Yalçın Ayhan yoksa...

Abone Ol

Neyi konuşalım, neyi yazalım Allah aşkına!

Şu seviyede bir takımın yarım saat içinde 3 ölü toptan gol yemesini hangi cümlelerle izah edelim.

Maçın özeti de mağlubiyetin nedeni de 3 duran top!

‘Bu kadar çok mu zor önlem almak, savunmada paylaşımı iyi yapmak, hafta içi çalışmak’ diyebilirsiniz.

Evet, çok zor.

Teknik adam her şeyin önlemini alır ama bu ölü toplardaki bireysel hataların önüne geçemez.

Tecrübeli oyuncular yaptırır paylaşımı, saha içindeki o anki duruma göre herkesi organize eder, gerekirse kendi canını koyar ortaya.

Göztepe maçında kim yapacaktı bunu?

Kırmızı ayakkabılı Mina mı yoksa sahada olması gerekirken maç saati salonda ağırlık çalışan Yalçın mı?

Haftalardır söylüyorum; ‘Yalçın Ayhan kararınız başınızı ağrıtacak’ diye. Futbol adamı gibi konuştum anlamadınız. Gazeteci gibi yazdım dikkate almadınız. Şimdi taraftar gibi düşünüyorum: “Yalçın olsaydı Göztepe’yi yenerdik”

Bu kadar net!

Kimi cezalandırdınız farkında mısınız?

Göztepe maçından sonra Yalçın’ı kadro dışı bırakanlar, 1.5 milyon Malatyalı’yı mı yoksa Süper Lig’de 500 maçı olan sahada canını veren Yalçın’ı mı cezalandırdı.

Futbol takımları sezon başında kurulurken, her karakterden oyuncuya kapısını açar. Kimisi Dia gibi gelir parasını alır 5 paralık top oynamaz, kimisi Sadio Diallo gibi yan gelip yatar hiçbir şeyi umursamaz, kimisi de Yalçın gibidir her şeyi sahiplenir, tekmeye kafa sokar, karakterinden taviz vermez!

Kulübü sevk ve idare edenler, Dia gibi emek hırsızlarına gıkını çıkarmaz da Yalçın gibi yürekli oyuncuları cezalandırmaya kalkarlar. Sahada ihanet olmadığı müddetçe oyuncu kadro dışı bırakılmaz. Elbette kulüp içinde bir takım sıkıntılar olacak, önemli olan bunları idare edip meseleyi bünye içinde çözmek.

Bir defa net kararınızı verin. Yalçın ile ya devam edin ya da ayrılın!

Diyelim ki yolları ayırdınız; kuyumcu hesabıyla yerini ağırlığınca altınla dolduramazsınız!

Hakem gördüğünü çalacak, emekleri değil!

Müsabakanın hakemine baktım da kapasitesiz hakemler serisine bir halka daha taktım. Adaletli ve tarafsız olmaktan kuralları uygulamaktan neden korkarsın! İşin aslında o kadar kolay ki; gördüğünü çalacaksın emekleri değil. Kuralları uygun şekilde kullanacaksın, gücünü forma rengine, adamına göre değil!

Rahman Buğra Çağıran ve Pereira...

Onlar da olmasaydı, ‘bu soğuk kış gününde tribünde ne işim vardı’ diyecektim! Mağlubiyete isyan eden, futbol kimlikleriyle yeteneklerini bütünleştiren Rahman ve Pereira içimizi ısıttı. Rahman Buğra, kuvveti, oyun bilgisi ve dayanıklılığıyla Süper Lig’e çok kolay adapte oldu. Yaşı genç olduğu için her pasta final arama arzusunu da frenlerse çok daha büyüyeceğini düşünüyorum. Pozitif enerjinle bize de güç veriyorsun, seni de gelişim sürecini de izlemekten keyif alıyoruz.

İrfan Buz kendini çok geliştirmiş!

Yeni Malatyaspor bugün Ziraat Türkiye Kupası’nda Osmanlıspor’u ağırlayacak. Kendi adımıza sahada mümkün olduğunca genç oyuncularımızı görmek istediğimizi hemen belirteyim. Bir üst tura çıkmak ya da elenmek takdir edersiniz ki Yeni Malatyaspor’un asıl işi değil.

Rakip takıma gelince... Süper Lig’de takım çalıştıran İrfan Buz’un buraya çok çabuk adapte olduğunu görüyoruz. Bir defa gol sevinçlerinde artık futbolcuların kucağına atlamıyor. Gerçekten ciddi mesafe kat etmiş. Kadro kalitesi bu kadar yüksek bir takımla 3 penaltıyla da olsa maç kazanıyor helal olsun, adam daha ne yapsın!