İki milyona aşkın öğrencinin ter döktüğü sınavın ardından “açıklıyorum” başlıklı bir yazının algısı YGS değil “aday adayı” yazısıymış algısı oluşur maalesef bu memlekette!
Ben bu iki milyon gencin girdiği sınavın yaptığı kurumu eleştirmek için oturdum klavyenin başına ama yazıyı biraz fantastik hale getirmek istiyorum.
Aday adayların da içinde olduğu bir makale okuyacaksınız…
Neredeyse her sınavın doğru sorulduğu bir sınavı gugıla bakmadan hatırlanmadığı bir kurumun eleştirilecek bir tarafı yoktur. Ben bu yazıyı yazdığım zaman o iki milyon genç daha sınavdan çıkmamıştı ve inanın bu sınavda da hatalı sorular çıkacaktır.
Muhtemelen yarınki gazetelerden hatalı olan sorular açıklanacaktır ve yine hiçbir şey olmamış gibi o kurumun yöneticileri hayatına devam edecektir.
Öğrencinin yaptığı hata bir yıla mal oluyor ve bir yıl daha beklemesi gerekiyor.
Peki, o soruları hazırlayan kurumun ve muhtemelen kaç elden geçtiğini bilmediğimiz soruların hatasını kim çekiyor? Yine öğrenciler maalesef!
VEKİL ADAYLARINI SINAVA SOKUN
Herkesin hayatında sınavlar vardır ve bu sınavların çokluğu senin kariyerin ile doğru orantıdadır.
Ama iş siyasete geldiği zaman “sınav” mantığı ortadan kalkar maalesef…
Mesela, Türkiye’de toplam AK Parti’den milletvekili olmak için başvuran insan sayısı kaçtır?
On bin mi, otuz bin mi yoksa daha mı çok kişi başvurdu?
Sayıyı bilmiyorum ama normalden daha fazla olduğunu biliyorum ve işin liyakat tarafını biraz sorgulamak istiyorum.
Bu normalin üzerindeki insan topluluğuna sadece genel kültür ağırlıklı bir sınav yapılsa sonuç ne olurdu?
Sonucu tam olarak bilemeyiz ama tahminlerimizin tutması yüksek ihtimaldir. Çünkü bir önceki seçimi altı milletvekili çıkaran bir ilde beş milletvekili çıkarmış bir partiye altmış beş kişinin ilk beşe girebilmek için başvurması ve sadece ismini aday adaylık listesinde görebilmek için başvuru yapmış algısı vermesi bana olayın sistematiğini tartışmamız gerektiğini söylüyor.
Olayın matematiğine baktığın zaman, Amerika’daki başkanlık seçimlerindeki “bağış sistemine” benzer bir aday adaylık mantığı var bizde.
Ben hem savunduğum siyasi partiye parasal desteğimi yapayım hem de rengimi belli edeyim, mantığı ağır basıyor bende.
Yoksa, bir aday adayın afişler ile kendini tanıtması, mahalle mahalle gezip çalışması bana saçma gelirdi. Seni seçecek kurulun Ankara’da olması ve senin gezdiğin mahalle sayısı değil partiye olan bağlılığın önemli ise sen niye mahalle mahalle geziyorsun?
Hem geleceğe yatırım hem maddi yardım hem de manevi yardım yapılıyor…
Çünkü bu sistemin matematiği bunu söylüyor…
Başka izahı yok, herkes seçileceğini düşünmüyor, hatta mevcut milletvekilleri dahi bunu düşünmüyor.
Olayın özünde, “bağlılık” liyakatten daha önemli ve aday adayların hepsi de bunun farkında…