Şampiyonluğa oynayan bir takım için 2 hafta üst üste puan kaybetmek, ciddi bir yaradır. Bunu telafi etme psikolojisi ise ne kadar kaliteli takımınız olursa olsun zor bir durumdur. Yeni Malatyaspor 1461 maçına tamda böyle bir atmosferde çıktı. Rakip ligin gerçek kaliteli ekiplerinden biri, maç sahanızda ve kazanmaktan başka çareniz yok.
Yeni Malatyaspor ilk dört haftada bölüm bölüm de olsa bize o kadar güzel bir oyun seyrettirdi ki; ister istemez beklenti içersine girdik. Geçtiğimiz yıllarda bırakın organize bir golü, atak dahi izleyemezken, şimdi etkili hücumlarla rakibi bunaltan, goller atan ve galip gelen bir takım görmediğimizde homurdanmaya, eleştirmeye başlıyoruz. ‘Müşteri her zaman haklıdır’ mantığından yola çıkarak, iyi futbol bekleyen camianın 4 haftalık etkileyici futboldan sonra takımından daha fazla şeyler istemesini haklı buluyorum.
1461 maçına hepimiz o kadar çok şartlandık ki taraftar da futbolcu da inanın ilk 45 dakika aynı şeyleri yaşadı. Sahada akortsuz bir orkestra vardı sanki Yeni Malatyaspor adına. Maraton tribününde ise futbolcuyu ve diğer taraftarları uykudan uyandırmaya çalışan derebeyleri vardı sadece. Rakibe verilen bol pozisyonlar, oyuncularımızın bir birlerine attıkları kalitesiz paslar, cılızlıktan öte gitmeyen atak çabalarımız derken neyseki ilk yarı bitti. Maçın 40.dakikasında bir an, “Demek ki bu şehrin futboldan nasibi bu kadarmış, biz artık hep bu ligin takımı kalacağız” diye umutsuzluğa kapıldım. Çünkü sonucu değiştirmek için ne taraftar ne futbolcu ne de Mustafa Hoca birşeyler yapıyordu. İkinci yarı başladığında Mustafa Uğur’un ne kadar büyük bir hoca olduğunu, oyuna dahi bir dokunuşuyla bir kez daha görüyorduk.
Yeni Malatyaspor hücumlarında rakipten dönen topları ve rakibin ataklarında bizden dönen topları yeniden kazanıp, baskı yaratacak bir oyun düzenine geçen Mustafa Uğur, İrfan Başaran’ı forvet arkasından orta sahaya çekerek, kilidi açmayı başardı. 3’lü orta sahayla her dönen topu aldık ve rakip karşısında ciddi bir baskı kurduk. Sonrasında goller ardı ardına geldi. Kenardaki teknik adamın iyi olması gerçekten bir takım için çok önemli. Bazılarının çok merak ettiği Mustafa Uğur’un B.C.D…. planlarını hepimiz görmüş olduk. Oyun içindeki ufak bir dokunuş bile 1461 Trabzon’u yıkmaya yetti. Yeni Malatyaspor’un hafta içi Ümraniyespor ve yine hafta sonu Tarsus maçlarınından alacağı puanlarla ligin zirvesine çıkacağından şüphem yok. Lakin bu şehrin Mustafa Hoca’ya ve yönetime sahip çıkması konusunda tereddütlerim var.
İnönü Stadı’nın dört bir yanı boş. Takım şampiyonluğa koşuyor, ‘reklam vereyim de çorbada tuzum olsun’ diyen yok. Bazı lejyonerler, Mustafa Uğur’un taktik anlayışını eleştirerek, kendine kariyer yapmaya çalışıyor. Kariyerli insanları eleştirmekle birileri kariyerli olsaydı, bugün İbrahim Tatlıses’e, Fatih Terim’e, Hülya Avşar’a, Arda Turan’a sallayanlar kesin Başbakan olurdu. Geçen yıl para ağababalarından dolayı üç pas yapamayan takımı bize Real Madrid gibi sunanlar, bu sezon şampiyonlar ligi kıstaslarıyla eleştiri yapıyorlar.
El insaf diyorum.