Şirket Hanını yıkmanın ne denli büyük bir yanlış olduğunu bu şehri yönetenler geç de olsa anlamışlardır diye düşünüyorum. Tarihi bir güzelliği yıkıp yerine estetikten uzak bir garabet dikmek nasıl bir aklın ürünü idi merak ediyorum.
Şirket Han 1922 yılında şehrin ileri gelen aileleri, Gaffarağaların Yahya Bey, Yakıncıların Emin Efendi ve Fırat ailesinin katkılarıyla yapılmış devrinin en estetik binalarından biriydi. Yıkılmasa idi bugünün de en estetik binalarından biri olurdu.
Şirket Hanın iki büyük girişi vardı, biri Kışla Caddesi tarafından, diğeri Akpınar tarafından ve bu iki girişinde iki mükemmel kapısı. Bu kapılar Topkapı Sarayını görenler hatırlar, saray kapısı veya kale kapısı gibi devasa, kapının ek yerleri metal plakalarla perçinli ve en az üç metre boyundaharika ahşap eserlerdi. Ayrıca bu heybetli kapıların sağ köşesinde bir insanın rahat geçeceği yavru kapı denen kapılar mevcuttu. Bu devasa kapılar gece Bekçi Aziz tarafından kapatılır, sabah açılırdı.
Şirket Hanın Kışla Caddesi’ne bakan yanında, Kitapçı Cevrinin dükkanı, hanın girişinde Hulusi Yakın'ın halıcı dükkanı, karşı sırada Cumali Erdoğan ve ortağı Mahmut Kayahan'ın beyaz eşya mağazası ve köşede Bahabey'in merkez eczanesi. Akpınar tarafına dönüşte şapkacı Bedir, önünde varillerle hatırlayacağınız gazyağı satan bakkal Hamdi Kargül ve çocuklarının dükkanı, Timur Kanat'ın deri ve kürk satan dükkanı, Alibeyoğlu Hacı Mehmet Dayının acentesi(oto yedek parça) ve yanında berber Tahir.
Bunların birçoğunu hatırlarsınız ben size hatırlayamayacağınız belki de hiç duymadığınız bir bilgi vereyim 1938 yılında Kiğılı kumaş fabrikası ilk mağazasını Şirket Han girişinde açmıştır.
Şirket Hanın yukarıda bahsettiğimbu iki girişigeniş bir avluya açılır, bu avlunun ortasında bir havuz havuzun etrafında küçük masa ve kürsülerde çay, kahve içen sohbet eden insanların kahkahaları duyulurdu. Meşhur Şirket Han Çeşmesi birer birer yok edilen çeşmelerimizin en son yok edilenidir. Bu çeşmenin su analiz raporu geçti elime. Ne diyor biliyor musunuz? "Renksiz, kokusuz, berrak, kolibasili olmayan içilebilir nitelikte kaliteli bir su."
Su sıkıntısı çektiğimiz şu günlerde hatırlatmak istedim… Bu havuza atılan karpuzların bir süre sonra çatladığına bir çok defa şahit olmuşuzdur .
Özellikle öğlen saatlerinde kebap yiyenler, havuzun etrafında, çaycı Bıyıklı Hasan'ın demlediği o nefis çayları, garson Kazım'ın elinden içerlerdi. Handaki tüm esnaf çayını bıyıklı Hasan’dan içer, cumartesi günü ikindiden sonra, bıyıklı Kazım elinde bir fincan kahve ile görünür, bu haftalık çay parasının verilme vaktinin geldiğinin göstergesidir.
Avlunun tabanına döşenen Arnavut kaldırımlarını döşeyen ustanın elini öpmek gerek, o günkü imkansızlıklara rağmen bir sanat eseri işler gibiişlemiş ve mükemmel bir taş işçiliği çıkarmıştır ortaya.
Şirket Han Malatya siyasetinin şekillendirildiği, şehrin gündeminin oluştuğu önemli bir mekandı. Bunun nedeni de buradaki şahsiyetlerin siyasetle ilişkileriydi. En önemli siyasetçi Ahmet Fırat idi, defalarca milletvekilliği yapmış olan Ahmet bey çok sevilen ve sayılan bir kişilikti. Ayrıca Ahmet Bey eski bir sporcu olup sporla yakın ilgiliydi ve Malatyaspor başkanlığı da yapmış bir kişilikti. Ahmet Beyin bürosu da hanın avluya bakan bölümünde bulunurdu. Burada ayrıca girişin sağ tarafındaki dükkan, Nevzat ve Sami Şeftalicioğlu kardeşlerin camcı dükkanı, karşısında Asım Solmaz, Hakkı Turgut ve sevgili arkadaşım Tahsin Turgut'un ortak olduğu tuğla fabrikasının satış bürosu, yanında Ahmet Fırat'ın bürosu, onun yanında yine bir tuğlacı Orduzulu Cumali Karakuş ve yanında da hanın en büyük hissedarı olan avukat Gökalp Fırat'ın bürosu, Kemal Yakın Beyin hırdavatçı dükkanı, o dönem çok büyük müteahhitlik işleri yapan AbitKarakaş, daha sonra Mahmut Nedim Karakaş, akaryakıt bayii Hamit Evliyaoğlu, tüccar ama esas mesleği siyaset olan Faik Erdoğdu, müteahhit Cemal Bektaş, eski milletvekili, senatör Nurettin Akyurt'un avukatlık bürosu ve çaycımız Bıyıklı Hasan'ın çay ocağı. Bir de sürekli kavga eden eski araba lastiği satan Yusuf ve Şükrü. Bir çırpıda avluda aklıma gelenler bunlar…
Hanın bir de üst katı mevcuttu. Burada da kiremit fabrikası sahibi cömertliğiyle ve elinin açıklığıyla tanınan Hacı Demirel, terzi Bedri, terzi Ermeni Haccik ve ustası benimde arkadaşım olan rahmetli Haykas Makasçı, gömlekçi Paşa Dayı, yine terzi Aliseydi Kılıç ve Kamil Çavuş bulunurdu. Kamil Çavuş buradaki Emniyet otelini çalıştırırdı.
Şirket Han anlatılırken Kışla Caddesi tarafındaki kapının önünde oturan ve sürekli kendi kendine konuşan ve gülen Orduzulu Mamılo’yu anlatmadan geçmek olmaz. Mamılo’yu hatırlamayalar için anlatayım. Sürekli askeri elbise, askeri bir palto ve askeri şapkayla dolaşan, kimseyle konuştuğu pek görülmeyen oldukça iri kıyım bir adamdı Mamılo.
Paltoyu da giymez hep omzuna atardı, hatırladınız mı… Orduzulu arkadaşlarımdan dinlemiştim öldüğünde evinden iki binden fazla kürek, evet bildiğiniz kürek çıkmış.
Derler ya herkes bir yöne deli…
Ve hazin sonu hepiniz biliyorsunuz, Vali Kutlu Aktaş döneminde hemşehrilerimizin telkin ve katkılarıyla bu güzelim eser yıktırıldı!!!
Muğla'ya giderseniz bizim Şirket Han gibi bir yapının nasıl işlevsel bir halde kullanıldığını, yerli ve yabancı turistlerin burada nasıl zevkle turistik eşya alış verişi yaptığını göreceksiniz.
Bence en iyisi siz hiç Muğla'ya uğramayın.
Neden mi? ...
Moraliniz bozulur da, ondan...