Başlığı görünce garipseyenleri duyar gibiyim. “Ne demek uçan fareler? Fareler uçar mı? Ne alaka?”
Anlatıyım… Bu başlık benim yazıyor olduğum romanımın başlığı. İnsanları iki kategoriye koyuyorum. Nasıl mı? Şöyle:
Sizleresormak isterim kuşları sever misiniz? Örneğin çalıkuşları, kanaryalar, güvercinleri çoğu insan sever, hatta balkonumuza bir serçe konsa ya da evimizin içine kaçsa çoluk çocuk neşe kapar. Peki, aynı doğrultuda balkonumuzda ya da evimizde fare görsek ne yapardık? Çoğumuz tiksinir, dışarı çıkması için her yolu denerdik.
Nedeni basit: Sesleri ile, kanat çırpışları ile kuşlar neşe saçarken fareler hastalık ve pislik yayarlar. Doğanın bu yansıması hayatımızda da vardır. Bir de şöyle düşünün: Fareler mutasyon geçirip kanatlansa yine de onları sever miyiz? Tabi ki hayır, çünkü fare asli görevini yapar, kemirgenliğini devam ettirir, hastalık yaymaya, veba saçmaya devam eder.
Gerçek hayatta da işler bunun gibidir.
İnsanlar olmaması gereken makamlara geldiklerinde pislik yaymaya devam eder. Örneğin müdür patron olamayacak vasıftadır ama olmuştur ya da anne baba olacak karakter yoktur ama olmuştur birileri. Yanında çalışan işçisine zulmeden müdürler, işçisinin hakkını bilerek yiyen patronlar, kiracısını her fırsatta gereksizce dara sokan ev sahipleri, daha ileriye gidersek öz çocuğunu çöpe atan anneler babalar, ya da yaşlı anasının babasının malvarlığına el koyup sokağa atan evlatlar… Sizce bunlar insan mı? Savaşların bile bir hukuku vardır. Günümüz savaşlar da bebeklerin üzerine bomba yağdıran ordular ne kadar askerdi? Mertliğin olduğu, savaş onurunun olduğu meydanlarda kimler var? Tabi ki uçan fareler asker olmuşlar. General olmuşlar. Patron, yüksek müdür olmuşlar. Anne ve baba olmuşlar. Ama aslında hepsi birer uçan fareden başka bir şey değiller!
Dikkat edin bu uçan farelerin birde yalakaları vardır. Romanımda bunları da hamam böceklerine benzetiyorum. Uçan farelerin kırıntıları ile beslenen böcekler uçan fareleri o konuma taşıyanlardır ve o konumda kalmasını sağlayanlardır. Çünkü bu yapıdaki insanlar leş yerler.
Bir de tüm bu uçan farelerin ve hamam böceklerinin arasında yaşayan insanlar vardır. İyi insanlar bazen kendilerini kötü, başarısız hissederler. Bu olaya ben veba zehirlenmesi diyorum. Uçan farelerin ve hamam böceklerin arasında kalıp hastalanmak gibi…
Buradan insanlara seslensem, şunu derdim: İyi olduğunuz için uçan fareler tarafından ısırılabilir, böcekler tarafından kemirilebilirsiniz. Üzülebilir, bu nasıl bir dünya diyebilirsiniz ama unutmayın insan olarak yaşamak ve etrafımıza ışık saçmanın soyluluğunun yerini hiçbir erdem alamaz.
Her devrin en büyük uçan faresinden en küçük böceğine kadar insanca, insan gibi yaşayıp ışık saçmak çok güzel. İyilerin destanı hep mermerlere kazınacak, kötülük yapıp güçlü olduklarını sananlar ise zelil olacaklardır. Kim bilir belki de dünyadaki en büyük cesaret doğrudan yana durmak. kötülüğe tavır almaktır, insan olmaktır. Etrafımızdaki tüm uçan fare ve hamamböceklerine inat…