Sayın Cumhurbaşkanım, Malatya’dan size bir mektup

Abone Ol

6 Şubat’ta bu ülke “yüzyılın depremi” dediğimiz felaketi yaşadı. Malatya en ağır yarayı alan şehirlerden biri oldu. Evler yıkıldı, çarşılar çöktü, esnaf dükkânsız kaldı. Ardından kayısıyı don vurdu, çiftçi kuraklıkla boğuştu. Esnaf siftahsız kepenk kapatmaya başladı. Malatya’nın yükü ağır, derdi büyük.

Bu kadar sorun yaşanırken Malatya’nın sokaklarında, çarşısında, pazarında en çok dile gelen soru şu:

“Bizim vekilimiz nerede?”

Malatyalılar, Milletvekili İhsan Koca’yı kastediyor.

2003’te AK Parti Malatya İl Başkanı oldu. 2007’de milletvekili seçildi. Sonra tekrar İl Başkanı, ardından yeniden milletvekili… Yani uzun yıllardır siyasetin içinde, Malatya’nın en çok koltuk gören isimlerinden biri. Ama Malatya’da konuşulan şu:

“Vatandaşla yan yana değil, sadece Cumhurbaşkanı veya bakanlar geldiğinde protokolde görünüyor.”

Sokakta esnaf şunu söylüyor:

• “Bir kere gelip halimizi sormadı.”

Çiftçi diyor ki:

• “Kayısıyı don vurdu, bir geçmiş olsun bile etmedi.”

Depremzede çadırının önünde anlatıyor:

• “Telefonunu aradık, açmadı. Açsa da bizim derdimizi dinlemedi, kulak vermedi.”

Vatandaşın dilinde de ortak bir sitem var:

 “Milletin derdiyle uğraşmıyor, bazı işadamlarının Ankara’daki bürokratik işlerini takip ediyor.”

Sayın Cumhurbaşkanım,

Malatyalılar size olan sevgilerinden dolayı oy verdiklerini söylüyor. Ve sizin sık sık dile getirdiğiniz şu sözleri hatırlatıyorlar:

“Yorulan arkadaşlar bıraksın. Milletin derdiyle ilgilenmeyenin bu partide işi olmaz.”

Bugün Malatya’nın kahvehanelerinde, sokaklarında şu sorular yankılanıyor:

• “Deprem sonrası evsiz kalan on binlerin vekili nerede?”

• “Kayısıyı don vururken çiftçinin vekili nerede?”

• “Esnaf siftahsız kepenk kapatırken vekil nerede?”

Malatyalıların cevabı net: "Ortada yok.”

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bu satırlar şahsi bir görüş değil, Malatyalıların kendi sözleridir. Malatyalılar diyor ki:

“Bizim yükümüz ağır, ama vekilimizin adımları hafif. Bizim derdimiz büyük, ama vekilimizin gölgesi küçük. Eğer milletin yükünü taşımıyorsa, Meclis sıraları değil, emekli kahvesi daha uygun olur.”