Üstünden yalnızlık akan adam

Abone Ol

2 gün sonra Yaşar Kemal’in tasviriyle ‘üstünden başından yalnızlık akan adamın’ ölüm yıl dönümü. Benim de en sevdiğim Türk hikâyecisi; Sait Faik Abasıyanık. Dünyaya bizim gibi bakan ve olanın bitenin oldukça farkında olan bu adam öyle kasvetli bir günde ölmüş ki; anlattığı hikâyeler gibi kederli anlattığı hikâyeler gibi sessiz, sedasız…
Denizlerin, kuşların yazarı kederli bu adam kederi gibi bir günde vefat etmiş. Dünya çapında bilinen ve başka ülkede olsa baş üstünde tutulacak bu doğuştan yetenekli anlatım ustasının cenazesini ise Adnan Berk şöyle anlatıyor:
“Sait, ansızın öldü. Ölüm haberi bile vaktinde alınamadı. Cenazeyi evininin bulunduğu sokaktan geçirdiler. Bakmayın gazetelere, ağlayan tek kişi yoktu. Yalnız yaşlı bir kadın, o da her tabutun arkasından ağlayan cinsten. Şişli Camii’nde, yüz kişi kadardık. Nasıl bir yağmur. Revakın altına sığındık, sigara üstüne sigara içtik. Haldun'u o gün ilk defa dudağında sigara ile gördüm; onu da bitiremedi ya, düşürdü. Mezarın başına geldiğimiz zaman, biz daha azalmış, yağmur daha çoğalmış, imam da hızlanmıştı. Öylesine çabuk okudu ki, kimse âmin demek fırsatını bile bulamadı. Sonra araba bulmak için koşuşmalar, itişmeler.
Dönüşte, şoför: 'Kimdi bu, ağbi?' dedi. 'Sait Faik' dedik. Anlamadı. Üstelemedi de. Biz de bir şey anlamadık ya. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak için aşırı bir gayret gösterdik, 'Sait be, bu havada ölünür müydü?' diye bağıranlarımız oldu. Ama sonraları, yavaş yavaş sıkıntı içimize çökmeye, yerleşmeye başladı.
Şimdi, Sait Faik hakkında konuşmak için daha çok erken ama birtakım şeyler var ki, onları söylemek için hiçbir vakit erken değil: Sait Faik, en büyük hikâyecilerimizden biri olan Sait Faik, eserlerinden hemen hemen hiçbir şey kazanamadan ölüp gitti. Keşke, değeri anlaşılmamıştı da ondan böyle oldu, diyebilseydik; ama değeri anlaşıldığı halde parasız öldü.”
Yine Yaşar Kemal’in Sait Faik’le bir anısı bulunuyor ki Sait Faik’in hikâyeciliğini özetler nitelikte:
“Ona Kadıköy İskelesi’nin kanepelerinde rastladım. ‘Ne var ne yok Sait?’ dedim, ‘hikâye yazıyor musun?’ ‘Yok’ dedi, yaşıyorum. Hüzünlü, ılık, insan sevgisi dolu hikâyelerini Sait yazmaz, yaşar.”
Bu hikâye Sait Faik hikâyeciliğini çok iyi anlatır. Onun hikâyelerinde kurmaca yoktur, onun hikâyelerinde yaşanmışlık vardır.