‘ŞAMPİYONLUK ADAYIM BAŞAKŞEHİR’

Abone Ol

Erol Hoca’nın verdiği demeci okumuşsunuzdur…

‘Benim şampiyonluk adayım Başakşehir’ dedi.

Bu açıklamayı bana yaptı.

Hayır ben sormadan o söyledi… Ben sadece duyunca ‘acaba doğru mu anladım’ diyerek teyit manasında sordum.

Tabi haber duyurulur duyulmaz kıyamet koptu… ‘Erol Hoca maç satacak, Başakşehir maçının sonucu belli’ gibisinden çok ağır eleştiriler…

Hocanın açıklaması bana da çok doğru gelmedi ama kendisini tanıdığım için o sözleri hangi niyetle kullandığını çok iyi biliyordum.

Yine de çığ gibi büyüyen tepkiler karşısında düşüncelerini öğrenmek için maçtan 1 gün önce aradım ve konuyu konuştum kendisiyle.

‘Hocam keşke yapmasaydınız maçın arifesinde…’şeklindeki cümlemi tamamlamadan bana, “Ben yanlış bir açıklama yaptığımı düşünmüyorum. Söylediğim şey açık ve net. Bana göre oynadığı futbolla şampiyonluğun muhtemel adayı Başakşehir dedim. İnsanlar bunu farklı yöne çekiyorsa ben ne yapabilirim. Beni bilen bilir. Hayatımda disiplini elden bırakmadan, duygusallığa kapılmadan hep çalıştım” dedi.

Şimdi size soruyorum…

Bu sözlerin sahibinin çalıştırdığı takımın sahada mücadele ve kazanma düşüncesi dışında bir alternatifi olabilir mi sizce?

Bu yazıyı Başakşehir maçı oynanmadan önce kaleme aldım. Oradan çıkacak sonucun lehimize olacağı tahmininde bulunmak elbette zor. Sonuçta karşında şampiyonluk yolunda ölüm kalım maçına çıkmış bir rakip olacak. Ancak sahadaki oyunun Erol Hoca’nın yukarıda söylediği sözleri destekleyeceğinden hiç şüphem yok.

Bundan sonrası için lütfen sizin de olmasın!

YÖNETİMİ ELEŞTİRME YAZISI!

Geçenlerde bir köşe yazı okudum, arkadaşın birisi Yeni Malatyaspor Kulübü’nün yanlış yönetildiğini ve yönetimin acilen görevi bırakması gerektiği yönünde bir şeyler karalamış.

Eleştirilerine en büyük dayanak olarak da transferdeki yanlış politikaları göstermiş.

Ha bu arada bahsettiğim kişi, çok değil 1 yıl öncesine kadar başkan ve yönetime ‘gözünün üstünde kaşın var’ diyenlere, koruma içgüdüsüyle dümdüz gidip savunacak kadar yakın bir şahıstı.

Neyse işte bu şahıs başkana saydırmışta saydırmış… Ne beceriksizliğini bırakmış, ne de adamlığını.

Yazıyı okurken inanın ben utandım.

Yazı dilinin kötü olmasını mı, giriş-gelişme-sonuç kompozisyonundan uzak bir şekilde kaleme alınmasını mı, yoksa büyük bir kinle yazıldığından duygu yoğunluğunun ara ara hakarete meyletmesini mi, hangi birini söylesem.

Adam, af edersiniz biraz amiyane olacak ama döşemişte döşemiş!

Yazıyı zar zor okuyunca yazan şahsın düşünce dünyasını anlamak için bir-iki dakikalığına empati yapmaya çalıştım.

Bu eleştirileri yapan şahıs hakikaten samimi mi yoksa içindeki nefsani duyguları tetikleyen bir yaşanmışlık mı var arkasında?

Geldiğim nokta mı?

Bunu isterseniz o eleştiri dolu cümlelerin öznesi olan Adil Gevrek’e sorun!