Usta kaptan

Abone Ol

Öğretmen, toplumun eğitim hedefleri doğrultusunda bireylere eğitim ve öğretim sunmakla görevli kişiye verilen mesleki ünvandır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde, ‘Mesleği bilgi öğretmek olan kimse’ olarak tanımlanan öğretmenlik, alan eğitimi ve pedagojik formasyon gibi süreçlerin ardından edinilebilen bir meslektir. Bu meslekte görev alacak kişilerin öncelikle mesleğin ne anlama geldiğini ve neye hizmet ettiğini bilmesi gereklidir.

ÖĞRETMEN, içten ve inandırıcı olmalıdır. Rol model olduğunu bilmeli; konuşmasıyla, davranışıyla, bilgisi, merakı ve gösterdiği saygıyla örnek olmalıdır. Sabırlı, şefkatli ve sevecen olmalıdır. Öğrencisine kalbi açık olan öğretmenin, zihni açık öğrencileri olur. Tüm bunlardan sebep eğitimde ki herkese görelilik kavramı yerine fırsat eşitliği ve bireye görelilik mantığıyla hareket eden bir sistem olmalıdır. Ancak günümüzde sistem revize edilmiş yerine öğrenci seçme olayı ön plana çıkmış durumda.

Öğrencinin sınav becerisi ön plana çıkmış en iyi öğrencileri kâğıt üzerinde belirlemek ve bu kâğıda göre iyi -kötü kavramları ortaya koyulmuş bu duruma göre yorumlar yapılır olmuş. Başarısı düşük öğrenci öğretmenin asıl sorunu olması gerekirken kendine yakıştırdığı EN İYİ ÖĞRETMEN kavramı sebebiyle hep başarısı yüksek öğrencileri arzulamış reklamını böyle yapmaya çalışmış sonuçta ego tavan yaparak ben markayım cümlesine kadar gitmiştir. Hal böyle olunca kağıt üzerinde başarısız ilan edilen öğrenci geride kalmış, kendi yolunu bulmaya çalışmıştır. Zaten alt yapısı sağlam olan öğrenci tabiri caizse bilgilerine rötuş yapıp daha iyi olmaya çalışırken, temeli zayıf öğrenci nasılsa yapamaz denerek geri planda tutulmuş ve özgüven sorunu baş göstermiştir.

Eskilerin “Usta kaptan fırtınalı havada belli olur.” Sözü eğitimde daha ön planda tutulmalı zayıf öğrenci grubuna da ilgi gösterilerek eğitim süreci bu duruma göre şekillenmelidir. Elbette zor bir süreç öğretmen için ancak Uzman, Marka, En iyi öğretmen yaftasını diline dolamış bir kesim var ki bu onlar için zor olmasa gerek(!)

Bir branş öğretmeninin “ben fen lisesi dışındaki öğrencilere gitmiyorum” diyerek böbürlendiği bir ortam hatırladım. Süreç sonunda öğrencinin netleri yükselmemiş aksine düşüş yaşayarak süreci sonlandırmış ve beddualarla uğurlanan bir UZMAN ÖĞRETMEN (!) bir ortamının canlı şahidiyim.

Belki de fazla idealist düşündüm ama en azından vicdan merkezim rahat olarak bu mesleği icra ettiğimi düşünüyorum.

Selam olsun hakka girmeden, hakkıyla cebini değil öğrencisini düşünen vicdanı rahat öğretmenlere ...

İyi ki varsın öğretmenim.

Sevgi ve saygıyla.