Teknoloji çağında yaşıyoruz ya her şeyimiz teknolojik olmuş teoride…
Fakat iş pratiğe varınca mizah adına çok faydalı diyaloglar çıkıyor ortaya…
Aslında hızın tavan yaptığı bu çağda bir yerden bir yere belge/fotoğraf göndermenin iki saniyenin altında olduğu bir çağda yazım dilinin her geçen gün daha “bozuk” olduğu SMS nesillerinin yetiştiği bir şehirde SMS’li bir örnek vereyim, dedim…
Biraz gülelim halimize…
Bir fotoğrafın gönderilme hikâyesidir bu örnek!
- Akşam VatŞapp şeysinden gönderirim…
- Şap neysi ne la?
- Şey işte, görüntülü, feys gibi…
- Heee, bende Şap yok, Tunga var…
- Tamam Tunga’dan gönderiyorum…
Hızın doruğa çıktığı günümüzde saniyelerin dahi artık sabırla beklenmediği tekno çağda bu tür repliklerin yaşanması bizim açımızdan doğal karşılanabilir ama mizahi yanını görmezden gelemeyiz.
Aslında bu tür örneklere muhatap insanların suçu yok…
Çünkü milenyuma girdikten sonra 20. yüzyılda kalmak isteyen (mesela benim gibi) azınlık nesli görmemiz gerekiyor.
Her gün yeni bi şeylerin icat olduğu ve sürekli “yeni” denen bir ortamda eskide kalmak istenmesine rağmen yüzyılın getirdiği zorunluluk hissi bu yukarıdaki replikleri önümüze seriyor.
Buradaki çelişkiyi ben kartpostala benzetiyorum…
Eskiden kartpostal gönderilirdi, ya da yeni tabirle kartpostal paylaşılırdı…
Şimdi ise yine kartpostal tadında olmasa da sürekli güzel fotoğraflar/manzara fotoğrafları paylaşılıyor.
Eskiden kartpostallar yılda bir ya da iki kez paylaşılırdı…
Şimdi ise günde sayısız kartpostal paylaşılıyor…
Şimdi ile eskinin en büyük farkı;
Eskiden gönderdiğin kartpostalı bir ya da iki kişi görürdü şimdi ise daha çok insan görüyor.
Eskiden bu kartpostallar daha özeldi şimdi ise daha genel…
Biri, toplu mesaj göndermektir…
Diğeri, direkt aramaktır…