TÜFAD Gelişim Semineri

Abone Ol

2 gün önce, Türkiye Futbol Federasyonu ve Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Malatya Şubesi’nin organizasyonu ile İnönü Üniversitesi BESYO konferans salonunda futbol antrenörleri için gelişim semineri düzenlendi.

Antrenörlükle doğrudan ilgim olmadığından ve verilecek bilgilerin içeriğini az çok tahmin ettiğimden katılma gereği görmedim.

Seminere katılan gazeteci arkadaşların objektifinden ve kayıtlarından kimlerin orada olduğunu gördüm, üç aşağı beş yukarı da seminerde nelerin anlatıldığını öğrendim.

Türkiye’de özellikle futbolla alakalı bu tarz eğitimler çok saçma sapan bir şekilde veriliyor. Bu eleştirilerim TÜFAD Malatya Şubesi’ne falan değil. Genel olarak futbolla ilgili TFF’nin vermiş olduğu eğitimlerin boş ve yersiz olduğunu iddia ediyorum.

Aynı düşüncelerimi daha önce TFF Gelişim Müdürü Cezmi Turhan ile yüz yüze paylaştığım için buradan daha rahat ifade ediyorum. Biz hala bu ülkede sporun ve futbolun gelişmemesindeki temel sorunları belirleyememişken, neyin eğitimini verip, hangi hastalığı tedavi ediyoruz bunu anlamış değilim.

Antrenör kovulur, arkasında duran yok!

Bugün 18 Süper Lig, 18 PTT 1. Lig, 36 2. Lig takımlarının alt yapısına sağladığı imkanları çözebilmiş miyiz?

-Hayır.

Antrenörlerin haklarını koruyabilmiş miyiz?

-Hayır.

Asıl sorun olan futbolu yönetenlere eğitim vermiş miyiz?

-Hayır.

Üniversite yetiştirdiğimiz spor yöneticilerini, TFF ve Kulüpler bazında değerlendirmiş miyiz?

-Hayır.

UEFA Finansal Fair Play şartlarını getirmese hala akıllanır mıydık?

-Hayır.

Bunca ‘hayır’la birlikte sportif anlamda hem kulüp düzeyinde hem de milli takım bazında başarısız mıyız?

-Evet.

Sayısı topu topu 72 olan üst lig kulüplerimizde hala tesis ve alt yapı sorunumuz var mı?

-Evet.

Bugün kulüplerin yüzde 90’ı antrenörlerini ahbap çavuş ilişkilerine göre belirliyor mu?

-Evet.

Ve maalesef teknik direktörler hariç antrenörler kulüplerde üç otuz paraya çalıştırılıyor mu?

-Evet.

Şimdi neyin eğitimi haa!

O zaman önce bu bozuk çarkı bir düzeltelim. Taşları yerli yerine koyalım. Sonra futbolcuyu da antrenörü de eğitiriz.

Mevcut sistemde TFF’den takım elbiseli kravatlı ya da adidasın en kaliteli eşofmanlarını alt üst giyen adamlar geliyor. “Kişisel gelişim, sporcunun beslenmesi, idman metotları değişti, artık topla ısınma” falan filan, bi sürü anlamsız şey.

Ulan, antrenörün milletin torpille takım bulmasından boşta kalmış, adamdan 35 bin lira kurs parası istiyorsun, sonra da futbol niye gelişmiyor öyle mi?

Eğitim seminerinde anlatılanları uygulayabilmesi için önce o antrenörün takım çalıştırıyor olması lazım.

Gel gelelim saçmalığın daniskası bölümüne.

Türkiye’de bunca bozuk sistemin için de hangi antrenör verdiğiniz size göre ‘güncel’, Avrupalılara göre artık eskimiş bilgileri uygulayabilir?

-Hiç biri.

Adam oyuncusuna beslenme ve dinlenme imkânı sağlayamayan kulüpte çalışıyor. Eee senin öğrettiğin şeyleri nasıl hayata geçirsin o zaman?

Adamın çalıştığı kulübün alt yapıdan sorumlu yöneticisi halasının, dayısının hatta kendi oğlunun A takıma çıkması için mücadele ediyor. Gel de bu takımda yeni idman metotlarını anlatsana!

1300 liraya antrenör çalışıyor, bu adam tatile gidemiyor, kitap alamıyor, sinema, tiyatrodan uzak, başka kulüpleri inceleyemiyor nasıl geliştirecek kendini?

Bizim sporla ilgili verilen eğitim sistemi, doktor reçetelerine benziyor. Reçetede yazan ilaçlardan şifa bulmak için onlara bakmak yeterli değil, kullanmak, yutmak lazım. Alınan eğitimleri de normal hayatta uygulamadıktan sonra hiç bi anlamı yok!

Futbol hakemliğinde de aynı şey var. Adama ilk öğretmeleri gereken cesaretli düdük çalmayı aşılayamıyorlar. Sonra 17 kuralı getirip dayıyorlar önüne. Yahu hakem önce gördüğünü çalacak gücü bulsun kendinde. Ondan sonra aynı pozisyonda zayıf takımlara çalamayan hakem, güçlü ekiplerin lehine basıyor penaltıyı.

Onun için bu ülkede mevcut spor yapılanması değişmediği müddetçe, verilen eğitimlerin hepsi gereksiz bilgiden ibaret!