Günlerdir ülke gündemi hiç beklenmedik bir şekilde ters yüz edilmiş durumda…
Hayat pahalılığı, alım gücü yetersizliği, enflasyon, faizler, piyasa fırsatçılığı, gelen Ramazan Bayramı ve gelecek olan Kurban Bayramı telaşı…
‘’Eli uzun olanın balı yalaması’’na karşılık düşük gelir seviyesine sahip kitlenin sosyo-ekonomik çalkantıları umursamadan eylemlere bodoslama dalması hakikatten ne kadar uzak olduğunun nişanesidir…
Ramazan boyunca gıda fiyatlarının sıçramasını, petrol ve altın fiyatlarının yükselmesini buna karşılık borsanın tavan yapmasını umursamayanlar sokaklarda kaos ve kargaşa yaratılmasına pervasızca koşuyorlar.
Emekliler desen fitreye muhtaç…
Bir bayram harçlığına ilk defa baba olanın sevincini yaşar gibi…
Eğitim ve sağlık sorunlarını konuşan yok…
ABD seçimleri sonrası başkan seçilen Trump önüne gelen herkesi ya azarladı ya da tehdit etti. AB’nin bu tehditler karşısında çıkmaz yolu Türkiye iken bu hiç gündem olmadı. Polemikler ile örtbas edildi.
… Ve nede Terörsüz Türkiye…
Ne ara bu duruma düştük anlam veremiyorum.
Ramazan boyunca şatafatlı sofraları paylaşanlar, zevklerinden gram eksiltmeyenler garibanları sokaklara dökmeye teşvik etmek veya davet etme noktasında tam bir tiyatro topluma yaşatıyorlar.
Ülke ve dünya gündemi ne Gazze de ölen çocuklar, ne Ukrayna Rusya Savaşı, ne Suriye, ne Ürdün de Husiler’in pervasızca şehit edilmesi ve ne de yaşadığımız hayat pahalılığı…
Tek günden yolsuz, hırsızlık ve teröre yardım suçu iddiası ile yargılananlar da değil sadece Ekrem İmamaoğlu…
Tutuklamalardan bir gün önce ülke gündemine deprem etkisi yapan ‘’şaibeli diploma iptali’’ hiç konuşulmadan yolsuzluk, hırsızlık ve teröre yardım konuşulmadan bütün gündem bir şahsın yargı önünde hesap vermemeye kilitleniyor.
Hiç kimse ‘’konu yargıda suçsuz ise mutlaka aklanacaktır’’ tarafını görmek istemiyor… Küfürler, hakaretler, değerlere saygısızlık, yerli firmalara boykot çağrısı…
Manda ve himaye çağrısı, batının ve özellikle İngiltere’nin demokrasimize müdahale sızlaması…
Neler yok ki, olması gerekenin dışında…
Bu tayfaya önerimdir sizler bu ülkenin milli ve manevi değer kodları ile barışık olmazsanız ‘’atı alan
Üsküdar’ı geçer’’.
Hiçbir vasfı ve birikimi olmayanlar sahneyi işgal ederler. ‘’Arifciğimi ayakta alkışlatırlar’’. Sende ettiğinle pişmanlığınla kalırsın…
Bir ülkede ana muhalefet lideri ‘’manda ve himaye’’ çağrısı yapıyorsa sözün bittiği yerdeyiz demektir.
Bu kadar mı çaresizlik var. Bu kadar mı ülke demokrasisine kindarsınız…
Bu kadar mı bu ülkenin manevi kodlarına karşı alerjiksiniz...!
Siyasi hiçbir albenisi olmayanlara birilerinin bakiyesi ile yükselme şansı veriyorsunuz. Etmeyiniz..!
Kendi mahallesini yönetemeyenlerin komşu mahallelerden yönetici transferi hasütlüğün daniskasının yaşandığı yerlerde bukalemunlara fırsat vermeyiniz. Çünkü onlar kendilerinden başkasını ringte görmek istemezler.
Bu milletin sinir uçlarına dokunmayınız, kodlarını ve şifrelerini değiştirmeye çalışmayınız resetlenirsiniz..!
Bu ülke tiyatrolardan çok çekti. Eski dönem tiyatrolar bugün tekraren sahnelenmek isteniyor.
Bu topraklara hakim kültürel, ve manevi değerlere sahip… her kim ki bu kodlar ile oynamaya çalışırsa yok olur…
Devlet çalışanları kamu vazifesi ifa ediyorlar bu görevlerini ifa ederken ne haksıza maruz kalmalılar ve nede haksızlığa yeltenmeliler. Hiç kimse vazgeçilmez değil ve her daima haklı da değildir. Adalet aidiyeti tavan yapmalı yoksa güvensizlik beraberinde istikrarsızlık getirir.
Sadece bu kaprisler yüzünden yargılanıyoruz. Adalet herkesin güvenli limanı olmalı..!
Hiçbir kurum kendi içindeki meczuplukları gün yüzüne çıkarmadan başını kumdan çıkarmamalı..!
Geldiğimiz noktada fikir üretemeyen her kim varsa kraldan çok kralcı olmuş…
Fabrika ayarlarına dönmek elbette ki vefa örneğidir lakin bazen sosyolojik dengeye uymayabilir. Kimi örgütler fabrika ayarlarına dönmekle tavan yaparlar itibar kazanırlar; bazıları ise fabrika ayarlarına dönerek halkın ve demokrasinin kılıcını enselerinde his ediyorlar.
Ülke ve dünya gündemi idrak ettiğimiz Ramazan Bayram’ı sonrası yine çalkantılı bir sürece giriyor..
6 Nisan 2025 günü CHP olağanüstü bir Kurultay yaşadı. Özgür Bey bir yanda ülkesini batıya özellikle İngiltere’ye şikayet ederek medet umması sonucu liderliğini teşkilatına kabul ettirdi. Kemal Kılıçdaroğlu ‘’sırtımda hançerlendim’’ demenin daha ağır raundunu kurultay da görmezden gelinerek kameralar göstermedi. Deniz Baykal ismi zikr edilmedi.
Her kesim yaptığı hamlelerini ile kendince haklı sebeplere dayandırmaktadır. Bu da en doğal haklarıdır. Bir eleştiri ve övgü yapılırken her konuyu diğerinin penceresinden değerlendirmek gerek
Ramazan Bayramı idrak edildi. İnsanın aklına, ‘’Bayram o Bayram ola’’ geliyor. Azın tamamlandığı çoğun paylaşıldığı bir bayram havası göremedim. Büyüğün küçüğe sevgi, küçüğün büyüğe saygı emaresi görülmedi.
Herkes güzel mevki peşinde hiç kimse ‘’gittiğim mevkiyi güzelleştirmek istiyorum’’ demiyor. O sebepten gündem saptırılıp asıl gündem arada yok oluyor.
Olması gereken ülke gündemi yine entübe…
Kalın selametle…