Takım olmak!

Abone Ol

Yeni Malatyaspor takım olma ruhunu kaybedeli aylar oldu.
Takım ruhu, beraber oynamayı, yardımlaşmayı, paylaşmayı ve birlikte üzülüp birlikte sevinmeyi gerektirir.
Ama biz bu fonksiyonların tümünü kaybettik maalesef.
Kamara ve Bifouma’nın takıma katılması tuzu biberi oldu her şeyin.
Tek başına oynamak ve egoist tavırlar bir tarafa, boş kaleye kaçırılan goller de cabası.
Adamların kenar yönetimi gibi bir algıları yok.
Geldikleri günden beri kafalarına göre takılan bir tavırları var.
Hele bir de Erol Bulut’un hak etmedikleri halde formayı teslim etmesi çabası.
Allah aşkına Kamara’yı penaltı pozisyonu ve boş kaleye atamadığı pozisyonun dışında sahada gören var mı?
Bifouma bir bela; ne pas veriyor ne de arkadaşlarına yardım ediyor.
Erol Bulut, gelecek sezonda takımda kalacak olan Aleksic gibi bir oyuncuyu kenara çekip 90 dakika Bifouma’ya sabır gösteriyorsa, bunda da bir hikmet vardır sanırım.
50 dakika 10 kişi oynayan bir takıma karşı coşkusuz ve baskısız bir oyun ortaya koyarken tribüne gelen bir avuç taraftara bu çileyi çektirmeye hakkınız var mı?
Hani bazıları der ki kafası kupada kalmış. Herkesin kafası var ama kupada kalmadıkları aşikar. Önceliğimiz lig olmalı.
Ziraat Türkiye Kupası bence süt kupası gibi, amacı ve gayesi olmayan bir turnuva.
Sadece alt liglere ekonomik katkı sağlanması adına yapılan bir organizasyon. Alacağınız tüm gelir, lig müsabakasından alacağınız galibiyet gelirinin bile yanında değil. Kupayı alsak ne olur, alamasak ne olur; önce takım olacağız.
Hani deriz ya, Erol hoca garantici, önce savunma sonra hücumu düşünür.
Be hey kardeşim, on kişi kalan bir Alanya takımı biraz akıllı olsa galip gelebilirdi.
Allah’tan ilk yarı puanları almışız da ligde kaldık.
Böyle korkak ve coşkusuz bir takımı seneye görmek istemiyorum.
Görmek isteyen var ise, Erol hocanız size mübarek olsun.