Türk siyasetinin yegâne verimsizliği: CHP

Abone Ol

Bir Parti, Bir Miras ve Bir Çıkmaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 1923 yılında Mustafa Kemal ATATÜRK liderliğinde kurulduğunda, sadece bir siyasi parti değil, aynı zamanda bir ideolojinin ve bir milletin bağımsızlık mücadelesinin sembolüydü. Altı Ok olarak bilinen ilkeleri; cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık, Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme sürecinde mihenk taşı olmayı temsil ediyordu. Ancak aradan geçen yaklaşık bir asırlık sürede, CHP’nin sürekli olarak bu temel ilkelerden uzaklaşarak Türk siyasetinde giderek daha verimsiz ve işlevsiz bir hale geldiği görülmektedir.

Atatürk’ün Partisi Bugün Nerede Duruyor?

Atatürk’ün “milletin partisi” olarak inşa ettiği CHP, maalesef bugün hem ideolojik hem de yapısal olarak kurucu ilkelerinden sapmış bir görüntü sergiliyor. Bir zamanlar Türkiye’nin modernleşme ve kalkınma hamlelerinin öncüsü olmak niyetiyle kurulmuş bu parti, başlangıçtan beri sürekli olarak negatif anlamda bir değişim geçirmiş ve artık mevcut yapısıyla da Türkiye siyasetine anlamlı bir katkı sağlayamamakta, aksine toplumda kutuplaşmayı artıran bir aktör haline gelmiştir. Hatta parti öyle başkalaşmıştır ki bence bu hale nasıl geldikleri parti yöneticileri ve partiye gönül vermiş binlerce seçmen tarafından bile anlaşılamamıştır. Yoksa CHP gibi Misak-ı milliden beri var olan bir parti nasıl olur da FETÖ ve PKK terör örgütleri ile aynı çizgiden hareket eder ve bu terör örgütü mensupları ile diğer marjinal solcu grupları ile aynı yolda yürür ve bu grupların üyelerini kendi partisinde şu veya bu sebeplerle aday gösterir.

Bu durumun en bariz örneği, son yıllarda partinin aldığı stratejik kararlar ve izlediği politik çizgidir. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun (2010-2023) parti liderliği dönemi, CHP’nin ideolojik kaybını ve toplumsal karşılık bulmadaki zayıflığını gözler önüne sermiştir. Kılıçdaroğlu döneminde parti, birçok kez seçim mağlubiyetine uğramış ve halkın geniş kesimlerine hitap edememiştir.

Partinin İşlevsizliği, Liderlik Sorunu ve İlkesizlik

Tarihçi, hukukçu ve büyük mütefekkir cennet mekan Kadir MISIROĞLU CHP’nin genel başkanlarından bahsederken Mustafa Kemal paşadan sonra gelen İsmet İNÖNÜ’yü Mustafa Kemal Paşanın çeyreği olarak ifade etmiştir. Sonrasında ECEVİT için de İNÖNÜ’nün çeyreği ve Deniz BAYKAL da ECEVİT’in çeyreğidir demiştir. KILIÇDAROĞLU için ise tahtadan kılıç ifadesini kullanıp vefat etmiş olup sonraki süreci görmemiş olsa da KILIÇDAROĞLU’ndan sonra daha da kötüsü gelecek demiş ve Özgür ÖZEL gelmiştir. 

İNÖNÜ ve ECEVİT’in dönemlerine yaş itibariyle çok vâkıf olmamakla birlikte son yıllarda CHP’nin başında bulunan liderler, partiyi hem ideolojik hem de işlevsel olarak bir çıkmaza sürüklemiştir:

• Deniz Baykal Dönemi (1992-2010): Baykal, CHP’yi belli bir ideolojik çizgide tutmaya çalışsa da, partinin halktan kopuk bir elitizmle anılmasına engel olamamıştır. Özellikle sol seçmeni kucaklama konusundaki başarısızlıklar, partiyi dar bir kesimin temsilcisi haline getirmiştir. Yani parti o dönemin zenginlerinin partisi olmaktan öteye gidememiştir.

• Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi (2010-2023): Kılıçdaroğlu’nun liderliği, her girdiği seçimi kaybetmekle süslenmiş ve özellikle 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde alınan yenilgiyle ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Bu dönemde parti, ideolojik tutarlılığını kaybetmiş ve kazanma odaklı stratejik ittifaklarla varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Ancak bu ittifaklar, halk nezdinde partinin güvenilirliğini zedelemiştir. Yani parti seçim kazanma pahasına vatana ihanet eden FETÖ ve PKK’nın odak noktası haline gelmiştir.

• Özgür Özel Dönemi (2023-): Kılıçdaroğlu sonrası gelen Özel, partiyi toparlama niyetiyle gelmiş  olsa da, mevcut sorunların sadece yüzeysel değişimlerle çözülemeyeceği açıktır. Esasen parti programı, partinin yönetim teamülleri Türkiye cumhuriyeti için verimlilik üretmeye izin vermemektedir. Hele ki 100 yıllık partinin son genel başkan Özgür ÖZEL’in yıllardır Suriye’deki katil Baas rejimine karşı büyük bir mücadele veren Suriye’nin gerçek sahibi olan HTŞ VE SURİYE MİLLİ ORDUSU tarafından büyük bir başarı sağlanmışken kendisinin basın açıklaması yaparak Türkiye Hükümetinin Rusya’ya kaçan katil Beşşar ESED ile görüşmesi gerektiği yönünde açıklama yapması CHP genel başkanının dünyadaki olayları ne derece izlediği ve bu olayları okumaktan ne derece berî olduğunu göstermektedir.

Bu liderlik dönemlerinin ortak noktası, CHP’nin kuruluş ilkelerinden uzaklaşması ve ideolojik bir kimlik krizine sürüklenmesidir. Parti, artık halkın sorunlarına çözüm üreten bir yapı olmaktan çok, belli bir veya birkaç ideolojik grubun çıkarlarını savunan bir yapıya dönüşmüştür.

CHP’nin Türk Siyasetindeki Yerine Katkı Sağlamaması

Son mahalli idareler seçiminde belli bir ivme yakalamış olsa da bu CHP’nin başarılı ve halkın gönlünde yer almaya başladığını göstermemektedir. Ak partinin yıllara sarih yoğunluğu, ak parti teşkilatlarının partiye yarardan çok zarar vermesi, tüm dünyada çok derin olarak devam eden ekonomik krizin Türkiyeyi de derinden etkilemesi ve bu krizin dünya çapındaki etkisinin halka anlatılamamış olması ve özellikle bir çok yerde yanlış adaylarla seçime gidilmesi CHP için bir avantaj sağlamıştır. Ancak CHP’nin son yıllardaki politikaları, Türk siyasetine anlamlı bir katkı sunmadığı gibi, halkın geniş kesimlerinde hayal kırıklığı yaratmıştır. Özellikle şu noktalar dikkat çekicidir:

1. Suç Odaklarıyla Ortaklık İddiaları: CHP’nin son dönemde bazı marjinal gruplarla ve suç odaklarıyla ortak hareket ettiği yönündeki iddialar, partinin halk nezdindeki itibarını sarsmıştır. Bu durum, partinin milli birlik ve beraberlik anlayışından uzaklaştığını göstermektedir. Aslında bu hareketler iddia boyutunu geçmiş, özellikle FETÖ ve PKK terör örgütleri ve diğer marjinal solcu grupların odağı haline geldiği gözle görülmektedir.

2. İlkelerinden Sapma: Atatürk’ün altı ok ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi gereken CHP, geçmişte olduğu gibi bugün de bu ilkeleri yalnızca birer sembol olarak kullanmakta, fiili politikalarda bu prensiplerden uzaklaşmaktadır. CHP, hiçbir dönemde bu ilkeleri Türkiye’nin menfaatine kullanmamıştır.

3. Seçim Mağlubiyetleri: CHP’nin son yıllarda girdiği seçimlerde sürekli yenilgi alması, partinin artık Türk siyasetinde etkili bir aktör olmadığını açıkça göstermektedir. Tek galibiyeti olan sen mahalli idareler seçiminin de esasen seçilen belediye başkanlarının kötü yönetimi ve hesapsız harcamalar yaparak halkın parasını har vurup harman savurmaları sebebiyle geçici olacağı ortadadır.

Verimsiz Bir Meyve Ağacına Dönen  CHP’nin Kendini Kapatması Gerekir mi?

Ana muhalefet partisi olmasına rağmen, iktidarın yapmış olduğu hatalar için yürütmesi gereken muhalifliği bırakıp iktidarın yapacağı en iyi şeyi bile eleştirip karşı çıkmak muhaliflik değil klinik bir vâkadır. Bir an düşünüp “CHP’nin bu ülkeye ne yararı var” diye sormadan geçemiyor insan. Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmaz hale gelmiştir: Verimsiz bir kayısı ağacı misali, CHP’nin artık Türk siyasetine anlamlı bir katkı sağlayamayacağı anlaşılmışken, bu parti kendini feshetmeli midir? Atatürk’ün emaneti olduğu her seferinde hunhar naralarla anlatılıp parti amblemindeki okları gerekli gereksiz gözümüze sokulan bir partinin kurulduğu günden itibaren sürekli olarak ilkelerinden uzaklaşarak bu hale gelmesi elbette üzücüdür. Ancak ideolojik, yapısal ve liderlik sorunları çözülmeden, CHP’nin yeniden etkili bir aktör haline gelmesi mümkün görünmemektedir. Şahsi düşüncem olmakla birlikte CHP artık olmasa da olur, hatta çok daha iyi olur.

Bir Mirasa Layık Olmamak Gerçekten Kötü Bir Durum

CHP, Atatürk’ün emaneti olan bir partidir ve Türk milletinin tarihinde tek partili dönemde mecburiyetten, İnönü döneminde çaresizlikten ve kimi dönemlerde de baskı zorunluluktan kaynaklanan sebeplerden dolayı hep özel bir yere sahiptir. Ancak bu miras, bugünkü yapısıyla hem kendine hem de Türk siyasetine zarar vermektedir. CHP’nin ya kendini yeniden yapılandırması ya da Türk milletine daha fazla yük olmamak adına siyasi sahneden çekilmesi gereklidir. Çünkü miraslara layık olmak, onları korumak ve geliştirmekle mümkündür; aksi halde, bu miraslar sadece geçmişteki bir hikaye olarak kalmaya mahkûm olur. Bence CHP, geçmişte kalan ve hiç hatırlanmayası bir hikaye olmak için geç bile kalmıştır. Şahsen parti kapatılmasına karşıyım. Ama CHP, tarihinde hiç yapmadığı bir babayiğitlik yapıp kendi varlığına son vermelidir. Bence bu millete yapacağı en büyük hizmet bu olur.

Saygılarımla…