ŞEVKET KESKİN NASIL KAZANDI?

Abone Ol

276 delegenin oy kullandığı bir seçimde 190 rekor oy alarak çok farkla kazanan bir adaya “nasıl” sorusunu sormamı garip bulabilirsiniz.

Evet, MESOB Başkanı Şevket Keskin o kadar olaylar olmasına rağmen rakiplerine fark atarak tekrar Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin başkanı oldu.

Öncelikle tebrik edelim.

Kolay iş değildir yıllarca o koltukta oturmayı başarmak…

Bana göre Şevket Keskin toplumun ya da esnafın hangi konularda hassas olduğunu iyi biliyor.

Malatya’da çok da görülmemiş bir “çıkış” yaptı.

Çok güçlü denilen bir gruba farklı bir isimle hitap edip çok “keskin” açıklamalar yaptı.

Bu açıklamaları başkan olana kadar ve hatta başkan seçildikten sonra da kürsüden devam ettirdi.

O gruba “keskin” davrandıkça esnafa daha yaklaştı bana göre…

Ya da o gruba vurdukça “esnaf” daha çok Keskin’e yaklaştı.

Ve bu süreçte mevcut yerel yönetimlere de aslında “keskin” konuştu.

Sıkıntıları birinci ağızdan daha net ve daha gür ifade etti.

O gruba ilk taştan sonra yerel yönetimler ile genel yönetimleri ayrıştırdı.

İkisini ayrı ayrı değerlendirdi.

Ve o ilk “taş” atıldıktan sonra o grubun medyası durmadı.

O medya her “taş” attığında sanki Şevket Keskin daha çok oy kazanıyordu.

Kaç yıldır o koltukta oturuyor bilmiyorum ama…

Sayın Keskin belki de ilk defa bu kadar gündeme geldi.

Ve bana göre başardı.

Bu başarının nedenlerini iyi çözmüş gözüküyordu.

Karşısına sürekli dillenen bir “grubu” aldı.

Durmadan ateş açtı.

Karşı taraf ise “ateş” açtığını zannediyordu.

Her ateş açtığında Şevket Keskin’in kalkanı daha güçleniyordu.

Çünkü Şevket Keskin bana göre ne yaptığını iyi biliyordu.

Kendisine “metal yorgunu” demiş bir yazar olarak söylüyorum:

Şevket Keskin bu süreci çok başarılı geçirmiştir.

Bize de tebrik etmekten başka bi şey düşmez.

MUSTAFA ŞAHİN ARADI

AK Parti milletvekili ve aday adayı Mustafa Şahin önceki gün yazmış olduğum “AK Parti mi Meşale mi?” yazımdan sonra beni aradı. Uzunca bir konuşma yaptık.

İlgili bölümü tarafsızlık gereği cevap hakkını aynen aktarıyorum:

“Ben Meşaleci değilim. Tüm derneklerle aynı mesafedeyim. Ben AK Partiliyim. AK Parti milletvekiliyim. Meşale’nin sözcüsü değilim. Ne yanındayım ne arkasındayım… Şevket Keskin’le bir husumetim yoktur. Yapmış olduğu bir söylem sonucu sadece bir cevap vermişimdir.”

Yorum kıymetli okurlarımındır.

SELAHATTİN SARIOĞLU

Selahattin Abi’yi çok severim.

CHP’de yaptığı siyaseti, içeri ile değil dışarı ile uğraşmasını, basınla ilişkisini, her ortama rahatlıkla girmesini çok beğenirdim.

Yakından takip ederdim.

Geçen hafta sonu hasta hasta evde otururken sosyal medyada gördüm. AK Parti aday adaylığı için başvurduğunu…

Çok şaşırdım.

Fikirlerin değişimine inanırım.

Değişime inancım tamdır ama bu kadar kısa bir sürede bu kadar keskin bir “dönüş” yapılmasını garipsedim.

Niye aday oldu demiyorum ama bildiğim baro seçimlerine hazırlandığıydı. Niye vazgeçti baro başkanlığı adaylığından bilmiyorum.

Bu kadar keskin dönüşlerin siyasette pek başarılı olmadığını biliyorum ama…

Bakıp göreceğiz.