30 Ağustos Zaferimiz kutlamalarımız sırasına Baro’muz WhatsApp gruplarında, Kadir Mısıroğlu’nun çok manidar, “Keşke Yunan kazansaydı” lafı gündeme geldi.
“Bakalım bir, görelim bir!” diye sevgili meslektaşlarımın paylaşımlarını buraya aldım.
Av. H. Kartal: “Bugün 30 Ağustos. Mütecaviz Yunan askerlerinin denize döküldüğü, "Keşke Yunan kazansaydı" diyen hain zihniyetin ömürleri boyunca kahrolduğu günün adıdır 30 Ağustos. Başkomutana, silah arkadaşlarına ve tüm şehit ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, cümlesini şükran ve minnet duygularıyla yad ediyoruz.”
Av. S. Sarıoğlu: “Hanifi Bey dostum, kadir-kıymet bilir, vefalı, asil, kahraman Milletimiz içinde, “Keşke Yunan kazansaydı!” diyen bir zihniyet yok bence.
Malum kişi ve kişiler var.
…Kervan yürür, endişemiz olmasın.”
Av. A. Artan: “Milletimizin istilacılara, emperyalist uşağı işgalcilere karşı savaştığı bütün zaferler zaferimizdir.30 Ağustos Zaferinden ancak işgali alkışlayıp destekleyen Grek / Yunan Soylu Yunanseverler. Taşnakçı ve Hınçakçı Ermeniler, Siyonist Yahudiler ve bunların kriptoları rahatsızlık duyar.(Ülkesine sadık azınlıkları tenzih ederim.)
Yakın tarihimizde ve günümüzde ülkemizi ve milletimizi tarihi / milli / İslami kimliğinden soyutlayıp antik Yunan'a ve uzantısı olup Âkif'in "tek dışı kalmış Canavar” olarak nitelendirdiği sözde çağdaş Batı'ya benzetme gayretleri Yunan işgali ile eşdeğerdir.
ABD destekli Yunan, Fransız, Ermeni ve İngiliz işgaline karşı verdiğimiz savaşın adı istiklal harbidir. Tam bağımsızlık, teknolojileri ve hedefleriyle askeri bağımsızlık, siyasal bağımsızlık, kültürel bağımsızlık ve ekonomik bağımsızlıkla birlikte mümkündür.
Zaferimiz kutlu olsun.”
Av. Y. Gürhan “Keşke Yunan kazansaydı” sözü Yunan’ın kazanması istek ve arzusunu ifade etmek için değildi. Haksızlık yapmayalım. O batıcılık ihanetini ifade etmek için kullanılmıştır. Yani binlerce yıllık kadim medeniyetimizden bizi kopararak, battı kültürü denen bir deli gömleğini giydirp, taklitçi bir zihniyetle 80 sene yerinde saydıranları eleştirmek için söylenmiştir. Önce “İngiliz’e karşı kurtuluş savaşı verdik” deyip, sonra İngiliz kıyafeti giymedi diye idam edilenleri anlatmak için söylenmiş bir sözdür. Yani şunu demek istemiştir: “Yunanlar işgal etseydi, yaptığınız kadar bize zarar veremezdi” demek istemiştir. O sözün sahibi benden de senden de daha vatansever ve daha kahramandır.”
Av. M. Sönmez: “Biz kurulan cümleleri doğrudan anlayabilecek ortalama zekaya sahibiz. Bize mealini çevirmenize gerek yok."Batıcılık ihaneti" dediğiniz kavram Batıcılık hareketi olsa gerek. Bu hareket Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ile başlamamış, Padişah 3.Selim döneminde resmi devlet kararı olarak yürürlüğe girmiştir.3.Selim 7 Nisan 1789 - 29 Mayıs 1807 tarihleri arasında hüküm sürmüştür. Oysa TBMM tarafından 25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu çıkarılarak fes, sarık ve benzeri başlıklar yasaklanmıştır. Kısaca fesin yasaklanması bu batılılaşma hareketinin yaklaşık 130 yıl süren düşünce hareketinin son halkasıdır. Öyleyse hain batılılaşma hareketine sizin söyleminize göre 100 yılı aşkın bir süre Osmanlı padişahları öncülük etmiştir. Üstelik Padişah 2.Abdülhamit dahi 2 nisan 1892 de kara çarşafı yasaklamıştır. (…) Mustafa Kemal Atatürk, Türk'ün Yüzü suyu hürmetine bu ülkeye gelmiş, bozkurt ruhlu, bilge, devrimci bir hakandır. Tıpkı Atilla, Selçuk Bey, Osman, Orhan bey gibi. Batılaşma bir kültür emperyalizminden ziyade, günün en modern, en ilerici sistemlerini örnek alarak devletin yıkılmasını önlemek, ayakta tutmak ve payidar kılmak için yapılan bir harekettir. Devletin resmi en yüksek resmi organlarınca alınan uzun soluklu bu hareketi ihanet olarak suçlamak yanlıştır.”
Av. H. Güler: “Fesli Kadir’in söyledikleri vatana ihanetin delilidir.
Vatansever kişiler vatanı savunmuş emperyalizme karşı Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve fedakar milletimiz mücadele etmiştir. Ancak vatan umrunda olmayan, çıkarları bozulan, emperyalistlerin maşaları olan kişiler de bağımsız mücadelesi verenleri kötülemiştir.
Fesli Kadir de milli mücadeleye karşı çıkanların takipçisi olan haindir.”
Av. H. Yiğitler: “Her bir arkadaşımın değerinin baştan ziyade olduğunu belirteyim önce.
Ortaya bir Batılılaşma lafı atılınca, kimileri hemen konuyu Mustafa Kemal'e getirip başlıyorlar inci dizmeye!
-Efendim, ne yapmış ki? Yapılan zaten yapılmıştı!
- Efendim Osmanlı olsaydı, şunu da dikerdi, bunu da dikerdi!
-Bu ülkeye önderlik etmedi, bizi götürdü Batının kölesi yaptı!
- ...
Bu tartışmalar yıllardır sürer! En sonunda, aklı kendisine yar olmayan birisi kalkıp içindekini mertçe haykırdı!, "...Yunan gelseydi daha iyiydi…!
Tartışmanın bir kenarından girmek istemiyorum, kendimi hiç bir kere, Atatürkçü, Kemalist, Kuvayı Milliyeci olarak da adlandırmadım.
Ancak, tabir-i amiyane ile mal ortadadır!
Türkiye hala İslam Dünyası içinde -bütün eksiklerine rağmen- diğerleri ile kıyas kabul etmez bir konuma sahiptir. Bunun sebebi de Cumhuriyettir! Bunun sebebi de her fırsatta haşladığınız, taşladığınız Mustafa Kemal Atatürk’tür!
Daha iyi olabilir miydi? Zaman tek yönlüdür. Nereden bilelim? Geri dönemiyoruz ki!!! Mantık diye bir şey var. ‘Osmanlı olsaydı’ lafı akıllıca değil!
Dünyada, bir kaç sembolik kırıntısı dışında imparatorluk mu kaldı?
Genç arkadaşlarımın -ayırım gözetmeden- fikir üretmelerine, düşüncelerini açıklamalarına hiç itirazım olmaz! Adaba uygun tartışmalarına da taraftarım. Ama, dikkatli olmalarını, ortaya çıkmak için uygun ortam ve zamanı beklemeleri, olaya hakim olmadan söze karışmamalarını tavsiye ederim…”
Av. S. Sarıoğlu: “Sevgili Artan Kardeşim, Vatanımızı kurtaranların hedefi, toplu iğne bile yapamama, yüzde 95 oranında okur-yazar olamama yoksunluğu düzeyindeki Türk Milletini, (doğal olarak, mecburen), bilimin, tekniğin, endüstrileşmenin, ticaretin doruğundaki Batıdan alıp, yani, “İlim insanlıktan yoksun Batı’da da olsa gidip alıp”, uygulamak, “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktı.
Ki, bu hedef günümüzün de hedefidir.
Bu yüksek hedefe ulaşmak yolunda elimizi çabuk tutmak, koşar adımlarla, hamlelerle, devrimlerle ilerlemek gerekiyordu.
İşte bu süreçte, bu sert süreçte, bazı haksızlıklar, uygulama hataları, dikkatsizlikleri olmadı değil, oldu..
Vatanımızı kurtaran kadro, bunu yapmaya çalıştı, çok önemli mesafeler de aldı.
Atatürk’ün, “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık” de bunu açıklıyordu. Ancak, Atatürk’ten sonraki süreçte, Büyük Şair Akif’in de dediği gibi, “İnsanlıkta” tek dişi kalmış canavar olan Batı’nın, bir başka deyişte emperyalizmin içimize sızıp, yerleşip, bizi dizayn etmeye başlamasıyla, bu süreç, bilim teknik yerine kültürde, eğitimde, sosyal yaşamda Batıyı taklit etmeye ve tabii ki şanlı tarihimizin oluşturduğu öz kimliğimizden uzaklaşma, soyutlanma yoluna girdi.
Ve ne yazık ki, bunda çok da başarılı olundu.”
Sevgiyle, saygıyla kalınız…