Sezon biterken...!

Abone Ol

Alima Yeni Malatyaspor, Boluspor maçıyla sezona veda etti. İyisiyle - kötüsüyle, günahıyla – sevabıyla her şeye rağmen ligde kalan Malatya takımı, ilk amacına ulaşmıştır.
Yıl içersinde gerek yorumlarımda gerekse de yazılarımda yapılan hataların neler olduğunu ifade etmiştim. Aynı şeyleri tekrarlamadan bu kez takımı ligde tutan yönetim, hoca ve futbolcuları tebrik ediyorum.
Herkesin emeğine sağlık.
Geçtiğimiz sezon başında, ortasında ve sonunda yapılan yanlışlardan ders alınarak yeni döneme başlanması en büyük temennim.
Hüseyin Ökke ve Erhan Koç...
Geride kalan sezon içersinde Malatyalı futbol işçilerinin ortaya güzel şeyler koyduğunu da gördük. BAL’da farklı takımlarla 2 sezonda 2 kupa kaldıran Hüseyin Ökke ve Erhan Koç kardeşlerime yıldızların en büyüğünü veriyorum.
Hem mesleki anlamda hem de insani anlamda verdikleri onurlu mücadelenin karşılığını alan can dostlarımın bu başarıları beni çok mutlu etti.
Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun futbol emekçileri...
Benim takım 1932 Malatyagücü!
Uzun yıllar formasını onurla, gururla giydiğim, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun en eski kulübü olan 1932 Malatyagücü 2. Amatör Küme’de namağlup şampiyon olarak yıllar sonra gözlerimi bir kez daha nemlendirdi.
‘Aziz’ abimin en dipte verdiği, ‘Yiğit’ mücadelesiyle gelen bu şampiyonluk eminim benim gibi tüm Malatya Gençliklileri sevindirmiştir. Emeği geçenleri kutluyorum.
Davut Özbağ’ın ‘Anatomi’si!
Futbolda faal sezonların sona ermesi bir yandan da şehrimizin diğer spor alanlarında neler olup bittiğini görmemiz açısından iyi bir fırsat oluyor.
Yıl içersinde İnönü Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ile ilgili (BESYO) bazı haberler gözüme çarptı, durdu.
BESYO’nun başında ‘doğrucu mu yalancı mı’ onu henüz çözemedim, Davut diye biri varmış, araştırdım adamın sporun ‘S’ si ile alakası yok!
‘Takım kurmuşlar da BAL’a çıkmışlar da kurumsallaşmışlar da falan filan...’ Ha bi de kariyer günleri var tabi onu da unutmamak lazım.
Çağırdığınız insanlar kariyerli de senin kariyerin ne Davut Efendi?
Bu kariyer denilen şeyler öyle, klimalı dersliklerde öğretmenlik yapmayla, öğrencilerle halı sahada top oynamayla, plaket alıp vermeyle olmuyor. Bakkaldan, manavdan da satın alınmıyor maalesef!
Malatya futboluna bomba gibi düştün de nerede, ne zaman patlayacağını merak ediyorum doğrusu.
Türk futbolunun en kariyerli akademik antrenörlerinden Abdullah Güllü ve Türk sporu için müthiş bir eğitmen olan eşi Esin Güllü’yü Malatya’dan kaçırdınız, şimdi kürsüye çıkardıklarınızla kendinize etiket mi yapmaya çalışıyorsunuz?
Para pul sıkıntınız yok, ‘üniversiteyiz, kurumsalız’ diyorsunuz, 3 senede 4 antrenör değiştirdiniz. Bu mu kurumsal takımınız sizin?
Tüm bunlara rağmen sayın müdürümüz, 44 Malatyaspor’u da kurumsal olmamak ile suçluyor. Adama demezler mi önce evinin önünü temizle diye. Sen Malatyalı olmayan biri olarak, bu şehrin öyle ya da böyle bir kesimini temsil eden kulübünü eleştirecek, hedef alacak hangi gücü kendinde nasıl buluyorsun?
Gelişmişlikte Malatya ile yan yana konulamayacak şehirlerin üniversiteleri neler neler yapıyor, bizim ki hala kartvizit peşinde.
Çorum Üniversitesi Dünya Güreş Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Yanı başımızda Elazığ var, 10. 000 kişilik spor salonu yaptılar, BESYO’yu Fakülteye çevirdiler. Siz de burada Çarmuzu, Kiltepe, Taştepe, Çöşnük, Kaldırım takımlarıyla maç yapın, namağlup olun, kupa kaldırın, plaket verin, kendi kendinizi tatmin edin!
Bravo sana Davut oturarak değil, ayakta alkışlıyorum seni (!)