Soğuklar geldi.
Sokaklar da, ayağında ayakkabı, üzerinde mont olmayan çocuklarla dolmaya başladı. Ben onlara dilenci demeye kıyamıyorum ama aileleri kıyıyor.
Size bu çocuklarla ilgili bir şey anlatacağım:
1 yıl önce bir arkadaşımla 3 çocuğu kışın soğuğunda ayakkabısız ve montsuz bir şekilde dilenirken gördük.
“-Burada ne yapıyorsunuz, üşümüyor musunuz?” dedik.
“-Üşüyoruz abla” dediler.
Annelik içgüdüsüyle aldık bu çocukları yemek ısmarladık. Sonra gidip mont aldık. Ardından Ayakkabıcılar Çarşısı’na gidip ayakkabı aldık.
Hem mont alırken hem de ayakkabı alırken esnaflar o kadar indirim yaptı ki; neredeyse bedava aldık. Hatta 2 ayakkabı çocuklara hediye edildi.
Sonra çocuklara bol bol nasihat edip evlerine gönderdik.
Bunu niye anlatıyorum?
Çünkü biiirçok kişinin bizim yaptıklarımızı yaptığını biliyorum.
Neyse, ondan sonraki 3 gün boyunca çocukları orada görmedik. 4’üncü gün o 3 çocuk yine aynı yerde ayakkabısız ve montsuz bir şekilde dileniyordu.
“-Çocuklar montunuz, ayakkabınız nerede?” diye sordum. Başlarını önlerine eğdiler.
İnanılmaz derecede üzüldüğümü belirtmeliyim bu duruma.
Sonraki günlerde o çocukları farklı yerlerde gördüm ve onlara merhametle yaklaşan vatandaşlara şu cümleyi kurduklarını işittim:
“-Üşüyoruz abla!”
Ne demek istediğimi anlamışsınızdır.
Biz çok ama çok büyük bir ayıp etmiştik o gün:
O çocuklara dilenciliği alıştırmıştık.
“Biz” diyorum, “biz hepimiz” yıllardır bunu yapıyoruz.
Onların aileleri bir yapıyorsa biz de bir yapıyoruz ve çocukların buna alışmasını sağlıyoruz. Ve çok kolay yalan söylemelerini görmeyebiliyoruz.
Neyse ki benim bu olaydan sonra aklım başıma geldi.
Artık nerede bir dilenci görsem zabıtayı arıyorum.
Zabıta onların korkulu rüyası…
Hatta Allah zabıtayı başımızdan eksik etmesin.
***
Diyeceğim:
Çocukları dilenciliğe alıştırmayın. Onların geleceğini çalmayın.
Belki acımasızca gelecek ama onları görmezden gelin ve zabıtayı arayın.
O zaman çocukların bu şekilde suiistimal edilmesi son bulacaktır.