7 Haziran’da sandıktan tek parti çıkmayınca, partilerin koalisyon görüşmeleri olumlu sonuç vermeyince 1 Kasım’a erken seçim tarihi kaydedildi. Seçim çalışmaları başladıktan hemen sonra çözüm süreci hiçe sayılarak sayısız şehit haberi aldık. Şehit haberlerine ve ülkedeki kaosa dur demek adına Türkiye’nin dört bir yanından otobüsler dolusu insan Ankara’ya “Barış Mitingine” koştu ve kanlı cumartesinde 97 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda ölenlerden 11 kişi ise Malatyalı… Bunların 8’i CHP Gençlik Kolları üyesiydi. Küçük yaşlarına rağmen bütün partilerin yükünü gençlik kollarında gönüllü çalışan gençler çeker aslında. Gece yarılarında afiş asarlar, mitinglerde, konferanslarda ön sıralarda yer alırlar hatta evin yolunu unutur parti binasında sabahlarlar. Sadece CHP gençleri değil, AKP, MHP ve diğer partilerde de durum aynıdır.
Partilerine gönül vermiş 8 isim terör saldırısında hayatlarını kaybetti. Cenazelerini yine o çok sevdiği parti teşkilatında çalışan isimler getirdi. Cenaze törenlerine ise Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kılıçdaroğlu, daha sonra aileleri tek tek evlerinde ziyaret ederek başsağlığı diledi.
Deniz Baykal’dan sonra göreve gelen Kılıçdaroğlu’nu bir türlü sevemedim, eleştirdim. Liderliğini eleştirdim, olaylara yaklaşımını, yaptığı açıklamaları, miting konuşmalarını hep eleştirdim. CHP’nin oy kaybının faturasını hep Kılıçdaroğlu’na kestim. Ama önceki gün kendimden utandım. Olayın olduğu gün Hükümete, Başbakan Davutoğlu’na terörü bitirmek adına “açık çek” teklifi ve olumlu yaklaşımı, cenazelerine sahip çıkması, acılı aileleri teselli etmesi, ölen gençlerin yakınlarına karşı üslubu, eşiyle beraber taziye evlerini gezerken alçak gönüllülüğü, eşinin samimiyeti, taziye çadırında karton bardaktan çay içmesi, hayatını kaybeden gencin abisine sımsıkı sarılışı, teselli edişi beni utandırdı. Şimdi diyeceksiniz ki “Bunları diğer liderlerde yapıyor.”Evet, yapıyor ama yapmak için yapıyor. Mesela hiçbir lider, hükümetin davetine bu kadar içten evet demedi. Onlar da eşleriyle katıldı cenazelere zamanında ama hepsi de üstlerinde marka kıyafetleri, eşarpları, baştan aşağı dökülmüş kaliteli parfümleri ve son moda gözlükleriyle katıldı. Selvi Kılıçdaroğlu anne vicdanıyla katılmıştı cenazelere, bakışından, kılığından, kıyafetinden belliydi. Bu yaşanan olayları hep 1 Kasım seçim sonuçlarıyla kıyaslıyoruz, hesap kitap yapıyoruz ya şimdi tam o manzara var karşımızda. Sandıktan CHP ne kadar oy alır, kaç vekil meclise gönderir bilinmez? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte izlediği yol partisine seçimi kazandırır mı bilmem ama Kılıçdaoğlu’nun gönülleri kazandığı kesin. O yüzden bu seçimin kazananı şimdiden belli. Liderlik değil, insanlık kazandı, Kemal Kılıçdaroğlu kazandı.