Yarın günlerden 1 Ocak Salı, yıllardan 2 Bin Yirmi Beş…
Çocukluğumuzda 2025 yılı denseydi üüüüüüü…
Hayaller ütesi olurdu.
Yeni Yılımız hepimize kutlu olsun.
Bizi bu günlere eriştiren Allah’a sonsuz teşekkürler olsun.
Türkiye’mizin Yüzyılını uzun uzun, mutlu mutlu, gururlu, gururlu Yaşayacak Milletimize, bizlerden kat kat çok huzurlar, mutluluklar diliyorum.
Ve 2013 yılında yazdığım ve Adaletbiz sitesinde yayımlanan yazımı saygıyla sunuyorum:
Bu sabah 23 Nisan’a uyandım.
Saatler henüz yediyi yaşıyordu.
Biraz sporel giyindim. Ör. ayakkabı…
Asansörler ara sıra ilişir gözüme.
Merdivenlerle dostum.
* * *
“Tam otların sarardığı zamanlar
Yere yüzükoyun uzanıyorum.
Toprakta bir telâş, bir telâş
Karıncalar öteden beri dostum.
Ellerime hanım böcekleri konuyor,
Ne şeker şey onlar.
Uç böcek, uç böcek diyorum
Uçuyorlar.” Kır Şarkısı’ından, Behçet Necatigil, (16 Nisan 1916, İstanbul - 13 Aralık 1979, İstanbul)
* * *
Sporsal, ama ses etmeden aşağıya indim.
Yola çıktım.
Gün aydınlık.
Görüntü cam gibi.
Sokak ağaçlarının yapraklarında geceden kalma damlalar var.
Arada bir düşüyor.
Hani “neşe doluyor” ya insan…
Caddemin adı Fuzuli.
Apartmanımın da Şemsi Belli…
Şemsi Belli ki bu apartmanın yerinde olan tek katlı binadadoğmuş.
* * *
‘Fuzuli Caddesi’ çok, her nedense şehirlerimizde.
Ama “şair” çağrıştırmıyor bu ad sanki çoğumuzda, “gereksiz”likmiş gibi geliyor; ya da bir anlam algılatmıyor.
Fazilet sözcüğünün kökü olan “fuzul”den türeyen faziletli-erdemli anlamında mahlas.
"İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir." Türkçe Divanı’nın önsözünden.
Bağdat'ı aldığı için Kanuni’ye kasideler yazmış. Padişah da 9 Akçelik aylık bağlatmış.
Ne var ki, bu aylığı alırken hep güçlük çıkarmış ona, Bağdat Evkafında çalışan memurlar. Padişah kararını bile dinlemiyorlarmış.
Bu yüzden Padişaha ünlü Şikayetname’sini yazmış Fuzuli.
“Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.
Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar.”
“Ger ben ben isem nesin sen ey yar
Ger sen sen isen neyim men-i zar.” Su Kasidesi’nden. Fuzuli-Türk Divan Şairi-1483-1556
* * *
“Şavata'tan Angara'ya ses getmiir
Biz getmeğe guvvatımız hiç yetmiir
Malımız yoh
Yolumuz yoh
Angara'ya ses verecek dilimiz yoh
Ganadımız, golumuz yoh
Bu ne biçim memlekettir hooy babooov ?
Yerin, yurdun adresesin bilmirem
Angara'da: Anayasso!
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov?”Anayasso’dan bir bölüm. Şemsi Belli
(Cumhurbaşkanımızın da, 11 Şubat 2014 tarihli Grup Toplantısında, geçmiş iktidarları hatırlatmak maksadıyla bu şiiri okumuştur.)
“Gönül penceresinden
Ansızın bakıp geçtin
Bir yangının külünü
Yeniden yakıp geçtin.” Bir yangının Külü’nden, Şemsi Belli (1925, Malatya – 11 Ekim 1995, İstanbul)
Evet, Şair Fuzuli Caddesinde, Şair Şemsi Belli’in doğduğu evin yerinde ve adını taşıyan apartmanda oturmaktan dolayı duyduğum mutluluğu anlatmaya gerek var mı bilmem!
* * *
Fuzuli Caddesini geçtikten sonra, Beydağı’ndan, eteklerinden basamaklarla indirilen Kernek Suyu’nun akıtıldığı kanaldan adını alan Kanalboyu’nda yürüyorum bir süre.
“Malatya Malatya bulunmaz eşin
Gönülleri coşturur da ayla güneşin.
Anam anam anam anam Kernekli misin
Kerneğe gelmeye de yeminli misin.” Malatya Türküsü
Kanalboyu ki, iki yanı taş döşeli iki yol.
Çevresi yemyeşil ağaçlı, çeşmeli.
Karlı, ayazlı günleri geçersek neşeli, neşveli.
Kafelerinden gençlik taşar kızlı erkekli.
Kanalboyunda yürüyorum
Bir yanımda Kernek Suyu yürüyor,
Bir yanımda Orduevi büyüyor.
Atatürk (Kışla) Caddesiyle, Kanalboyu’nun (Şehit Hamit Fendoğlu Caddesi) kesiştiği yerde Atatürk Anıtı var.
Oraya varıyorum.
Çelenkler bu anıta konuyor.
Geçen yıl Belediye, bu simge anıtı taşıyacağını açıkladı.
Neymiş, tören sırasında trafik aksıyormuş.
Doğru.
Biz dedik ki; tamam da, bu anıt Malatya’nın kimliği, yerinde kalsın, düşünülen tören yerine yenisi, daha iyisi yapılsın. Her parayı her yere harcıyorsunuz, buna da harcayın…
Şimdilik ses yok.
* * *
Anıtın önünde hareketlilik başlamış…
23 Nisan tören hazırlıkları.
Memurlar, öğretmenler koşuşuyordu.
Bayraklar, ağaçlar direkler arası gerili iplere asılmıştı.
Belediye Başkanı da uygun zamanlarda şehrin ana caddelerindeki direklerin özel yapılmış yerlerine Bayraklarasar.
Şehir capcanlı olur.
Bir öğretmen arkadaşla karşılaşıyorum.
“Görevdeyiz” diyor.
Vatanı bekliyorsunuz diyorum.
Vatan mı kaldı diyor…
Bayrakları gösteriyorum.
Altı boş diyor onların…
* * *
Simitçi fırınına gidiyorum, kahvaltıya simitler alıyorum.
Bugün 23 Nisan.
Not: Şair Fuzuli Caddesinde, (Öğretmen, Hukukçu) ŞairŞemsi Belli’nin adını taşıyan apartmanımız, zalim depremdeağır zarar görmüş, binayı yapanın, yıkımın ve yapımın gecikmesine sebep olan “Ağır değil, hafif hasarlıdır” iddialı davasının sonucu beklenmiş ve sonuçta, iddia mahkemece değerli bulunmamış, ağır hasar olduğu kararı verilmiştir.