Türk Ordusu

Abone Ol

DİSİPLİN VE TARAFSIZLIK ÜZERİNE KURULUDUR: KILIÇLI YEMİN KRİZİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

TSK’DA DİSİPLİN VE HİYERARŞİ VAZGEÇİLMEZ İLKELERDİR

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan köklü bir geleneğe ve katı disiplin kurallarına sahip bir kurumdur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte ordu, her zaman güçlü bir hiyerarşi içinde hareket etmiş, disiplini her şeyin üstünde tutmuştur. Bu disiplin, bir askerin yalnızca emirleri yerine getirmesiyle değil, aynı zamanda askeri geleneklere ve içtihada sıkı sıkıya bağlı kalmasıyla sağlanır.

Bir ordunun en büyük zaafı, disiplinin bozulmasıdır. Çünkü askeri birliğin temel gücü, bireysel cesaret ya da inisiyatife değil, ortak hareket etme ve komuta zincirine mutlak itaat etme prensibine dayanır. Bireysel çıkışlar, keyfi hareketler ve emir dışı davranışlar, ordunun en büyük düşmanıdır. Bu nedenle, askeri kanunlar ve yönetmelikler, kişisel inisiyatife dayalı hareketlere kesinlikle müsamaha göstermez.

Kara Harp Okulu’ndaki mezuniyet töreninde yaşanan olay, TSK’nın bu köklü disiplin anlayışına tamamen ters bir harekettir. Resmi törenin ardından, bazı teğmenlerin kendi inisiyatifleriyle ek bir yemin metni okumaları, yalnızca bir disiplin suçu değildir; aynı zamanda askeri hiyerarşiye yönelik bir meydan okumadır. Ordu içinde kuralların dışına çıkılarak sergilenen her hareket, gelecekte daha büyük disiplinsizliklere yol açabilecek bir kapıyı aralar. İşte tam da bu sebeple, 5 teğmenin ve 3 disiplin amirinin TSK’dan ihraç edilmesi hukuka ve askeri geleneğe uygun bir karar olmuştur.

ASKERE SİYASET KARIŞIRSA ORDU ÇÖKER

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temel prensiplerinden biri, siyasetten uzak ve tarafsız kalmaktır. TSK, sadece kanunlara ve milli iradeye bağlı bir kurumdur. Tarih boyunca orduyu siyasete bulaştırmak isteyen grupların, ülkeye ve askeri düzene nasıl zarar verdiğini defalarca gördük.

1960 darbesinden 1980 askeri müdahalesine, 28 Şubat sürecinden 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar, askerî yapının siyasete bulaşmasının Türkiye’ye nasıl zarar verdiğini anlamak için uzun bir tarih okumaya gerek yoktur. Askerin asli görevi, vatanı iç ve dış tehditlere karşı korumaktır. Ancak ordu içinde siyasi sloganların, taraflı duruşların ve ideolojik gösterilerin yaygınlaşması, ordunun asli görevini yapamaz hale gelmesine neden olur.

Bugün TSK içinde “biz Atatürkçüyüz” ya da “biz muhafazakârız” diyerek hizipleşmeye çalışan her kim varsa, bilmelidir ki; ordu, belli bir ideolojinin değil, 85 milyon vatandaşın ordusudur.

Kılıçlı yemin krizi, tam da bu sebeple önemlidir. Bu olay, aslında ordunun iç yapısını bozmaya ve TSK’yı kendi politik emellerine alet etmeye çalışan bazı çevrelerin bilinçli bir provokasyonudur. Bu olayın bir yemin krizinden çok daha fazlası olduğu açıktır. Ordunun emir-komuta zincirine uymayanların, cezalandırılmalarına gösterilen tepki, bu olayın siyasi bir malzeme haline getirilmek istendiğini gösteriyor.

TSK’DA İHRAÇ MEKANİZMASI VE YASAL DAYANAKLAR

TSK içinde disiplin ihlallerine karşı belirlenmiş çok net kurallar vardır. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun ilgili maddeleri şu şekildedir:

Madde 20: Disiplinsizlik yapan, emir-komuta zincirini bozan personelin cezalandırılması öngörülür.

Madde 25: Askeri kurallara uymayan, askeri düzeni bozan personelin ordudan uzaklaştırılması mümkündür.

Madde 30: “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” cezası, emir dışı hareket eden ve hiyerarşiyi bozan personel için uygulanabilir.

Bu maddeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, ihraç edilen teğmenler ve disiplin amirleri, açık bir şekilde suç işlemiş ve haklarında en doğru karar verilmiştir.

OLAYI KULLANANLARIN AMACI NE?

Kılıçlı yemin olayının ardından yaşanan tartışmalar, bu olayın aslında yalnızca bir disiplin ihlali olarak değerlendirilmediğini gösteriyor. Bazı çevreler, bu olayı, “Atatürkçü subaylar ordudan atılıyor” şeklinde bir propagandaya dönüştürerek, ordu içinde bir kutuplaşma yaratmayı amaçlıyor. Bu söylem, hem ordunun içine nifak sokmak hem de toplumda TSK’ya olan güveni sarsmak için bilinçli olarak üretilen bir dezenformasyondur.

Bu tür provokasyonların temel amacı, askerin yeniden siyasetin içine çekilmesini sağlamaktır. Kendi ajandalarını gerçekleştirmek için orduyu manipüle etmeye çalışanlar, bunu geçmişte defalarca denediler ve her seferinde Türkiye büyük bedeller ödedi.

ÇİFTE STANDART VE SAMİMİYETSİZLİK

Bu olayda en dikkat çekici noktalardan biri de çifte standarttır. Daha önce, muhafazakâr kimliği nedeniyle ordudan ihraç edilen binlerce subaya karşı sessiz kalanlar, bugün hukuka uygun bir şekilde ihraç edilen beş teğmen için ayağa kalkmış durumda.

Daha düne kadar “TSK’da disiplin esastır” diyenler, bugün emir-komuta zincirini bozanlara destek veriyor. Asıl sorun, hukuka ve askeri disipline bakış açısındaki çifte standarttır. Ordunun siyasetten uzak durmasını isteyen herkes, bu ihraç kararını desteklemelidir.

Eğer bir kişi askeri kurallara ve hiyerarşiye uymayacaksa, o zaman askeri kariyeri bırakıp başka alanlarda çalışmalıdır. Disiplinsizlik gösterenler, özel sektörde güvenlik görevlisi olabilir, belediyelerde iş bulabilir ya da siyasi partilerde aktif görev alabilir. Ancak ordu, emir-komuta zincirini bozan kişilere tahammül edemez.

ORDU ŞAHSİ TUTKULARIN OYUN ALANI DEĞİLDİR

Türk Silahlı Kuvvetleri, kişisel hırsların, siyasi ajandaların ve ideolojik hesaplaşmaların merkezi değildir. Ordu, vatan savunması için vardır ve disiplinsizlik kabul edilemez. Askerlik, ciddiyet gerektirir; şovmenlik değil, itaat bekler.

Unutulmamalıdır ki,

“Orduyu siyasete bulaştırmaya çalışanlar, en büyük zararı vatanın savunmasına vermektedir. Tarih, ordusunu siyaset batağına sürükleyen devletlerin sonunun nasıl geldiğini göstermiştir. Bugün birileri, TSK’yı kendi ajandalarına göre yönlendirmeye çalışıyorsa, bu milletin feraseti ve ordunun köklü gelenekleri buna asla izin vermeyecektir.”

Saygılarımla