Geçtiğimiz günlerde Anadolu Selçuklu Derneği Genel Başkanı Ayetullah Geçen ve arkadaşları tarafından düzenlenen ‘Türkmen Gecesi’ CHP ve bazı medya kuruluşları tarafından eleştirilmişti. Eleştirinin odağında ise SultanAbdülhamidTugayı Komutanı Ömer Abdullah’ın sınırdan geçip Türkiye’ye girmesi ve Osmanlının bir neferi gibi görülüp saygı ve sevgi ile karşılanması olmuştu.
Gecede ise Suriye Türkmenlerinin sıkıntıları konuşuldu, Türk-İslam birlik ve beraberliğine vurgu yapıldı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Mecliste soru önergesi verdi bu konuyla ilgili. Ayrıca bazı basın organları da bu gecenin farklı anlaşılması için algı operasyonu yaptı. Haberlerde yer alan ifadeler bir görüş ya da sitem değildi, anlamadan bilmeden sadece bir saldırıdan ibaretti.
Suriye sınırından PKK’lı geçer Mehmetçiği vurur, HDP geçip PKK kampında ihanet bayrağını açar, savaşmayı göze alamayan iman yoksunu onlarca genç delikanlı geçer sınırdan; sorun olmaz. Çünkü bunların gayeleri Türk-İslam birliğine hizmet etmek değildir. Hal böyle olunca diller susuyor.
Fakat İslam’ı yüreğine alıp ecdadının verdiği sancağı Türklük ve İslam için dalgalandıran Türkmenlere ufak bir destek gecesi yapıldığı anda bombalar patlıyor.
Gecede DEAŞ propagandası yapıldığı iddiası ise gülünçtür. DEAŞ’ın bir terör örgütü olduğunun defalarca ifade edildiği gecede yine DEAŞ’ın Amerika, İsrail ve İngiltere’nin ortak projesi olduğu üzerine basa basa söylenmiştir. Bilinmelidir ki Türkmenler cephede soykırımcı Esed, yayılmacı Rusya ve DEAŞ ile savaşmaktadır.
Bayır-Bucak Türkmenleri bizim dışarıda kalan kolumuzdur ve şimdi keneler o kola hücum etmektedir. Biz Türk-İslam medeniyetinin bir vücudu olarak o keneleri koparıp atmayacak mıyız?
Her kim dünyadaki mazlumların yanında ise bizlerde onların yanında olmalıyız. Vatanın bize biçtiği görev ay yıldızın gölgesinde birleşmek ve İslam’a hizmet etmektir. En acısı da dışarıda onuru ile savaşan Türkmen kardeşlerimize destek olduğumuzda dış kuvvetlerden önce içerimizdeki insanların saldırısına uğramaktır.
Bizler geçmişimizden uzak kalamayız. Geçmişimizi unutmak ve soydaşlarımızı görmezden gelmek demek ‘yok olmamız’ demektir. İç savaşlarla dengelerin değiştiği dünyamızda saflarımızı daha sıkı tutmalı, kardeşlik bağları ile kenetlenmeliyiz. Yoksa parçalanmaya mahkûm oluruz.
Her Mehmetçiğin duasındaki gibi anaların vatanı ‘Anadolu’ Türk-İslam birliğinin beşiği olacaktır…