Aslında “gündem” yoğunluğundan gazetecilerin işi kolaymış gibi görünebilir ama gündemin hassasiyetlerinden pek siyaset kokmayan “gündemler” gözden kaçabiliyor ya da gözden uzak gibi algılanıyor.
Belki farklı olmak burada kendini gösterebilir.
Mesela geçen hafta Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “evlilik ve kadın programları” ile ilgili konuşması dikkat çekici idi.
Sadece Malatya değil, bölgedeki hemen hemen tüm yerel gazeteleri takip ediyorum işim gereği…
Ama FETÖ, referandum gibi sıcaklığını yitirmeyen konular yüzünden es geçildi.
Haberi tabii ki yapıldı ama detaya girilmedi.
Sayın Kurtulmuş ne demişti:
“Bu bizim de çok yakın takip ettiğimiz, üzülerek izlediğimiz bir alan. Bu bizim örfümüze, geleneğimize, inançlarımıza, Türk aile yapısına, Anadolu topraklarının kültürüne uygun olmayan şeylerdir. Zaman zaman bize de ulaşan hiçbir şekilde kabul edilemeyecek sözlerin, davranışların sergilendiği bir takım evlilik programları. Neymiş efendim reytingi çok yüksek ve dolayısıyla reklam gelirleri de çok yüksek. Olmaz olsun böyle reklam gelirleri.”
Devamında bu programlar ile ilgili çok şikâyet olduğunu ve konu hakkında çalışma yürütüldüğünü ve KHK ile yasaklanabileceğini, belirtmişti.
Aslında fikrim bu konuda çok açık:
İsminin başında “evlilik” olan programların aslında evlilik ile ilgili olmadığını, “ünlü” olmak için her türlü soytarılığın mubah sayıldığı mizansen dolu replikler izletiliyor bizlere…
“Evin var mı araban var mı, benim üstüme ne yapacaksın, hangi tapunu bana kaydıracaksın?” tarzı konuşmaların geçtiği, kaygının evlilik olmadığı evlilik programları izletiliyor bizlere…
Utanmanın, sıkılmanın olmadığı, sanal aileler izletiliyor bizlere…
Sanal kadınlar…
Sanal erkekler, sanal kayınbabalar…
Sanal akrabalar…
Hepsini mizansen zannediyorsun çünkü bu şekilde ailelerin olamayacağını düşünüyorsun.
Yaşını başını almış adamların yaşını başını almış kadınlar ile televizyon aracılığı ile evlenmesini belki normal karşılayabilirsin ama bu tür “yaşlı” insanların düştüğü hali gerçek bulmuyorsun.
Daha lise çağında veya gençliğinin baharındaki “kızların” televizyon aracılığı ile evlenmesini belki normal karşılanabilir.
Belki diyorum çünkü o yaşlardaki gençlerin “ev-araba-tapu” üçlemesine girmesini gerçek bulmuyorum.
Eli yüzü düzgün çocukların bu şekilde evlenmek istemesine anlam veremiyorum.
İster KHK ile olsun isterse RTÜK aracılığıyla olsun bir an önce bu tür hayali programların kaldırılması lazım.
Bugün mizansen algısında olduğumuz bu programların algısı eğer “gerçeğe” dönüşürse iş o zaman rayından çıkar.
Sayın Numan Kurtulmuş’un bu söylemine tamamen katılmakla beraber daha hızlı davranılması taraftarıyım.