Yine kötü oyun, yine kahır, yine mağlubiyet ve yine hüzün dolu bir hafta…
Spor konuşan, spor yazan biri olarak artık Yeni Malatyaspor’un mağlubiyetlerini, kötü gidişini, camianın karamsarlığını, yönetimin boş vermişliğini, teknik heyetin kendi takımına bu kadar uzak olmasını, futbolcuların kalitesini anlatacak söz bulamıyorum.
Cumartesi akşamı Alanya karşısında yokları oynayan Alima Yeni Malatyaspor son 5 yılın en kötü futbolunu oynadı. Bu takım 2. Ligde iken, en son play off’ta Fethiyespor’a karşı bu kadar çok pozisyon vermişti. Onun dışında kurulduğu günden bu yana 3. ve 2. Lig’deki tüm dönemler dahil hiç bu kadar ezik ve kötü görünmemişti.
Alanyaspor 18 dakikada 2-0 yaptığında eminim hiçbir futbolcusunun forması bile terlememiştir. Beklerinin hücuma destekleri, orta sahada Galip’in tecrübesi, savunmada Sezer’in kesiciliği ve Ayite’nin iş bitiriciliği Alima Yeni Malatyaspor’u sahadan sildi.
Bu maç gösterdi ki; Guido Koçer, Sedat Ağçay, Azuka ve Erkan Sekman fiziksel olarak henüz tam olarak hazır değiller. Saha içindeki uyum sorununa Azubuıke’nin çekilmez hatalı pasları, savunma kurgusunun kötü performansta bir birleriyle yarışan görüntüsü de eklenince maç çığırından çıktı.
Oyunun başından sonuna kadar tüm inisiyatifini eline geçiren Alanyaspor, girdiği pozisyonları değerlendirme konusundaki iyi niyetini devam ettirdi ve skor neyse ki 2 – 0’ da kaldı. Oyun olarak böylesine berbat maçların derin analizlerini yapıp daha fazla can sıkmanın gereği yok!
Transfer dönemi kapanmışken, bireysel anlamda hiçbir futbolcunun sezon sonuna kadar eleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Guido hazır değilse, Yiğitcan her şeye rağmen alınıp kadroya dahil edilmiyorsa, Umut ilk 11 de başlamayacaksa, Sedat Ağcay’ın maç eksiği varsa suç neden onların olsun?
Şu kritik süreçte takıma doğrudan katkı yapmayacak oyuncuları buraya getirenler, bugün bu acı faturanın asıl sahibidirler. İrfan Buz ilk yarıdaki tüm kredisini yalnızca 3 haftada harcadı. Türkiye’de seri mağlubiyetlerin önünde direnecek ne başkan var ne de hoca. Karabük maçı hem yönetim hem de hoca için çok büyük bir sınav olacak.
Ama bu sınav öncesi hiç şikayet etmeyecekler. Mazeret gösterip, rapor falan da almayacaklar. Çünkü biz ligin ilk yarısında bangır bangır ateşle oynuyorsunuz derken, birileri işin şovunu yapıyordu. Bu işin sefası varsa cefası da olacak…
Kazanan İsmail Tekin(!)
Dün BAL’da Malatya derbisi vardı. “Paralı” Malatya Yeşilyurtspor ile “Parasız” 44 Malatyaspor oynadı. Skorun hiçbir önemi yok, maçın başından sonuna kadar tek galibi vardı, o da sezon başında parasız 44 Malatyaspor’u limon gibi sıkıp, suyu bitince, paralı Yeşilyurt’un başına geçmek için taburelerde amatör maç izleyen ve en sonunda da muradına eren İsmail Tekin’di. 44 Malatyaspor kazansa da İsmail Tekin kazanacaktı, kaybetse de İsmail Tekin…
Çünkü sahanın her yerinde İsmail Tekin vardı, kalede, forvette, hatta her iki yedek kulübesinde de İsmail Tekin…
Golü atan da yiyen de o idi. “Yahu abartmıyor musun 65 yaşındaki adam bu enerjiyi nerden buluyor da hem kalede hem forvette oluyor” demeyin.
Abartmıyorum, hatta İsmail Hocam’a hibiskus çayı içmesini tavsiye ediyorum. Doğal “doping” etkisiyle özellikle bağışıklık direncini artırıyor, tansiyonu düşürüyor. İstediği zaman takım değiştirebileceği bu prototip yöneticileri yakalamışken, GDO’lu şampiyonluğu da yutturmuşken, bence hiç bırakmasın.
2 ay 44 Malatya, 3 ay Yeşilyurt, olmadı Sultangazi sonra tekrar 44 Malatya…
Ne güzel dünya!