Sezona 4 haftada 10 puan toplayarak giren Yeni Malatyaspor, oynadığı ilk ciddi sınavından da alnının akıyla çıktı. Beklentiler oranında iyi işler yapan sarı kırmızılılar kolay fikstürden liderlik çıkartarak, üzerine düşeni yaptı.
Gördük ki bu takım tahrip olmadan tahrik olmuyor. Çünkü ilk yarıda takımın kazanmak adına hiçbir eylemi yoktu. Futbolcular sanki saklambaç oyunundaydı. ‘Tek puan dersem çık, 3 puan dersem çıkma’ gibi.
İlk yarıda orta alanı kalabalık tutan saha ve adam markajında etkili olan Gaziantep temsilcisiydi. Yeni Malatyaspor’un rakip alanda çoğalmak adına yaptığı hiçbir eylemi yoktu. Üstelik hiçbir getirisi olmayan uzun top hastalığı yine vitrindeydi.
İlk yarıda sarı kırmızılılar adına kasvetli bir manzara vardı. Savunma şaşkın, orta alan durgun, forvet yalnızları oynuyordu. Akşamın kaderini önce İrfan Buz’un yaptığı oyuncu hamlesi değiştirdi. Dengelerin değişmesindeki en önemli faktör Malatyaspor’un ikinci yarıdaki diziliminde gizliydi.
İkinci yarı kötü futbolun uykusundan uyanan Yeni Malatuyaspor’lu futbolcuların kendilerini 3 puana ait hisseden önde baskısını izledik. Pas oyunu, hızlı çıkışlar, gollerin anonsuydu.
Eren’in güzel ortasına Diabala’nın kaşla göz arasında işi bitiren, sihirli kafa vuruşu sıcak akşamda tribünlere soğuk içecek ikramıydı belki.
Son dakikada Amutu’nun attığı gol ve taklalar 3 puanın müjdesiydi.
Sadık ve Yiğitcan’ın sağlam ve karakterli duruşlarını parantez içine alırken, günün adamı olarak, “Sedat” ı tırnak içersine koydum. Takımın ateşlenmesindeki en önemli isim oydu. Orta alanı komuta etmenin resmiydi. Derleyici, toparlayıcı ve ustalığın yalın haliydi. Futbol oynamak ona çok yakışıyor.
Yeni Malatyaspor’da kaleyi zorunlu devralan Hakan’ı da es geçmeyelim. Kenarda hazır bekleyip, forma verildiğinde hiç yabancılık çekmeden uyum sağladı takıma. Onun bu performansı ilerleyen haftalar daha da artacaktır.
Sonuç olarak cumartesi akşam iki ayrı Malatyaspor vardı. İlk yarısı kimyasal, ikinci yarısı tamamen organik. Maç bitimi sarı kırmızılı futbolculara galibiyet de yakıştı liderlik de.
Tatar Ramazan!
Peki, Ramazan Kahya Beyefendi’nin(!) yaptığı adamlığa yakıştı mı?
-Kesinlikle Hayır!
Hırpani kılıklı adamın maç sonunda Caner’e attığı tekmenin futbolla ilgisi yoktu. İçinde zerre kadar insan sevgisi olmayan, hayatı boyunca sadece kendi menfaatini düşünen birini kimse bana adam diye yutturamaz.
Malatya futbol tarihinde; şehre bir şey vermeden çok şey götüren tek adamdır. Takım içersinde çetecilik yapan, köşeleri tutup bir-iki yancıyla reklamını yaptıran adam, edepsizliğin lüzumu yok!
Malatya’da yıllarca futbol oynayan, ekmek kazanan bu herifin, Malatyaspor kaptanlığı yaparken bir gün rakip oyunculara böyle diklendiğini, üzerine yürüdüğünü gördünüz mü?
Gaziantep’e gidince 3 günde kabadayı mı oldun Tatar Ramazan?
Ronaldo bile eski takımına gol attı diye sevinmedi şampiyonlar liginde. Sen nasıl bir hazımsızmışsın ki geçen yılki takımının galibiyetine gölge düşürüyorsun, oyuncusuna saldırıyorsun?
Futbolun hiçbir zaman ahde vefa tarafında olmadın, hep bu işin tüccarlığını yaptın.
Yeni Malatyaspor’da sahada saklambaç oynarken, senin tüm bu karanlık yüzünü camiaya anlattığımda insanlar zaman zaman ‘ağır oluyor’ diye beni eleştiriyordu. Sana teşekkür borcum var Ramazan; gerçek yüzünü sana hak etmediğin değeri veren insanlar önünde gösterdiğin için...