Vah Malatyam vah…

Abone Ol


Nereden başlayacağımı ben dahi kestiremiyorum. Sadece saha üstü başarılara endeksli ve günü birlik başarılara mahkûm edilmiş bir kentin insanları olarak az şeyden dahi mutlu olmanın ezikliğini yıllardır çekiyoruz. Kurumsal bir yapının olmadığı, profesyonel ve amatör dallarımızın saha üstü tesadüfi başarıları ne zamana kadar bizleri oyalar aslında onu da kestiremiyorum.

Tesislerin sorunlarını anlatıyorsun veya söylüyorsun birileri mutlaka rahatsız oluyor. Takım yapısını transfer politikasını eleştiriyorsun mutlaka düşman ilan ediliyorsun, hemen saldırıya geçen bir cephe açılıyor karşına. Ne yapacağımızı aslında bizlerde şaşırdık. Sezon başından beri ilimizin tek takımı olan Yeni Malatyaspor, yıllardır mücadele verdiği ikinci ligde öyle veya böyle şampiyon oldu.

Hala kendimizi bitpazarında görüyoruz. Bulunduğumuz yerin değerini ve gücünü hala kavramış değiliz. Takım sezona hazırlanıyor, bir bakıyorsun başkanın etrafında bir sürü asker arkadaşı ve oyuncu kakalamak için uğraş veren yancı yönetici profilleri. Sadece bir olayı size aktarmak istiyorum. Transferin son günü takıma katılan Yakup Alkan için transfer edilmesi için en büyük çabayı yönetici kılıflı bir zat yapmıştır. ‘Yakup seni 2 yıldır izliyorum. Seni çok şükür takıma kazandırdım’ diyen kişilerin yönlendirdiği, Sayın Başkan’ın ne kadar zor durumda olduğunu anlayabiliyorum.

Bu anlattığım zurnanı son deliği. Maalesef kulübü yönetmek için takımın başına sadece ismi sportif direktör olarak konulmuş Ali Ravcı kardeşime şayet gerçek anlamda yetki verilmiş olsaydı başta yabancı transferler olmak üzere alınan yerli oyuncuların hiç birini almaması gerekirdi. Şayet transferde oda sessiz konak vestel servisi kalmışsa suçlulardan biri de odur. Takımın hocası değer verdiğimiz ve kendisine güvendiğimiz Yücel Hoca şayet benim söylediğim oyuncular alınmadı diyorsa bana fazla inandırıcı gelmez. Ben olsam istediğim oyuncular alınmıyorsa hemen oradan istifa eder, en azında kariyerimi kurtarırdım.

Yönetici beş puanı alınca hemen şampiyonluğa oynuyoruz gafı yapabiliyorsa. Sanırım yönetici olmadan hiçbir amatör müsabaka dahi izlememiş ki takımının kapasitesin farkında değil. İnandırıcı olan paramız yok, kapasitemize göre takım kuruyoruz denilip, ilk yılda ligde kalalım seneye hedefi yükseltiriz denilmesiydi. Takım borçlanmaz, seneye ligde kalan Yeni Malatyaspor bütçesini yükseltir hedefini şampiyonluk olarak belirler. Ancak görülen o ki şu an can pazarındayız. Ne yapıp edip, takımı demoralize olmaktan kurtarıp devreye kadar toplayabildiğimiz kadar puan almalıyız. Yapılacak 5-6 takviye ile ancak ligde kalma mücadelesi veririz. Bu işin sportif yanı.

Tesisleri ile ilgili küçük bir hatırlatma yaprak olayı gündeme taşımak istiyorum. Altınordu kulübü başkanını yakın zamana da görsel medyada zevkle izlerken ağzımın suyu aktı. karşıyaka vestel servisiAdam, altı adet çim, bir adet sentetik sahalı çok amaçlı süper bir tesisi takıma kazandırarak aslında yapacağı en iyi işi yapmış. Evet sportif başarı önemli ama temeli olmayan yapıların ne kadar çabuk çöktüğüne her zaman şahit olmuşuzdur. Ama Altınordu kulübü belki kısa vadede başarılı olamaz fakat inanıyorum ki 3-5 yıl sonra süper ligde olurlar ve ülkenin en iyi konumunda olan bir yapı ile Avrupa da dahi ülkemizi temsil ederler.

Bizler bırakın alt yapıyı, yıllardır rahmetli Soykan’dan miras kalan tesislerde kendimizi avutuyoruz. Rahmetli o tesisi yapmamış olsaydı vay Malatya’nın haline. Kim bilir hangi otel kapılarında oyuncularını yatırırlardı. Fazlada üzülmeye ve didinmeye gerek yok. Olmayan futbolun şehrindeyiz. Sahamız rezil, www.izmir-onlineservis.com tesisimiz yok, alt yapı betonda idman yapıyor. Aslında daha çok şey var yazılacak şimdilik bunlar yeter diyorum. Son olarak bir hatırlatma yapayım alınan sportif başarısızlığın tek sorumlusu Yücel İldiz değildir. Her kesim üzerine düşen vebali alsın. Yoksa tarih her zaman tekerrürden ibarettir. Kim ne yanlış yaparsa, bedelini en ağır bir biçimde öder. Tıpkı geçmişte ihanet edenlerin düştüğü durum gibi.