Geçen hafta deplasmanda karşılaştığı Giresunspor önünde başarılı bir futbol ve iyi mücadele sonucu 3 puan alan takımımız, cumartesi günü ise iç sahada Denizlispor’a 2-1 mağlup olmaktan kurtulamadı.
Giresun maçından sonra herkesin bu takımdan beklentisi olacağını, kaybetse bile futbolseverleri memnun edecek bir futbol ortaya koyması gerektiğini yazmıştım.Geçen haftanın morali ile çıkılan ve alt sıralarda bulunan bir takım karşısın da son 20-25 dakika haricinde doğru dürüst net gol pozisyonuna giremeden müsabakaya devam etmenin izahatı olmasa gerek.Şaşırtıcı olan; Bu pozisyonları ve attığımız golü on kişi kaldıktan sonra bulmamızdır. Bunu belki rakibin iki farklı öne geçmesine, bizim de bir eksik oyuncu ile oynayıp Denizlispor’un rahatlığına da bağlayabiliriz.
Futbol da her ne kadar yenilen gollerin çoğu bireysel hatalardan kaynaklansa da, bizim yediğimiz gollerde ki hatalar ölümcül cinstendi. İlk golde Sadık’ın ceza sahasına gelen ortayı rakibe adeta ikram edip hata yapması kendisine yakışmadı. İkinci gol de ise Alex’in atağa çıkarken kaptırdığı topun defansın arkasına atılması ve Ramazan’ın ise takip ettiği oyuncuya gol vuruşu yaptıktan sonra müdahale etmesi tecrübesini sekteye uğrattı denilebilir.
İki müsabaka arayla bir takımın bu kadar değişkenlik göstermesi ne ile izah edilir? Bilemiyorum. Bizler gibi İrfan hoca da hayal kırıklığına uğramıştır, muhtemelen. Önce yapabildiğimiz kadar oyun ve mücadele istikrarını müsabakalar da yakalamamız gerekir. Bu tabi ki bir yanda kadro kalitesi ile alakalıdır. Daha sonra uzun lig maratonun da skor istikrarını da yakalayabilir, hak ettiğimiz yere gelebiliriz. Takımla ve oyunla alakalı bazı tespitler yapmak istersek;
Azubike’nin ikinci sarıdaki refleksini ve konumunu anlarımda, Koray’ın her zaman ki gibi boş beleş yediği sarı kartı anlamıyorum.
Musa Sinan ve Alex in oyun içinde rahat ve kendine güvenerek oynamalarını anlarımda, bunun ara sıra takıma zarar verecek duruma gelmesini anlamıyorum.
Akpabıo gibi belki yeteneği kısıtlı ancak güçlü ve hızlı bir oyuncudan, İskender gibi ise bunun tam tersi takımın belki en usta diyebileceğimiz bir futbolcudan yeterli verimin sağlanamayışını anlamıyorum.
Ramazan dan başka bu takımda serbest atış kullanacak (sahanın her yerinde) kimse yok mu? Anlamıyorum. Yanlış anlaşılmasın, kötü kullandığı için değil. Sahanın en uç bölgelerine gidip efor sarf edip, zaman zaman oyundan düştüğü için anlamıyorum.
Geçen hafta galip gelen takımda ilk yarıda oyuna dahil olan ve başarıyla mücadele eden Kamil in yerine Gökhan ın tercih edilmesini, ayrıca özellikle iç saha maçlarında üretkenlik adına da takıma katkı sağlayacak İrfan la başlanılmayışını da anlamıyorum.
Son 20 dakikaya kadar giremediğimiz pozisyonlara, bir kişi eksik kalıp nasıl girdiğimizi ve kaleci İsmail’i belki de haftanın yıldızı seçtirmeyi başaracak o golleri nasıl kaçırdığımızı anlamıyorum.
Son olarak Yeni Malatyasporlu futbolcuların bize ‘şaka’ yapmadan, her hafta ve müsabaka için de bir iyi, bir kötü futbol oynamayı bırakıp kaybetsek de sevenlerinin sitemine maruz kalmadan kaybedelim diyorum. Bu temennilerle Balıkesir karşısında takımımıza başarılar diliyorum...