SOSYAL ADELETİ TEMİN EDEN İBADET; ZEKÂT…

Abone Ol

Bugün Efendimiz’in (s.a.v) zekatla ilgili mübarek hadislerini nakledeceğim. Efendimiz (a.s) İbn Abbas radıyallahu anh’ın rivayet ettiği bir hadisinde şöyle buyuruyor:”Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Sen, Ehlikitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey, Allah’a ibadettir. Onu bilip anladıklarında, Allah’ın günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Bunu kabul edip uygulamaya başladıklarında, Allah’ın onlara, mallarından, zenginlerden alınıp, fakirlere verilecek olan zekâtı farz kıldığını bildir. Zekât alırken, halkın gözünde kıymetli olan mallarından uzak dur. Zulme uğrayanın bedduasından da kaçın. Çünkü onun bedduası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur.”

Efendimiz (a.s) bu mübarek hadisinde Allah’a imandan sonra namaz, sonra da zekat ibadetinin eda sırasını koymuştur. Son kısmında Efendimiz (sav) mazlumun bedduasında sakınmamızı tembihliyor ve sakınmamızın nedeni olarak da mazlumun yapacağı bedduayla Allah arsında perdenin olmadığını bize haber veriyor.

Yine Efendimiz (sav) Enes radıyallahu anh’ın rivayet ettiği bir başka mübarek hadisinde şöyle buyuruyor: “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay hâline! Çünkü onlar şöyle diyecekler:
‘Ey Rabbimiz! Bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın hakkımızı vermediler.’
Allah Teâlâ da şöyle diyecektir:
‘İzzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yaklaştıracağım, onları uzaklaştıracağım." Efendimiz (sav) bu mübarek hadisinde zekatın Allah-u Teala tarafından fakire verilmek üzere zengine emanet edilmiş bir hak olduğunu beyan ediyor.

Her kim zekat verecek kadar zengin olup da zekat vermezse bilsin ki Allah’ın fakirlere verilmek üzere kendisine bıraktığı emanete ihanet ediyor ve fakirin hakkını gasp ediyor.

Yine Efendimiz (a.s) Ebû Hureyre radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadisinde şöyle buyuruyor: “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
‘Gerçek fakir, bir veya iki lokma, ya da bir veya iki hurma ile baştan savulan değildir, asıl fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan, kendisine sadaka verilmesinin zarureti bilinmeyen ve kalkıp insanlardan da dilenmeyen kimsedir.” Peygamber Efendimiz (sav) bu mübarek hadisinde de gerçek fakirin kim olduğunu ve gerçek fakirin de dilemeyeceğini beyan ediyor.

Peygamber Efendimiz (a.s) Ebû Hureyre radıyallahu anh’ın rivayetinde şöyle buyuruyor: “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
‘Sadaka, Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur.”

Değerli okuyucularım, Allah, kulların yapmış olduğu bazı hareketlere ve söylemiş olduğu bazı sözlere öfkelenir. İşte bu bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğumuz yanlış söz ve davranıştan dolayı Rabbimizin öfkesini üzerimize çekmemek için zekat veya sadaka vermemizi Efendimiz (sav) bizlere öğretiyor.

Yine Efendimiz’den (sav) iki hadisi şerif naklederek bugünkü yazımızı bitirelim. Ebû Hureyre radıyallahu anhın rivayetinde Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
‘Kulların sabaha kavuştuğu hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip, biri:
‘Allahım! Allah için veren kimsenin verdiği malın yerine daha iyisini ver!’
Öbürü: ‘Allahım! Vermeyip, elinde tutanın malına telef ver!’ demesinler.”

Ebû Hureyre radıyallahu anhın rivayetinde Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
‘Allah için vermekle mal eksilmez.
Allah, affeden kulunun şerefini daha da artırır.
Allah için tevazu göstereni, Allah daha da yükseltir.”

Allah’a emanet olun efendim…