Futbol tek katlı evlerin arasında, boş arazide, okulların bahçelerinde güzeldi. Kimsenin hakem derdi yoktu. Var’ı da yoğu da vicdanıydı hakemin.
O güzel günlerden bugüne nasıl oldu da geldik kısa bir anatomisini anlatmak isterim. Ne zaman futbol ticarete döndü. Avla-avcı çoğaldı.
Tetikçilerin isimleri değişti ama yöntemleri ve silahları hiç değişmedi.
Düdükleriyle kurdukları tuzaklara düşünleri vurdular, yok ettiler. Hep mazlum oldular. Biz bu oyunun en masumlarıyız deyip, vicdanları yok ettiler.
Kırıntılı vicdanlar video hakemle biz bu işi düzeltiriz dediler. Ama o da nafile vicdanı olmayan meslek sadece tok gezmenin derdinde, kurbanın hiçbir önemi yok.
Biz hatayı en başta yaptık. Şampiyonu belirlemiş, kimin nerede kalacağına karar vermiş topluluğa adalet dağıt diye süslü bir sürü yeni silah verdik.
O silahın ucunda yine biz vardık. Ben vurulmayayım o vurulsun dedikçe de hep battık hemde dibine kadar.
Bir tek kişiye yapılan haksızlık bütün topluma yapılmış tehdittir dedik. Biz tek siz hepiniz dediler. Anlamadılar, anlamak istemediler.
Kurulu düzenlerini tıkır tıkır işletmek için yer yapıyorlardı. Her yıl yaptıkları gibi. Kirli kalplerin vicdanı olmaz. Planı olur. O planlar yine işlemeye başladı.
Sonuç mu yeni yola çıkmış temiz kalpleri şimdiden kirlettiler. İçini kinle, nefretle doldurdular. Hayalleri yok edip, intikam ateşini yaktılar. Bundan sonra olacak futbol cinayetlerine diyecekleri ilk şey, güçlü zayıfı yener, yersen…