İnsan yaratılışı gereği doğar doğmaz yeni dünyaya göz açarken bazı tepkiler verir; ağlama, hareket etme gibi… Belli bir yaş seviyesine erişince; gülme, gelen uyarılara tepki verme, sevilme, kabul etmeme, duygulanma, üzülme vb.
İnsanoğlu birey olarak doğar, yaşar ve ölür. Suç işler iken, doğru işler yapar iken, topluma faydalı birey olur iken ve yaratılış gereği bireyseldir. Gayretleri , çabası, ehliyet ve liyakati ile de bireyseldir.
Buraya kadar hepsi hayatın doğal akışı… Asıl sorun ve sorunlar sonra kendini iyiden iyiye gösteriyor. İş hayatında insanoğlu ödül ve ceza gibi değerler ile karşılaşıyor. İşinde üstün gayret ve başarı gösteriyor isen ödül, işinde hantallık ve verimsizlik yaşıyor ve görevini kötüye kullanıyor isen ceza… gibi yaptırımlar ile karşılaşıyorsun.
Tüm ceza yasları suçların bireyselliğine vurgu yaparken uygulama safhalarında büyük çarpıklıklar her daim gözümüze çarpıyor.
Bilmem kaç göbek uzak olan bir akrabanın suçu gelip seni bulabiliyor. Aynı ana ve babadan olan bir kardeşin işlediği suçlardan etkilendiriliyorsun… Tersi bir durum gurur duyman gereken bir hareket bir başarı söz konusu olunca bireysellik ön plana çıkıyor. Oysa ki, ‘’Mernis veri tabanı’’nda her kişinin bir kimlik numarası var ve bir ikinci kişide olmayan…
Ülke yönetilmeye çalışılırken alanında uzman ve deneyimli kişiler mi yoksa hukukları olanlar mı,
Bir çalışma alanına eleman aranırken ehliyet, liyakat ve yeterlilik mi, yoksa hukuklar mı,
Çalışma ekipleri uluşturulurken azami verim elde etmek için mi yoksa hukuklar mı,
Sorulacak soru zinciri uzar…
Verilebilecek cevaplar ise net olmuyor. Evirilip çevriliyor.
Peki nelere çok üzülüyoruz?
Bu sorunun cevap alanı özellikle siyaset ve bürokrasidir.
Siyasi ekipler tercihlerde bulunurken, yukarıda saydıklarımızın hiç birinin bir değerinin olmadığı gün gibi aşikar…
Bürokraside ise üstler alt tercihlerini yaparken asla olması gerektiği gibi davranmıyorlar.
Siyasi liderler veya yetkili kurullar tercihlerini hukuklarına göre şekillendiriyorlar.
Ne kadar alanında uzman ve siyasi konulara hakim olursan ol… Eğer siyasi liderin gözüne aşina değilsen, yetkili ve etkili kurullar sizi tanımıyorsa sana yolun açılması insanın aynasız ensesini görmesi misali…
Bürokraside kaç diplomanın, yüksek lisansın, başarılarının, üstün gayret ve çabalarının asla bir değerinin olmadığını yapılan tercihlerde görüyoruz.
Siyaseten bazı hizmet kademelerine aday olanların kendi üstün meziyetlerinin hiçbir değerinin olmadığına şahitlik ettik, ediyoruz.
Bürokrasi ve siyasetin geldiği nokta tam bir çıkmaz sokak…
Ehliyet ve liyakatin, davanın ve adanmışlığın hiç bir değerinin olmadığını üzülerek söylemek zorundayım.
Bütün bu sayılan sorunların aynısını Sivil Toplum kuruluşlarında da görmek mümkün…
Siz değerli okurların aklınızda şu sorunun geçtiğini biliyorum.
Peki bu saydıklarınızı daha net bir ifade ile somutlaştırsanız daha iyi olmaz mı?
Bu sebepten elbette ki mümkün derim…
Siyasi liderler ve yetkili kurullar Milletvekilleri aday listelerini ve Belediye Başkanları adaylarını belirlerken ne vakit halkın tepkilerine göre bir tercihte bulunmuşlar; hiçbir zaman cevabınızı duyar gibiyim…
Hangi siyasi aktör halka vekili halkın tercihi ile seçtirirken halkın isteklerine ve meslek gruplarına göre yapmıştır. Belli başlı bazı meslek grupları dışında temsilci bulmak ne mümkün… Halk buna mecbur bırakılmamalı…
Bakanlık koltuğuna oturan sayın bakanlarımız elbette ki yeterli ve donanımlı olup bu ülke için kafa yoran değerli bürokratlardır. Bu konu tartışma götürmez. Kendilerine ekip seçtirirken de aynı hassasiyet ile davrandıklarından zerre kadar bir endişemiz olmaz.
Asıl endişe ve eleştiri bu ekiplerini sadece kendi tanıdıklarından seçmesi.
Atamaya yetkili olanın tanıdığı değilsen ağzınla kuş yakalasan bilgi birikimin ve deneyimin ne kadar üst seviyede olursa olsun nafile…
Gerek bürokrasi ve gerekse siyasi partiler tercihlerini yaparken şu özelliklere dikkat etmezlerse çıktısı düşük kalibrede olur:
Kabiliyet,
Potansiyel,
Öngörü,
Kapasite,
Halihazırda bu ilkelere riayet pek yok gibi…
Tablo böyle olunca üzülmemek elde değil… Ü Z Ü L Ü Y O RU M..! Ü Z Ü L Ü Y O R U Z..!
Bu yazıyı kaleme almama ilham kaynağı olan eğitim gönüllüsü ve vatan sevdalısı eğitim müfettişi büyüğümüz sayın Murat Uluçay’a buradan çok teşekkür ederim.
Not: Yukarıda hukuklardan kasıt ikili ilişkiler kastedilmektedir. Bilinen hukuksal normlar değil.
Takip edin! Eleştiri, fikir ve düşünceleriniz gelecek yazılara ilham olsun!
Derin muhabbet, saygı ve sevgi ile okuma azminizin hiç bitmemesi temennisi ile…