Son 25 yılın en kurak kışını geçiren Türkiye’deki yağış azlığı, baraj ve göletlerdeki etkisini gözler önüne serdi.22 Mart Dünya Su Günü özelinde artan su krizi ve tarımda yaşanacak kuraklığın etkilerini gündeme getirmek istedim.
İlkbaharda beklenen yağışın olmaması durumunda ülkemizi bekleyen kuraklık etkilerinin her geçen gün artacağı öngörülüyor. Tehlikenin boyutunu ve uzun vadede hayatımıza olan etkilerini iyi değerlendirip buna yönelik çalışmalar yapmalı ve tedbirler almalıyız.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün şubat ayı yağış raporuna göre Türkiye geneli şubat ayı yağışları, normalinin ve geçen yıl şubat ayı yağışlarının altında gerçekleştiği belirtiliyor. Türkiye’nin “tahıl ambarı” olarak adlandırılan İç Anadolu bölgesinde bakıldığında ise 2022 yılı şubat ayı yağışlarına göre yüzde 43 azalma gerçekleşti. Malatya’ya baktığımızda da ciddi kuraklık sorunu var.
7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremden sonra tamamen unutulan kuraklık tehlikesi, hala etkisini sürdürüyor. Kış ayında çok fazla yağış almayan Malatya, ilkbahar ayında da beklenen yağışı almazsa büyük bir kuraklık afetiyle karşı karşıya kalacağını dile getirilirken, bu konuda BUSABAH’a konuşan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, önemli açıklamalarda bulunuyor.
Şu dönemde depremin acı bir faturasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirten ZMO Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, hala depremin korkusunu ve endişesini atlatamadıklarını dolayısıyla bunun da hayatın sosyal yanının kopmasına da neden olduğunu söyledi.
Mevsimin bu şekilde kurak geçmesinin tehlikeli olduğuna dikkat çeken Çiçek, “Bu dönem itibariyle ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya olduklarını söyledi. Mevsimin bu şekilde gitmesi önümüzdeki dönem çok ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıyayız. Mevsimin böyle gitmiş olması önümüzdeki dönem ciddi bir su sıkıntısı yaşanacağını gösteriyor. Her ne kadar bölgemiz nisan, mayıs aylarında yağış alsa da bu dönemi beklemek gerekiyor ama kuraklık riskiyle karşı karşıyayız. Şu anda ilimizde bir barajımızın gövdesi zarar gördüğü için su tahliyesi oldu. DSİ sahadaki çalışmalarını yapıyor ve bunu da yakinen takip ediyoruz. Beklentimiz sezon itibariyle bunları yetiştirip vatandaşlarımızın zarar etmemesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Yanlış ürün ekimleri, aşırı sulama, anız yakma gibi yanlış tarım uygulamaları toprağın yapısal ve fiziki kimyasal özelliklerine zarar verdiğinden kuraklık kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor. Sürdürülebilir bir tarım hedefliyorsak tarım yapılan arazilerde telafi edilemez değişiklikleri önlemeliyiz. Sürdürülebilir tarımı destekleyerek, ekilebilir alanlarımızı daha iyi değerlendirmek ve besin değeri yüksek daha fazla ürün elde etmek zorundayız.
Ayrıca kuraklığın önüne geçmek için bireysel önlemler de almalıyız. Mesela elimizi yıkarken dişimizi fırçalarken suyu boşa akıtmamalıyız ve bu bilinci çocuklarımıza da aşılamalıyız.