Ve ikinci Trump dönemi

Abone Ol

DÜNYANIN HUZURUNA GÖLGE Mİ, MAZLUMLARA UMUT MU?

20 Ocak 2025 tarihi, yalnızca ABD için değil, dünya siyaseti için de yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Donald Trump, ABD’nin 47. Başkanı olarak yemin etti ve ikinci kez göreve başladı. İlk döneminde çarpıcı söylemleri, tartışmalı politikaları ve radikal kararlarıyla hem Amerika’da hem dünyada yankı uyandıran Trump, ikinci döneminde çok daha sert ve iddialı bir çizgiyle yol alacağa benziyor. Mars’a astronot gönderme vaatlerinden göçmen politikalarına, LGBT+ karşıtı açıklamalarından enerji politikalarına kadar geniş bir yelpazede dikkat çeken Trump’ın bu dönemi, dünya dengeleri üzerinde nasıl bir etkide bulunacak? Türkiye, Ortadoğu ve mazlum coğrafyalar açısından bu dönemin anlamı ne olacak?

ABD İÇ SİYASETİ AÇISINDAN YENİDEN “AMERİKA’NIN ALTIN ÇAĞI” OLUR MU?

Trump’ın ikinci dönemi, iç siyasetteki kutuplaşmayı daha da artırabilecek kararlarla başladı. Göçmenlere yasal yollarla ABD’ye giriş imkanı sağlayan CBP One uygulamasını iptal etmesi ve düzensiz göçmenlere karşı sert bir tutum takınacağını ilan etmesi, ABD içinde ciddi sosyal ve politik tartışmalara yol açacak gibi görünüyor. Trump’ın “Amerika’nın altın çağını geri getireceğiz” söylemiyle eğitim, sağlık ve enerji sektörlerinde reformlar yapmayı vaat etmesi, bir yandan ekonomik iyileşme beklentisi yaratırken diğer yandan toplumun dezavantajlı kesimlerinde huzursuzluk yaratabilir.

Trump, iç siyasette muhafazakar bir çizgiyi benimseyerek LGBT+ karşıtı politikalarını sertleştireceğini, iki cinsiyet (erkek ve kadın) dışında hiçbir tanımlamanın resmi olarak kabul edilmeyeceğini açıkça ifade etti. Bu durum, özellikle toplumsal özgürlükler alanında reformlar yapacağını göstermektedir. Ayrıca Covid-19 aşısı nedeniyle işlerinden olan askerlere af çıkaracağını söylemesi, ordu üzerindeki kontrolü artırmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

ABD DIŞ POLİTİKASI: YENİ BİR KAOS DÖNEMİ Mİ?

Trump’ın “Önce Amerika” doktrini ikinci dönemde de belirleyici bir ilke olacak. Göreve gelir gelmez yaptığı açıklamalar ve atacağı adımlar, dış politikada yeni bir kaos dönemini işaret ediyor.

• ENERJİ POLİTİKALARI VE KÜRESEL REKABET:

Trump, ABD’nin dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi olduğunu vurgulayarak bu kaynakları daha etkin kullanacaklarını söyledi. Bu durum, özellikle Avrupa ve Çin ile enerji kaynakları üzerindeki rekabeti artırabilir. ABD’nin enerji politikaları, Rusya’nın Avrupa üzerindeki doğal gaz etkisini kırmaya yönelik adımlarla Avrupa-ABD ilişkilerini yeniden şekillendirebilir.

• LATİN AMERİKA’DA HEGEMONYA ARAYIŞI:

Trump’ın Panama Kanalı ve Meksika Körfezi’yle ilgili açıklamaları, ABD’nin Latin Amerika üzerindeki etkisini artırmaya yönelik hamlelerin habercisi. Ancak bu tür girişimler, bölgesel aktörler arasında gerginliği artırabilir.

• ORTADOĞU VE FİLİSTİN:

Trump’ın İsrail’e olan geleneksel desteğini artıracağı ve Filistin-Gazze meselesinde çözümden çok gerilim yaratacağı öngörülüyor. ABD’nin bu bölgedeki varlığı, Ortadoğu’da yeni krizlere yol açabilir.

YENİ DÜNYADA TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE ÖNEMİ

Gelişmekte olan Türkiye, hem jeopolitik konumu hem de bölgesel etkisiyle yeni dünya düzeninde önemli bir aktör olmaya devam ediyor. Trump’ın ikinci dönemi, Türkiye için fırsatlar ve zorluklar barındırıyor.

• DOĞU AKDENİZ ENERJİ DENGESİ:

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki gerilimde Türkiye’nin rolü belirleyici olmaya devam edecek. Trump’ın İsrail’e olan desteği, bu konuda Türkiye’nin daha dikkatli bir diplomasi yürütmesini gerektirebilir. Ancak Erdoğan-Trump diyaloğu, bu süreçte krizlerin önlenmesinde önemli bir faktör olabilir.

• SURİYE VE PKK/YPG POLİTİKASI:

Trump, Suriye meselesinde ABD’nin çıkarlarını ön planda tutmaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlı duruşu ve operasyonları, ABD’nin YPG’ye verdiği desteği yeniden masaya yatırabilir. Erdoğan-Trump ilişkisi, bu konuda iş birliği fırsatları yaratabilir.

• TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN İLİŞKİLERİ:

• RUSYA:

Türkiye ve Rusya arasındaki enerji ve savunma iş birliği, ABD’nin dikkatini çekmeye devam edecek. S-400 meselesi gibi konular, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerini zorlaştırsa da Rusya ile güçlü bağlarını sürdürmesi stratejik bir avantaj olabilir.

• ÇİN:

Türkiye’nin Çin ile olan ekonomik ilişkileri, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında daha da güçlenebilir. Ancak ABD’nin Çin’i dengeleme politikası, Türkiye’nin bu konuda dikkatli bir strateji izlemesini gerektirecek.

TRUMP VE ERDOĞAN ARASINDAKİ DOSTLUK İLE İLİŞKİLER NE YÖNDE İLERLER?

Donald Trump, ilk döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan saygısını açıkça dile getirmiş ve iki lider arasında pragmatik bir ilişki geliştirilmişti. Trump’ın ikinci dönemi, bu ilişkinin devamı için bir fırsat sunuyor.

• Trump’ın Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığını takdir etmesi, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğini artırabilir.

• Erdoğan’ın güçlü liderlik imajı, Trump tarafından stratejik bir avantaj olarak görülebilir. Bu durum, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım politikalarını hafifletebilir.

HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇER Mİ?

Trump’ın ikinci dönemi, dünya siyaseti için derin belirsizlikler ve yeni krizlerin habercisi olabilir. ABD, hem iç politikada hem de uluslararası arenada güç odaklı politikalarını sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor. Türkiye ise stratejik konumu ve dinamik politikalarıyla bu dönemde dengeleri belirleyecek önemli bir aktör olmaya aday.

“Trump’ın politikaları bir kez daha mazlum coğrafyaların umutlarını karartabilir. Ancak tarih bize gösteriyor ki, her zulmün bir sonu ve her mazlumun bir sesi vardır. Güç, sonsuza kadar hükmetmez; önemli olan, adaletin sesini hep diri tutmaktır.”

Saygılarımla