Osmanlı padişahları içerisinde en çok tartışılan isimlerden biri olan 2. Abdülhamid.
Kimine göre evliya sultan, ulu hakan, siyaset dehası; kimine göre ise istibdatçı, baskıcı, gerici düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engel, hürriyet aşığı insanları hapse tıkan yâ da sürgüne yollayan kızıl sultan.
Yüzyıldır Türk toplumunun 2. Abdülhamid’e bakışını hep bu ikinci bakış açısı belirledi. Oysa güneş nasıl balçıkla sıvanmazsa doğrular da birgün gün yüzüne çıkacaktır. Arada nyüzyıl da geçse Avrupalı düşman devletlerin, Yahudi Siyonist örgütlerin, ayrılıkçı Ermeni, Rum ve Bulgar çetelerin, bölücü dış güçlerle; din, dil, bayrak, millet ve devlet kavramını yitirmiş, kendini aydın diye nitelendiren Batı hayranı, akıl yoksunu zevatın 2. Abdülhamit hakkındaki yalan karalama ve iftiraları gün yüzüne çıkmıştır.
Bugün artık popüler kültürün en etkili kitlesel aracı olan bir televizyon dizisiyle 2. Abdulhamid toplum tarafından daha anlaşılır hale gelmiştir.
Diziyi izlerken o dönemde yaşanan olaylara baktığımızda;
Osmanlının hem siyaseten, hem ekonomik, hem de askeri olarak dışarıdan baskılanması,
Toplumun değer yargılarının yozlaştırılması,
Avrupalı casuslarla işbirliği yapan kendini gazeteci, aydın diye nitelendiren vatan haini küçük bir grubun gençleri devlet aleyhine provoke etme çabaları,
Vatanın gelişimine, milletin refahına katkı sağlayacak proje ve hizmetlerin engellenmeye çalışılması,
Ayrılıkçı ve bölücü örgütlerin dış güçler tarafından desteklenmesi,
Avrupalı düşman devletlerle, ayrılıkçı ve bölücü örgütler ve vatan hainlerinin padişah aleyhine yürüttüğü ‘ülkede baskı var, hürriyet ve özgürlükler kısıtlanıyor, basın özgürlüğü engelleniyor, baskıcı padişah, diktatör padişah’ gibi kirli propaganda çalışmaları,
Veee yalnızlaştırılan bir padişah…
Buna benzer yaşanmış olayların yüzyıl aradan sonra özellikle son birkaç yılda ülkemizde yaşananlarla ne kadar çok benzeştiğini görmemek de mümkün değil.
Değerli okurlarım istiklal Şairimiz Mehmet Akif ne diyor:
“Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’’
16 Nisan referandumunda oyumuzu kullanırken Akif’in bu tespitini hatırlamakta yarar var. Çünkü yüzyıl önce Abdülhamid’e tek adam, diktatör diye saldıran dışarıdaki düşmanlar ile içerideki vatan hainleri bugün Tayyip Erdoğan’a aynı ifadeler ve yakıştırmalarla saldırıyorlar. İbret alalım ki tarih tekerrür etmesin, yüzyıl önce kazananlar 16 Nisan’da kaybetsinler.