Cumhurbaşkanımızın ABD ziyareti sırasında, Başkan Trump’ın Heybeliada Ruhban Okulunu kapattığımızı ve okulun açılması gerektiği ile ilgili ricasını tüm dünya ile birlikte izledik. Ben şahsen Trump un istediği, ilettiği, önerdiği, teklif ettiği hiç bir şeyin ülkemizin hayrına olmayacağı düşüncesinde olduğum için olaya peşinen menfi yönden baktım ve konuyu araştırma gereği duydum. Belki sizler de konuyu merak edersiniz.
…
1844 yılında kurulan, Heybeliada Ruhban okulunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kapatıldığı yönündeki bilgilerin tümü yanlış.
Gerçek sanıldığı gibi değil!
Yapılmak istenen, algının aksine birilerinin söylediği gibi ruhban okulunu Turkiye Cumhuriyeti kapatmadı.
Kapatma kararı Fener Rum Patrikhanesi tarafından alındı.
Neden böyle bir karar alındı?
Onu da anlatayım…
1971 yılında özel üniversitelere “devlet denetiminde olma” şartını getiren Anayasa Mahkemesinin kararına uymak istemeyen Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Teoloji Bölümünü kapatmayı tercih ederek, 1971-1972 öğretim yılından itibaren Heybeliada Özel Rum Erkek Lisesi olarak faaliyetlerini sürdürdü.
Bunun da iki nedeni var?
Birincisi, Patrikhane kendi topraklarımızda bizi yani Türk Milletini egemen olarak görmek istemediği için…
İkincisi, Türk Milli Eğitimi tarafından denetlenmek işlerine gelmediği için!
Peki, Neden denetlenmek istemiyorlardı? Onu da söyleyeyim…
Çünkü o okulda sadece din adamı yetiştirmiyorlardı!!! Okul siyasi üs ve dış müdahale aracıydı.
…Şu konuları hatırlamakta fayda var:
Heybeliada Ruhban Okulunda 1939 yılında yaşanan casusluk faaliyetleri gerekçesiyle yabancı öğrenci alımı yasaklandı, ta ki Adnan Menderes iktidarına kadar. Milli Eğitim Bakanlığının 8.12.1950 / 927601 sayılı emri ile Heybeliada Ruhban Okulu “yüksek okul” haline getirildi ve “ yabancı öğrenci alabileceği” karara bağlandı, böylece yabancı öğrenci alımı serbest bırakıldı. Metropolit Athenogoras’ın göreve başladığı 1949 yılına kadar okulda 16 Türk vatandaşı öğrenci vardı. Aynı dönemde İstanbul’da Erkek Rum liselerinde 2500 öğrenci öğrenim görmekteydi. Bu tablo İstanbulda yaşayan Rum ailelerin çocuklarını bu okula göndermediklerinin göstergesidir. Bunun üzerine Metropolit Athenogoras hükümete başvurarak Yunan uyruklu öğrencilere oturma izni alır. İzin “öğrencilik bitene kadar“ olduğu için Patrik okuldan mezun olanları patrikhanede “stajyer” olarak görevlendirir.
Heybeliada Ruhban Okulu, kapatıldığı 1971 yılına kadar geçen 127 yıl zarfında 930 mezun vermiş, bunlardan 343’ü Piskoposluğa, 12’si de Patriklik makamına yükselmiştir. 930 mezunun sadece 38’i Rum asıllı Türk vatandaşıdır. Kıbrıs’ı adım adım Rumlaştıran, Türklerin kıyımına sebep olan Makarios ile terör örgüt liderleri gibi çalışan Trabzon Metropoliti Hrisantos, Samsun Metropoliti Germanos, İzmir Metropoliti Hrisos- tomos, Edirne Metropoliti Palikaryos, Doroteos, Yakovas ve Bartholomeos bu okuldan mezun olmuşlardır. İstiklal Savaşı yıllarında, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgali sırasında okul, önemli bir terör merkezi haline gelmiştir. Heybeliada Ruhban Okulu, Fener Rum Patrikhanesinin kendisine sağladığı özel ödenekle 127 yıl faaliyet göstermiştir.
Şimdi Trump’ın ricasıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğini ve bölünmez bütünlüğünü tanımayan bir yapının bizim topraklarımızda, bizim yok sayılmamıza izin verecek bir kararın alınması Emperyalistler için büyük bir zafer ama Türk Milleti için büyük bir hezimet olacaktır.
…
Eğer Ruhban Okulu her şeye rağmen ille de açılacak ise bu Trump’ın istediği için değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti istediği için ve bizim belirlediğimiz statüyle, ayrıcalık sağlanmadan açılmalıdır. Okulun rolünün “din adamı yetiştirme” ile sınırlı olduğu, asla siyasi bir üs ya da dış müdahale aracı olmadığı açıkça garanti altına alınarak açılmalıdır.
Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasına karar verecek olanlar, şunu da iyi bilmelidir ki sadece din adamı yetiştirecek bir okul açmayacaklardır…