Geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz Türkiye Yüzyılı Eğitim Sistemi müfredatı açıklandı. Bu müfredat içerisinde milli eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin Bey’in söylemleri le sadeleştirilmiş bir konu dağılımı benimsendi. Ancak müfredat görüşe açılır açılmaz çoğunluğun olumsuz karşıladığı net olmayan kazanımlarla ifade edilmiş bir sistem ortaya konuldu.
Müfredat değişikliğine gelene dek sırada o kadar çok sorun var ki müfredat değişikliği bu soru karın çözülmesine yardımcı olacak mı bilemedim.
Sınav gurubuna yapılan psikolojik baskılar, devamsızlık sorunu, yazılı sınav sorunu ve daha fazlası...
Bir sistem düşünün ki, sistemin uygulayanları öğretmenler benimsememiş, sistemi yaşayan öğrenciler benimsememiş sistemden etkilenen aile, toplum uzak görmüş. Bu yapı içerisinde yapılan her yenilik kâğıt üzerinde kalarak uygulanması güç bir sisteme dönüşmüştür.
Birkaç hafta sonra karne alınacak, sınava girilecek ancak öğrenci psikolojisi, gelişim görevleri geri plana atılmış ve ortaya çıkmış bu sistem sonunda genç beyinler artık sistemden, eğitim kelimesinden dahi kaçacak duruma gelmiş durumdalar.
Gelişim psikolojisine uygun program uygulanması gereken ergen gruplarda hata yapmamaya özen gösterilmesi gerekirken sadece masa başında yapılmış, uygulamadan uzak programlar kalabalıktan başka bir şeye yaramamaktadır. Öğrencilerin benimsemediği, hayattan kopuk uygulamadan uzak olan bu sistem açıklanan müfredat kazanımları ile daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
Okulların kapanmasına az bir zaman kala öğrencilerin müdür yardımcıları kapısında sıra bekleyip tabiri caizse yalvarmaları, velilerin devamsızlık sebebiyle kapı aşındırması gibi durumlar en son hali ile sistemin eğitimi sadece kâğıt üzerinde bırakması eğitim ortamına en çok zarar veren durumdur.
Geçmiş dönemlerde örneği görülen af sistemi eğitim disiplinini laçka hale getirmiş ve Öğrenci ilişkilerini yönetemeyen öğretmenler, öğrencileri okulda tutamayan idareciler ortaya çıkmıştır. Bunun yanında nasılsa geçerim mantığıyla eğitim ortamından kaçan, gelmeyen öğrenci gurupları belirmiştir.
Sistemi yöneten, üreten araştırıp yenileyen eğitim yönetenleri neredeyse en çok değişen bakanlık olma sebebiyle, her gelen bakanın yeni bir proje düşünmesi sebebiyle Türk Eğitim Sistemi deneme tahtasına dönmüş kaybeden, arada kaybolan yine öğrenciler olmuştur.
Bir öğrenci düşünün bir dersin bir konusunu görüyor çabalayıp öğreniyor ve sonuç konudan vazgeçiliyor veya sistem değişiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim olayını bir an evvel düzenleyip sabitlemeli eğer güncelleme yapılacaksa temel üzerinde rötuşlar yapılmalı.
Çevremizde bulunan öğrencilere bir kez soralım bakalım onlar cevap versin eğitim sorularına, ne şekilde baskı gördüklerine veya okulda eğitim öğretim süreci nasıl işliyor diye.
Sonuç olarak;
Çocukları anlamada,
Eğitimi yönetmede,
Eğitim sistemi oluşturmada,
Yenilikçi eğitimde,
Öğretim ortamı düzenlemede
SINIFTA KALDIK...
SAYGI VE SEVGİYLE...