Semih Özbey

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta sonu 30. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Malatya Gazeteciler Cemiyeti, yılın başarılı gazetecilerine de ödül plaketleri verdi.
Bu ödüllerden, köşe yazısı dalındaki ödüle bendeniz, röportaj dalındaki ödüle de yine bu gazetemizden Mutlu Sarıgül arkadaşımız uygun görüldü.

***************
Şimdi sizlere bir hemşehrimizin acıklı hikayesini hatırlatmak istiyorum.
Sizlerden ricam bu hemşerimizi gündemden hiç düşürmeyelim, unutturmayalım ve gücümüz yettiğince bir kamuoyu baskısı yaratmaya çalışalım...
Hemşerimiz Semih Özbey, 21 Haziran 1993’te Malatya’da dünyaya geldi.
Babası Gürsel Özbey, hepimizin tanıdığı geçmiş dönem bir sivil toplum örgütünde başkanlık yapan bir esnaf ve annesi ise ev hanımıydı.
İlkokulu, ortaokulu, liseyi en iyi derecelerle bitirdi.
Asker olmayı o yıllarda kafasına koymuştu.
Soran büyüklerine,
'Büyüyünce asker olacağım’ diye cevap verirdi.
Kimsenin meslek seçimine de, hayallerine de karışmasına izin vermezdi.
Sık sık asker olan yakınlarını ziyaret etti, asker elbiselerini giyip uzun uzun hayallere daldı.
Asker üniformasını gerçekten giyeceği ve çok sevdiği devletine hizmet edeceği günleri hayal etti.
Çocukken kurduğu hayallerine ilk adımı 18 yaşında, Balıkesir’de Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu’na başlayarak attı.
Okulunu her zaman ki gibi başarıyla bitirdi, aslan gibi bir Jandarma Astsubay oldu.
Her vatansever asker gibi canını ülkesine feda etmeye hazırdı.
Ama sonu belirsiz
bir karanlığa girdiğinde yapayalnız kalacağını nereden bilebilirdi ki...
Semih, astsubay olalı dört yıl olmuş ve Rize’de görev yapmaya başla-mıştı.
Rize’de görev yaparken annesinin hasta olduğunu öğrendi, biricik annesini görmek için izin alıp özel arabasıyla yola düştü.
Takvimler, 17 Eylül 2015’i gösterdiğinde, Tunceli Pülümür yolunda hain örgüt PKK’lılar yolunu kesti. Sivil olmasına rağmen, aracını ateşe verip Semih’i de esir aldılar.
O an hangi duygulara sahipti bilemem ama korku denen insani duygunun Semih’in yanına yaklaşmadığını söyleyebilirim.
Yalnız, şunu düşündüğünü tahmin edebiliyorum.
“Benim uğrunda ölmeyi göze aldığım devletim, nasıl olsa beni kurtarır”...

*************
Semih’in babası Gürsel Özbey, yalnız oğlu için değil, aralarında polis ve erlerin de bulunduğu 12 vatandaşımız için çalmadık kapı bırakmadı...
Aradan yıllar geçti...
Ne siyasiler ağızlarına aldı ne de basın yazdı çizdi.
Ve PKK Semih’in bir videosunu paylaştı.
Şöyle diyordu hemşehrimiz:
“Ben Semih Özbey. 21 Haziran 1993 Malatya doğumluyum.
17 Eylül 2015 tarihinde esir alındım. Yardımcı olacak herkesten yardım bekliyorum.
3 yıldır buradayım. Bizim için çabalanıyor mu, bir çaba var mı bilmiyorum.
Bizim için mücadele etsinler” dedi.
Bugün tam yaklaşık bin dört yüz gün geçti.
Dile kolay tam tamına 1400 gün...
Kanser hastası anne evladını 22 yaşında bıraktı, sarılamadı, koklayamadı, öpemedi...
“Ölmedim, iyileşiyorum seni bekliyorum” diyemedi...
Biri hemşehrimiz olan 12 can ve acılı 12 aile.
İstedikleri tek bir şey var.
O da evlatlarına kavuşmak...
Çok şey mi istiyorlar sizce...