Yeni Malatyaspor, yeni teknik heyet, yeni oyun anlayışı, yeni futbolcular ile birlikte 25 Haziran’da Nurettin Soykan Tesisleri’nde top yapmıştı.
Aradan 75 gün kadar süre geçti ve sarı-kırmızılılar 7 resmi 2 hazırlık müsabakasına çıktı.
Belki bu yazım da belirteceklerimi bir komplo teorisi olarak göreceksiniz, ama altından kim ne tür anlam çıkarır onu okurların takdirine bırakıyorum!
Mayıs ayında lig sona erdiğinde neler yaşanmıştı, hatırlıyor musunuz?
Önce Erol Bulut’u kayıp ettik. Erol hocayı gönderen zihniyet neydi? İşini profesyonelce yapan ve kariyerine odaklanan futbolcuları tenzih ederek söylüyorum: takımdaki gruplaşan bazı futbolcular!
Şimdi işini profesyonelce yapıp gelecek hedefi olan isimler; Danijel Aleksic, Ömer Şişmanoğlu, Adem Büyük, Khalid Boutaib, Sadık Çiftpınar, Guilherme, Pereira ve kiralık olarak forma giyen Kamara ve Barış Alıcı.
Yönetim, bu saydıklarım arasından yalnızca Guilherme’yi bir şekilde elinde tutabildi. Çünkü başka alternatif oyuncu yoktu.
Alman çalışma disiplinine sahip olan Erol hoca bizzat 15 gün yerinde şahit olan biri olarak söylüyorum; futbolcularına Avrupa standartlarında antrenman yaptırabilmek için gecesini gündüzünü takımı için harcıyordu.
Geçen sezon devre arasındaki kampın ilk 5-6 günlük süresini takımın fizik gücünü artırmak için çeşitli programlara ayırdı. Onlara sezon içerisinde kontrollü şekilde izin tanıdı. Gevşemelerine müsaade etmedi!
Futbolculuğun ne kadar güç gerektiren bir meslek olduğuna ilk kez gözlerimle şahit olmuştum ve takdir etmiştim.
Kaldı ki; o futbolcuların müsabakaların ilk dakikasından son düdüğe kadar hiçbir zaman oyundan düştüğünü hatırlamıyorum. (İlk yarıdaki Ankaragücü maçı hariç)
Eee bu sene ne oldu? Avrupa maçlarını da geçtim, ligin ilk 3 haftasında dakika 60’dan sonra takımın oyundan nasıl düştüğüne şahit olan her halde bir tek ben değilim.
Hadi ilk hafta Başakşehir’i 10 kişi kaldıktan sonra yendiğimizi kabul edelim.
Trabzonspor karşısında da bordo-mavililerden daha üstün oynayıp kayıp ettiğimize de kimse inandıramaz.
Yeni Malatyaspor-Alanyaspor maçında takım taraftarın gözüne güzel gelen bir show sergilemiş olabilir ama istatistiklere bakıldığında gördük ki; gol pozisyonuna girmekte sınıfta kalan bir performans var.
Ligin üç haftasında en az gol pozisyonuna giren sonuncu takımız!
Alanyaspor maçında, kalemizde gördüğümüz 2 ve 3’üncü gollerin yenmesinde, bir Süper Lig savunma oyuncuları nasıl öyle hatalar yapar aklım almıyor.
Geçen yıl bu takım sezona daha sıkıntılı girmişti. Transferde yine son haftalar beklenmiş, hocanın istediği isimler takıma çok geç katılmıştı.
Ne demişti Erol hoca? “Takımın oturması için 4-5 haftaya ihtiyacımız var.”
Buna rağmen 3 haftalık periyotta 2 galibiyet 1 beraberlik ile 7puan toplayan ve daha kontrollü sahada mücadele eden bir takım vardı. Hiçbir futbolcu bireysel oynamaz, sahada kendisinden istenen şeyin sorumluluğuna bağlı kalırdı.
Eğer verilen milli arada teknik heyet ve bazı gruplaşan futbolcular işin ciddiyetine varmazlarsa devre arasına kadar benim ön görüm toplanabilecek en fazla puan 15’i geçmez!
İşler işte o zaman sarpa sarar tecrübeli teknik direktör Sergen Yalçın İstanbul’un yolunu tutar ve gerçeklerle baş başa kalırız.
Bu saatten sonra göze güzel gelen oyun mu, skor mu derseniz; ben bu sezona mahsus “skor” diyorum!