SELAM VERMEK

Abone Ol

Geçen yazı geçirdiğim Balıkesir'e bağlı Ocaklar Köyü’nde sabahları yürüyüşten sonra uğrayıp sahilde çay içtiğim sahil kahvesine yine uğradığım bir gündü.

Bitişikteki masaya gelen hanımefendinin “Günaydın” demesiyle irkildim.

O da ne kadın bana selam vermişti!

Bunda anormal ne vardı, tabi ki hiçbir şey! Tabi olmayan bize selam veren hele hele selam veren bir kadının olmasıydı.

İnsanların sözle olmasa bile ufacık bir gülümseme ile dahi selamlaşması çok büyük bir incelik değil mi?

Geri dönüşte de birçok insanın yürüyüş yaptıkları parkurdan dönerken insanların çoğu ile gülümseyerek, bir kısmı ile söz ile selamlaşarak döndüm...

Eylül sonu Malatya'ya döndüğümde aynı duygularla sokağa çıktım, fakat maalesef ne kimsede gülümseme, ne merhaba, ne günaydın, ne selamun aleyküm!

Kökeni Arapça selam kökünden gelen, barış dini olan İslam’ın temsilcileri olan bizler, selam vermek sünnet almak farz diyen bir Peygamberin ümmeti olan bizlere ne oluyordu da böyle selamsızlar ordusuna dönüşüyorduk.

Kanaati aczime göre gamsızlık, umursamazlık, bananecilik, daha da önemlisi bencillik almış başını gitmiş.

Lütfen yarın ilk iş sabah tanıyın tanımayın ilk kişiye selam verin.

Selamı yayalım, güzel ülkemizin daha çok selama, daha çok birlikteliğe ihtiyacı var.

Hepinize selamlar!