kadar avukatın sevgisini kazandın? deyip tebriklerini bildirdi.

Az sonra arayan ikinci kişi de, yine eski Belediye Başkanımız Avukat Seyhan Semerci ağabeydi. O da tebrik etmek için aramıştı. Nur içinde yatsın…

Seçimden birkaç gün sonra ABD Adana Başkonsolosluğundan gelen bir yazıyı getirdiler önüme.

-Vatandaşlarımızın hukuki sorunları olduğunda başvurmaları için, Baro’nuzda İngilizce bilen avukatların isimlerinin bildirilmesini rica ederiz deniyordu.

Bana anlamsız gelmişti bu talep.

Bu yolla “adam” edinecekler kuşkusuyla, hiçbir yanıt vermedim.

Malatya Rotary Kulübünde bir konuşma yapmam için davet edildim.

“Ne yaptıklarından, kime çalıştıklarından emin olmadığım için” ısrarlı daveti kabul etmedim.

Erzincan Başsavcısı Ümit Cihaner, Fetöcü darbeciler tarafından gözaltına alındığında,  Gönüllü Toplum Kuruluşları Birliği yöneticileri olduklarını söyleyip, randevu alarak ofisime gelen hiç tanımadığım altı-yedi kişi,

-Başımıza geç, Ümit Cihaner’le ilgili açıklama yapalım. İlla CHP’den milletvekili olmanız şart değil dediler.

Benim milletvekili olma sevdasında olduğumu sanıyorlardı.

Gidip öteki odadan, hazırladığım Basın Açıklamamı getirip gösterdim.

-Ben açıklamamı yazdım. Kimseye bakarak da yazmadım. Bunu vereceğim basına dedim. Çok üstelediler. Kabul etmedim.

Akşam, televizyona çağrılmıştım. Orada, İlhan Cihaner’le ilgili konuşurken,

-Erzurum’dan savcı gelmiş, polislerle odasına girmiş. Adamı ayağa kaldırmış. Çekmecesini, orayı burayı arıyorlar. (Oturduğum yerden birden ayağa kalkarak) Adam ne yapsın? Silahını çekip vursun mu? demiştim.

Zaman Gazetesinin, Türkiye’nin diğer birkaç barosu başkanıyla birlikte bana da yönelttiği, Balyoz Darbe Planı! hakkındaki soruya da,

-Millet iradesine yönelik her türlü darbeye karşıyız. Balyoz Darbe Planıyla ilgili de, basına servis edilen bilgiler ışığında düşünmenin zorluğu içindeyiz. Buzdağının su içindeki kısmında ne olduğunu bilmiyoruz çünkü demiştim.

TBB’de, Baro Başkanları Toplantısın da yaptığım konuşmada da

-Her şey hukuka uygun görünüyor. Savcı gözaltı kararı veriyor. Kolluk emri yerine getirip gözaltına altına alıyor. Savcı ifadesini alıp, tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine gönderiyor. Mahkeme de tutuklama kararı verip cezaevine gönderiyor.

Sonra da basına, ‘Her kim, hangi makamda olursa olsun, kanunun üstünde değildir.” açıklaması yapılıyor.  

Süreç, böyle hukuka uygun görüntü verilerek işletiliyor.

Ama benim kuşkum var. Elimde değil, kuşkularım var demiştim.

Böyle bir konuşma TBB’de ilkti.

Birçok başkandan tebrik almıştım.

Bizimki, kim, hangi dönem olursa olsun “Yanlışa yanlış, doğruya doğru” deme hasletidir; kötü(!) huyudur.

O tarihlerin etkin televizyonu TV Malatya’nın, ana haber jeneriğinde benim görüntüm de vardı.

Duayen TV’ci Rıfat Gökçe’nin, bir programda,

-Selahattin Sarıoğlu’nun Baro Başkanlığına seçilmesi bir kırılma noktasıdır. Bundan şu anlaşılıyor ki, CHP Sarıoğlu gibi adaylar gösterdiğinde iktidara gelebilir, dediğini anımsıyorum.

Ak Partili olduğum için şimdi benimle hiç arası olmayan Rıfat Gökçe kardeşimden istirhamım, “Bana, eskiden olduğu gibi güvenmesidir.”  

Çünkü, Türkiye için, Malatya için, değişmez huyumuz,

-Yanlışa yanlış, doğruya doğru demektir.