Uzunca bir aradan sonra yeniden merhaba BUSABAH okurları…
Yeni Malatyaspor’un oynadığı son iki maçta sergilediği futbol ve aldığı sonuçlar zaten yazmaya ve konuşmaya gerek bırakmadığı için ben direk karşılaşmaların önüne geçen Feyyaz Uçar’ı kaleme almak istedim.
Tarsus müsabakası tam anlamıyla “Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir” sözündeki gibiydi. Hafta içinde Ümraniye karşısında tel tel dökülen takım ve Feyyaz Hocanın dahiyane kadro seçimi, zaten hafta sonu Tarsus karşısında alınacak sonucun habercisiydi.
Ümraniye karşısında belki de sezonun kaderini belirleyecek maça çıkıyorsun, sağ beke Koray’ı, sağ açığa Aydın’ı, forvete Emrah’ı koyup, takımın en hareketli oyuncusu Serkan’ı ve tek orijinal sağ beki Onur’u da kulübede oturtuyorsun. Eğer bizim futbol diye bildiğimiz başka bir şey değilse resmen deney yaptın be hocam. Sonrada 10 kişi kalmayı bahane ediyorsun. En komiği ise maç sonu Hüseyin’i kazandığını söylüyorsun, 3 gün sonra kazandığın adamı yedek bırakıyorsun. Hangi ara kaybettin Hüseyin’i söyle de biz de bilelim hocam.
Peki ya Fanatik muhabbetine ne demeli?
Malatyaspor’un başındayken bir gazetede yazarlık yaparak bu şehri küçümsediğini bugüne kadar gündeme dahi getirmedik ta ki; Tarsus’ta oynayacağın kritik maç akşamı Fenerbahçe’yi analiz edene kadar. Konya – Fenerbahçe maçıyla ilgili yazını hazırlayacağına, takımının Tarsus dersine çalışsaydın ya hocam. Fenerbahçe’deki bitirici vuruş eksikliğinden bahsediyorsun, ertesi sabah takımın gol pozisyonuna dahi giremiyor. Bunun izahı var mı Allah aşkına sana soruyorum?
“Ben şampiyon olacağım” diyen bir hava yok Malatyaspor’da. 1461 gibi çok kritik bir maçı kazanan futbolcular başı önünde terk ediyor sahayı. Takım puan kaybediyor başı önünde oyuncuların. Kimse kusura bakmasın ama bu takımın havası kaçmış. Şampiyonluğa oynayan takım duygularını daha yoğun yaşamalı. Kazanınca zafer gibi kutlamalı, kaybedince daha duygusal olmalı. Ama Feyyaz Uçar’da bir hava yok ki takıma da yansıtsın.
Maç sonrası açıklamaların ise tam bir felaket Feyyaz Hocam. Eğer şampiyonluğa oynayan bir takım; üst üste berabere kalıp, aldığı 1 puana seviniyorsa sözün bittiği yerdeyiz demektir. Senin elinde bu liglerin altın karması var hocam. Devre arasında 5 tane çok iyi takviye yaptın ve mazeretsiz bir takım aldın. Oyuncuların maçta atılıp, takımın eksik kalmasını bahane olarak sunman, takım içersindeki senden kaynaklanan otorite boşluğunu kamuoyuna servis etmenden başka bir şey değil.
Hiç kimse senin başarılı futbolculuk kariyerine, TRT’deki o güzel spor programlarına laf edemez hocam. Allah var; gollerin, kibarlığın, televizyonculuğun çok başarılı hocam. Ama teknik direktörlük konusunda kendini tam olarak nasıl bir yerde görüyorsun ben anlamadım.
Yoksa sen şaka mısın Feyyaz Hocam?