Sessiz toplum

Abone Ol

Trambüs’ü sabırsızlıkla bekleyen Malatyalı hemşerilerimin kaygılı hali dedikodudan öteye gitmiyor. Merak ediyoruz hatta her gün konuşuyoruz ama…

Seni gördüğü zaman, “Kardeşim yazın bunları…” tarzı haykırışı hissediyorsun ama bu toplu huysuzluğu tek dile dökemiyor Malatyalı!

Herkesin ama herkesin karşı olduğu ve tam olarak nasıl olacağını bilmeyen Malatyalı hemşerilerimin iş bittikten sonra Kernek Şelalesi’ni gördükten sonraki tutumunu maalesef burada yazamayacağım. Çünkü ağzı bozulmadan o “ucube” yerden geçen yok!

Malatya Park açıldıktan sonra Kanalboyu ile ilgili sıkıntıları çoğu Malatyalı bilir. Kanalboyu’ndaki esnaf yakınmalarını çok duymuşsunuzdur.

Yeşilliğin bol olduğu ve bu yeşil alanın su sesi ile tamamlandığı, yazın en sıcak olduğu aylarda dahi o bölgenin doğal klima etkisi yarattığı bir ortamı sen aldın betonlaştırdın ve bir “ucube” simge yerleştirdin. Zaten AVM’nin etkisinden zarar gören Kanalboyu esnafı aslında bir darbe daha yedi!

O betonlaşmış yere uğrayan var mı? Çocuğunu alıp o her taraftan su fışkıran serin yere giden aile şimdi o bölgeden geçiyor mu?

Peki, bu “huzursuz” Malatya halkı yani bu tür projeleri beğenmeyen halk niye bir yürüyüş yapmaz? Neden demokrasinin kurallarını işletmez? Bu tür anlamsız projeler daha tasarım aşamasındayken Malatya’daki tüm sivil toplum örgütleri neden tek ses olmaz? Onlarca derneğin Malatya menfaati için birleştiği bir platformun ve işin içine siyaset katmadan ve tek derdin Malatya olduğu bir oluşum neden olmaz?

Google’a “trambüs” yazıyorsun sadece “Malatya” ile ilgili haberler çıkıyor. Durum o kadar vahimdir. Türkiye’de yeni denenecek bir ulaşım aracına milyonlar akıtılıyor ve hem uzmanı hem cahili bu Trambüs olayı konusunda hoşnutsuz ama sadece dedikodu boyutunda.

Seçilmiş irade her zaman fikirler getirebilir. Bu fikirleri hayata geçirirken halka sormayabilir. Ama o halk, beğenmediği bir projeyi sadece yürüyerek veya mitingler yaparak sorar. Bu tür uygulamaları da sivil toplum örgütleri vasıtasıyla yapar.

Demokrasi sadece sevdiğin partiye oy vermek demek değildir.

Berbere gidiyorsun, memnun değil!

Lokantaya gidiyorsun, memnun değil!

Çay ocağına gidiyorsun, memnun değil!

Mahalleli memnun değil!

Muhtarı memnun değil!

Derneği memnun değil!

Çalışan memnun değil!

Ahmet Çakır çıkıp ben de memnun değilim dese, inanırım. Herkesin bildiği sessiz beğenmeyenlerin çokluğu hiçbir idareciyi bağlamaz. Sesin gür çıkmıyorsa, o beğenmeme sadece “dedikodu” oluyor.

Yoksa bir “danışman” çıkıp “… bir başka başkan da gelip yıkar.” diye bir lakırdı edebilir mi? Normal işleyen demokrasilerde bu sözün yaptırımı olmaz mı? Berberde, lokantada, mahallede “Yav kardeşim o danışman da kimmiş” diyoruz ama duyan yok.