Seninki kalsın!

Abone Ol

Cumartesi gece Yeni Malatyaspor adına yine kötü futbol seansları vardı. Yine fotokopi pozisyonlar, yine yanlışlara hapsedilmiş bir takım fotoğrafı.
Alanya Oba Stadı’nda makine halısıyla, el emeği göz nuru kilim arasındaki farkı gördük. Galibiyete koşanlarla, 3 puanı ayağına bekleyenleri de gördük.
İrfan Buz kendini tebrik etsin! Multigorup Alanyaspor maçının hem senaristi hem de baş oyuncusu o idi. Kendisi yazdı, kendisi oynadı. Rakibi çözmek bir yana, takımının şifrelerini rakibine vermiş gibiydi.
Tekrar etmekten usanmadığı yanlışları cumartesi yine inatla sergileyen bir Yeni Malatyaspor vardı sahada.
Berbat bir futbol ve inançsız bir mücadele. Onların yanlışlarından vazgeçeceklerini sanmak, galiba en büyük yanılgımız.
Malatyaspor’un kendini kaçıncı ihbarı?
Kaçıncı futbolsuz gecesi? Görünen o ki isyan; hükümsüz bir senfoni ve bu takımın futbolla tanışacağı da uzak ara.
Maç boyunca Alanyaspor’u seyrettik. Takım olmanın bütün şartlarını oluşturmuşlardı. Goller attılar, pozisyonlar buldular, 5’e 2 oynayıp zevk yaptılar. Hızları, yaratıcılıkları modern resim galerisi gibiydi. Hepsi formasının hakkını verdi, gece de onlara hakkını verdi.
Kusura bakma teknik patron İrfan…
Godoy seyreder, Ayite seyretmez!
Ramazan seyreder, Ayite yine seyretmez!
Elin oğlu pozisyonları öpüp alnına koyuyor, harcamaya kıyamıyor, dibine kadar da mücadele ediyor. Seninkiler ayağındaki topu rakibine veriyor, kötü bile koşamıyor!
Küçük düşünen adamlardan büyük teknik adam olmaz. Futbol Malatya’da yan kuruluş değildir. Bir yaşam biçimidir. Bu şehrin hocasının temsil gücü, bir duruşu, bir düşüncesi olmalı.
Tek icraatı tercüman olarak yanında çalıştığı teknik adamın imha edilmesinde “başoyuncu olmak” olmamalı. Kendisine kattığı tek özellik de bu zaten.
Malatyaspor’un puan kaybetme sebeplerini oluşturan bütün gerçeklerde senin adın yazıyor Sayın İrfan Buz. Öz güvenini yitirmiş bir takım duruyor sahada.
Bir teknik adamın maç sonrası açıklamasına bakar mısınız?
Adam diyor ki; “rakip içerde zaten kaybetmiyormuş, Ayiteleri varmış, sağ bek Canerleri çok bindiriyormuş, öne geçince coşkulu oluyorlarmış… Sanki bunlara çözüm bulması gereken kişi kendisi değil de sokaklarda gezen Deli Ali’ymiş gibi anlatıyor.
Senin ki kalsın, Deli Ali’yi gönderelim alsın.
Bize bunlarla gelme Anlatya’da 15 gün ne yaptın, bunları konuş!
Rotasından kuşku duyulan kaptanlar gemileri batırır.
“Severek ayrılalım” konulu romantik tepkilerle Malatyaspor’un harcayacak zamanı yoksa gerçekçi olmak gerekir.
Oyununu tamamlamak için; sezonun sonunu beklemek gerekmez.
Futbolu başına taç etmeyen teknik adamların tahtı yoktur.
İnsanlar giderken büyük kalmalı, kalıp küçülmek yerine!
İrfan Buz kendine iyi baksın. Malatyaspor’a Allah kerim. Adil Gevrek’e gelince; Şimdi mikrofonları tutsunlar bakalım. Giresun maçından sonra söylediği, “teknik adam değişikliğini doğru yerde, doğru zamanda yaptık” diyor mu?
Gelelim futbolculara; futbolunuzla sizleri hangi tanıma sığdırsak bir şeyler eksik kalır. Ne yürekli mücadele ettiniz ne de arkadaşlık bağlarınızın gücünü gösterdiniz bizlere. Ne cesaretiniz vardı, ne de yüklendiğiniz bir ideal!
Sevgili futbolcular, “kendinizi toplayamıyorsanız, bavulunuzu toplayın” demek bana yakışmaz. Ben karar mercii değilim. Ama şıkıdım şıkıdım oynamakla formanın hakkını vermek arasında bir tercih yapmalısınız. İçinizden birkaç kişi hariç (1-Ertaç…) o formaya yakışmadınız.
Eleştiriden korkmayın. Yanlışları himaye edenlerden korkun.
Malatya’yı sevmek yanlışların üzerini örtmek değilse; yanlışlar bitmesi gereken yerde yeniden başlayan bir hikâyeyse, bu hikâye burada bitmez.